Türkiye İklimi: İklim Elemanları ve İklim Tipleri

Türkiye iklimi, kısa mesafelerde önemli değişiklikler gösterir. Karadeniz kıyılarında yıl boyunca nemli ve yağışlı koşullar görülürken Akdeniz kıyılarında yaz kuraklığı belirginleşir. İç kesimlerde karasallık güçlenir; doğuya doğru artan yükselti ise kışların daha uzun ve soğuk geçmesine yol açar.

Bu çeşitlilik, Türkiye’nin yalnızca farklı enlemlere uzanmasından kaynaklanmaz. Denizlerin dağılışı, yükselti, dağların uzanışı, bakı, basınç merkezleri ve hava kütleleri de sıcaklık, rüzgâr, nem ve yağış koşullarını değiştirir. Bu nedenle Türkiye’nin iklimini anlayabilmek için önce iklimi etkileyen faktörleri, ardından iklim elemanlarının dağılışını birlikte değerlendirmek gerekir.

İklim, geniş bir alanda uzun yıllar boyunca gözlenen atmosfer koşullarının ortalama düzenidir. Hava durumu ise belirli bir yerde ve kısa bir zaman içinde yaşanan atmosfer olaylarını ifade eder. Bir gün gerçekleşen şiddetli yağmur ya da sıcaklık düşüşü hava durumudur. Aynı yerde uzun yıllar boyunca tekrarlanan sıcaklık ve yağış düzeni ise iklimin parçasıdır.

Türkiye İklimini Etkileyen Faktörler

Türkiye’nin iklim özellikleri matematik konum ve özel konumun ortak etkisiyle şekillenir. Enlem ülkenin genel iklim çerçevesini belirlerken denizler, yükselti ve yer şekilleri bölgesel farklılıkları artırır.

Türkiye iklimini etkileyen coğrafi faktörler

Enlem ve orta kuşakta bulunma

Türkiye yaklaşık 36°–42° kuzey enlemleri arasında, Kuzey Yarım Küre’nin orta kuşağında yer alır. Bu nedenle dört mevsim genel olarak belirgin biçimde yaşanır.

Güneş ışınları Türkiye’ye hiçbir zaman dik açıyla gelmez. Güney kesimler, kuzeye göre Güneş ışınlarını daha büyük açıyla aldığı için genel olarak daha sıcaktır. Bu nedenle diğer koşullar eşit kabul edildiğinde sıcaklığın güneyden kuzeye doğru azalması beklenir.

Ancak sıcaklığın gerçek dağılışı enlemlere bütünüyle uymaz. Yükselti, denize uzaklık ve yer şekilleri bazı bölgelerde enlem etkisinden daha güçlüdür. Örneğin Doğu Anadolu, Güney Marmara’dan daha güneyde bulunmasına rağmen yükseltisi nedeniyle çok daha soğuk olabilir.

Orta kuşakta bulunması, Türkiye’yi cephe sistemlerinin ve batı rüzgârlarının etkisine de açık hâle getirir. Özellikle kış aylarında farklı hava kütlelerinin karşılaşmasıyla cephe yağışları oluşur.

Denizellik ve karasallık

Karalar çabuk ısınıp çabuk soğurken denizler geç ısınıp geç soğur. Bu farklılık, kıyılar ile iç kesimler arasında sıcaklık ve nem farkları oluşturur.

Deniz etkisinin güçlü olduğu kıyılarda:

  • Kışlar daha ılık geçer.
  • Yaz ile kış arasındaki sıcaklık farkı azalır.
  • Havadaki nem miktarı artar.
  • Bulutluluk genellikle daha fazladır.
  • Yağış ihtimali yükselir.

Deniz etkisinin zayıfladığı iç kesimlerde karasallık belirginleşir. Yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk olabilir. Günlük ve yıllık sıcaklık farkları büyür.

Karadeniz’in etkisi, kıyıya paralel uzanan Kuzey Anadolu Dağları nedeniyle iç kesimlere kolayca ulaşamaz. Benzer biçimde Toroslar, Akdeniz’in nemli ve ılımanlaştırıcı etkisinin İç Anadolu’ya geçmesini sınırlar.

Yükselti

Türkiye’nin ortalama yükseltisi fazladır. Ayrıca yükselti genel olarak batıdan doğuya doğru artar. Troposferde yükseldikçe sıcaklık çoğunlukla azaldığı için Doğu Anadolu’nun yüksek kesimleri oldukça soğuktur.

Yükseltinin artması:

  • Ortalama sıcaklığı düşürür.
  • Kar yağışını artırır.
  • Karın yerde kalma süresini uzatır.
  • Don olaylarını sıklaştırır.
  • Tarım ürünlerinin olgunlaşmasını geciktirir.
  • Bitki kuşaklarının yükseltiye göre değişmesine yol açar.

Erzurum ile Samsun arasındaki kış sıcaklığı farkı, yükselti ve denizelliğin etkisini açıkça gösterir. Erzurum yüksek ve karasal bir konumdayken Samsun deniz seviyesine yakın ve kıyıdadır.

Dağların uzanışı

Türkiye’nin kuzeyinde Kuzey Anadolu Dağları, güneyinde Toroslar kıyıya büyük ölçüde paralel uzanır. Bu dağlar, denizden gelen nemli havanın iç kesimlere ilerlemesini zorlaştırır.

Karadeniz üzerinden gelen nemli hava, Kuzey Anadolu Dağları’nın kıyıya bakan yamaçlarında yükselir. Yükseldikçe soğuyan havadaki su buharı yoğunlaşır ve yamaç yağışları oluşur. Dağların gerisindeki iç kesimlere ise daha az nem ulaşır.

Akdeniz kıyılarında da benzer bir durum görülür. Torosların denize bakan yamaçları bol yağış alırken dağların iç kesime bakan tarafında yağış azalır.

Ege Bölgesi’nde dağlar büyük ölçüde kıyıya dik uzanır. Bu nedenle deniz etkisi vadiler boyunca iç kesimlere daha kolay sokulur. Akdeniz iklimi Ege kıyılarından daha içerilere kadar ulaşabilir.

Bakı

Bakı, bir yamacın Güneş’e dönük olma durumudur. Türkiye Kuzey Yarım Küre’de bulunduğu için güney yamaçlar genellikle daha fazla güneş enerjisi alır.

Güneye dönük yamaçlarda çoğunlukla:

  • Sıcaklık daha yüksektir.
  • Kar daha erken erir.
  • Tarım ürünleri daha erken olgunlaşır.
  • Buharlaşma daha fazladır.
  • Tarım ve orman üst sınırı daha yükseğe çıkabilir.

Bakı etkisi özellikle dağlık bölgelerde kısa mesafelerde sıcaklık ve bitki örtüsü farklılıkları meydana getirir. Bununla birlikte yükselti, nem, eğim ve rüzgâr koşulları bakının etkisini değiştirebilir.

Hava kütleleri

Hava kütlesi, oluştuğu bölgenin sıcaklık ve nem özelliklerini taşıyan geniş hava topluluğudur. Türkiye, konumu nedeniyle kuzeyden gelen soğuk, güneyden gelen sıcak, denizler üzerinden gelen nemli ve kıtalar üzerinden gelen kuru hava kütlelerinin etkisinde kalır.

Kuzeyden gelen hava kütleleri sıcaklığı düşürürken güneyden gelenler çoğunlukla sıcaklığı yükseltir. Deniz üzerinden ilerleyen hava nem kazanabilir. Kara üzerinden gelen hava ise genellikle daha kuru özellik taşır.

Farklı hava kütlelerinin karşılaşması cephelerin oluşmasına yol açar. Bu nedenle Türkiye’de özellikle soğuk mevsimde cephe yağışları yaygındır.

Türkiye’de İklim Elemanları

İklim elemanları, atmosfer koşullarını ölçülebilir biçimde açıklayan temel değişkenlerdir. Türkiye’de iklimi oluşturan başlıca elemanlar sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağıştır. Güneşlenme, bulutluluk ve buharlaşma da bu elemanlarla yakından ilişkilidir.

Türkiye’de Sıcaklık

Sıcaklık, havanın ne kadar sıcak ya da soğuk olduğunu gösteren iklim elemanıdır. Türkiye’de sıcaklığın dağılışını enlem, yükselti, denizellik, karasallık, bakı ve hava kütleleri birlikte belirler.

Yıllık ortalama sıcaklığın dağılışı

Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklık genel olarak güneyden kuzeye ve kıyılardan yüksek iç kesimlere doğru azalır. En yüksek yıllık ortalamalar Akdeniz kıyıları ile Güneydoğu Anadolu’nun alçak kesimlerinde görülür.

En düşük yıllık ortalamalar Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerindedir. Bu dağılışta yükselti, enlemden daha belirleyici hâle gelir.

Ege ve Akdeniz kıyılarında denizellik kış sıcaklıklarını yükseltir. Karadeniz kıyılarında da deniz etkisi kışları yumuşatır; ancak kuzeyde bulunma ve bulutluluk yaz sıcaklıklarının fazla yükselmesini engeller.

Türkiye’de ocak ve temmuz ayı sıcaklıklarının dağılışı

Ocak ayı sıcaklıkları

Ocak ayında Türkiye’nin en ılık kesimleri Akdeniz kıyılarıdır. Denizlerin geç soğuması ve güneyde bulunma, kıyı sıcaklıklarının yüksek kalmasını sağlar.

İç kesimlerde deniz etkisi zayıfladığı için sıcaklık düşer. Doğu Anadolu’da yükselti ile karasallık birlikte etkili olur. Bu nedenle Erzurum-Kars çevresinde aylık ortalamalar uzun süre sıfırın altında kalabilir.

Kışın Sibirya ve Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgaları sıcaklığı batı ve iç bölgelerde de hızla düşürebilir. Bu nedenle kış sıcaklıkları her yıl aynı düzeyde gerçekleşmez.

Temmuz ayı sıcaklıkları

Temmuz ayında en yüksek ortalama sıcaklıklar Güneydoğu Anadolu’nun alçak alanlarında görülür. Bölgenin güneyde bulunması, deniz etkisine kapalı olması ve sıcak-kuru hava koşulları güçlü ısınmaya ortam hazırlar.

Akdeniz ve Ege kıyıları da yazın sıcaktır. Yüksek nem nedeniyle kıyılarda hissedilen sıcaklık artabilir. Karadeniz kıyılarında denizellik ve bulutluluk yaz sıcaklıklarını sınırlar.

Doğu Anadolu’nun yüksek platolarında yazlar kısa ve görece serindir. Gündüz sıcaklık yükselse bile nemin azlığı ve yüksekliğin etkisiyle geceler serinleyebilir.

Günlük ve yıllık sıcaklık farkları

Deniz etkisindeki kıyılarda günlük ve yıllık sıcaklık farkları genellikle azdır. İç kesimlere gidildikçe karasallık güçlenir ve sıcaklık farkları artar.

Nem ve bulutluluk da sıcaklık farklarını azaltır. Bulutlar gündüz Güneş enerjisinin bir bölümünü engellerken gece yeryüzünün ısı kaybını yavaşlatır. Bu nedenle bulutlu Karadeniz kıyılarında sıcaklık farkları sınırlıdır.

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da havadaki nemin azalması, gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkını büyütebilir. Doğu Anadolu’da ise uzun ve soğuk kışlar yıllık sıcaklık farkını artırır.

Don olayları

Don, hava veya yüzey sıcaklığının 0 °C’nin altına düşmesiyle suyun donmasıdır. Türkiye’de don olayları iç ve yüksek kesimlerde daha sık görülür.

Doğu Anadolu’da donlu gün sayısı fazla, don mevsimi uzundur. Akdeniz ve Ege kıyılarında ise deniz etkisi nedeniyle don daha seyrek yaşanır.

İlkbahar sonundaki geç donlar çiçek açmış meyve ağaçlarına zarar verebilir. Sonbahar başındaki erken donlar da henüz hasat edilmemiş ürünleri etkileyebilir.

Türkiye’de Basınç ve Basınç Merkezleri

Atmosfer basıncı, havanın yeryüzüne uyguladığı ağırlıktır. Türkiye’de basınç koşulları sıcaklığa, yükseltiye ve çevredeki dinamik basınç merkezlerine bağlı olarak değişir. Basınç farkları rüzgârların oluşmasını ve hava kütlelerinin hareketini sağlar.

Türkiye’yi etkileyen Azor, İzlanda, Sibirya ve Basra basınç merkezleri

Türkiye’de basıncın mevsimsel değişimi

Yazın Anadolu karası güçlü biçimde ısınır. Isınan hava genleşir ve yükselir. Böylece özellikle iç ve güneydoğu kesimlerde termik alçak basınç eğilimi belirginleşir.

Kışın kara yüzeyi hızlı soğur. Soğuyan hava yoğunlaşarak çöker ve karalar üzerinde yüksek basınç koşulları oluşabilir. Ancak Türkiye’de hava koşullarını yalnızca yerel ısınma ve soğuma belirlemez. Çevredeki büyük basınç merkezleri de mevsimlik hava düzenini değiştirir.

Azor Yüksek Basıncı

Azor Yüksek Basıncı, Atlas Okyanusu’nun subtropikal kesiminde oluşan dinamik yüksek basınç merkezidir. Konumu ve etkisi mevsimlere göre değişir.

Yazın etki alanını Akdeniz Havzası’na doğru genişlettiğinde alçalıcı hava hareketlerini güçlendirir. Alçalan hava ısınır ve bağıl nemi azalır. Bulut oluşumu zorlaştığı için Türkiye’nin batı ve güney kesimlerinde yaz kuraklığı belirginleşir.

Azor Yüksek Basıncı kışın Avrupa üzerine uzandığında Türkiye’ye kuzeyli hava akımlarının yönelmesine katkıda bulunabilir. Böyle durumlarda açık, soğuk ve kuru hava koşulları görülebilir. Merkezin etkisi, o dönemdeki diğer basınç alanlarının konumuna göre değişir.

İzlanda Alçak Basıncı

İzlanda Alçak Basıncı, Kuzey Atlas Okyanusu çevresinde etkili olan dinamik alçak basınç merkezidir. Özellikle kış mevsiminde güçlenir.

Bu merkeze bağlı sistemler batı rüzgârlarıyla Avrupa ve Akdeniz üzerinden Türkiye’ye ulaşabilir. Ilık ve nemli hava taşıyan cepheler, özellikle batı bölgelerde sıcaklığın yükselmesine ve yağış oluşmasına yol açabilir.

İzlanda Alçak Basıncı’nın etkisi tek başına değerlendirilmez. Akdeniz üzerinde gelişen alçak basınç sistemleri ve çevredeki yüksek basınç alanları, cephelerin izleyeceği yolu değiştirir.

Sibirya Yüksek Basıncı

Sibirya Yüksek Basıncı, kışın Asya kıtasının güçlü biçimde soğumasıyla oluşan termik yüksek basınç merkezidir. Türkiye’yi etkilediğinde kuzeydoğudan çok soğuk ve genellikle kuru hava getirir.

Bu hava kütlesi Karadeniz üzerinden geçerken nem kazanabilir. Ardından Karadeniz kıyılarında ve iç kesimlerde kar yağışına yol açabilir. Deniz etkisiyle oluşan yoğun kar yağışlarında yalnızca soğuk hava değil, hava kütlesinin deniz üzerinden kazandığı nem de önemlidir.

Sibirya Yüksek Basıncı’nın etkili olduğu dönemlerde sıcaklık hızla düşebilir. Don ve buzlanma riski artar.

Basra Alçak Basıncı

Basra Alçak Basıncı, yazın Güney ve Güneybatı Asya’nın güçlü biçimde ısınmasıyla belirginleşen termik alçak basınç alanıdır.

Bu merkez Türkiye’nin özellikle güneydoğu kesimlerine sıcak ve kuru hava akımlarının yönelmesine katkıda bulunur. Böylece Güneydoğu Anadolu’da yaz sıcaklıkları yükselir, nem azalır ve kuraklık şiddetlenir.

Basra Alçak Basıncı’nın etkisi yaz aylarında daha belirgindir. Kışın kara yüzeyinin soğumasıyla bu termik sistem zayıflar.

Basınç merkezlerinin karşılaştırılması

Basınç merkeziTürüEn etkili olduğu dönemTürkiye’ye başlıca etkisi
Azor Yüksek BasıncıDinamik yüksek basınçÖzellikle yazBatı ve güney kesimlerde alçalıcı hava ve yaz kuraklığı
İzlanda Alçak BasıncıDinamik alçak basınçÖzellikle kışBatıdan gelen ılık ve nemli cephe sistemleri
Sibirya Yüksek BasıncıTermik yüksek basınçKışÇok soğuk hava, don ve uygun koşullarda kar yağışı
Basra Alçak BasıncıTermik alçak basınçYazGüneydoğuda sıcak ve kuru hava

Türkiye’de Rüzgârlar

Rüzgâr, havanın yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru yatay hareketidir. Türkiye’de rüzgârların yönünü basınç dağılışı, yer şekilleri ve çevredeki hava sistemleri belirler.

Bir rüzgârın yalnızca yönünü bilmek, etkisini kesin olarak açıklamak için yeterli değildir. Hava kütlesinin kaynağı, geçtiği yüzey, mevsim ve yer şekilleri de dikkate alınmalıdır.

Kuzey yönlü rüzgârlar

Kuzey yönlerden gelen rüzgârlar çoğunlukla sıcaklığı düşürür.

  • Yıldız, kuzeyden eser.
  • Poyraz, kuzeydoğudan gelir.
  • Karayel, kuzeybatıdan eser.

Poyraz, özellikle kışın Balkanlar, Karadeniz’in kuzeyi veya daha doğudaki soğuk alanlardan hava taşıdığında sıcaklığı azaltır. Karayel de kuzeybatıdan soğuk hava getirebilir.

Kuzeyli hava akımları deniz üzerinden geçerken nem kazanırsa yağış oluşturabilir. Bu nedenle kuzeyden gelen her rüzgârın mutlaka kuru olduğunu söylemek doğru değildir.

Güney yönlü rüzgârlar

Güney yönlerden gelen rüzgârlar çoğunlukla sıcaklığı artırır.

  • Lodos, güneybatıdan eser.
  • Kıble, güneyden gelir.
  • Keşişleme, güneydoğudan eser.

Lodos, özellikle Marmara ve Ege çevresinde sıcaklık artışına neden olabilir. Kuvvetli estiğinde deniz ulaşımını aksatabilir, soba ve baca gazı kaynaklı zehirlenme riskini artırabilir.

Kışın lodosla gelen sıcak hava karların hızla erimesine katkıda bulunabilir. Kar erimesine yağmur da eklenirse akarsu seviyeleri yükselebilir.

Fön rüzgârları

Fön, dağın yamacı boyunca alçalan havanın sıkışarak ısınması ve kurumasıyla oluşan sıcak yerel rüzgârdır.

Nemli hava dağın bir yamacında yükselirken soğur ve yağış bırakır. Nemi azalan hava diğer yamaçtan aşağı inerken ısınır. Böylece sıcaklık kısa sürede yükselebilir, bağıl nem azalabilir.

Fön rüzgârları karların hızlı erimesine, bitkilerin su kaybetmesine ve orman yangını riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Türkiye’nin dağlık alanlarında yerel ölçekte görülebilir.

Meltemler

Meltem, kara ile denizin ya da dağ ile vadinin gün içinde farklı ısınıp soğuması sonucunda oluşan kısa süreli yerel rüzgârdır.

Gündüz kara denizden daha hızlı ısınır. Kara üzerinde alçak, deniz üzerinde görece yüksek basınç oluşur. Böylece deniz meltemi denizden karaya doğru eser.

Gece kara daha hızlı soğur. Bu kez karada yüksek, deniz üzerinde görece alçak basınç meydana gelir ve kara meltemi karadan denize yönelir.

Dağ-vadi meltemlerinde gündüz hava vadiden yamaçlara, gece ise yamaçlardan vadi tabanına doğru hareket eder.

Türkiye’de Nem, Bulutluluk ve Buharlaşma

Nem, havada bulunan su buharıdır. Türkiye’de nem koşullarını denizlere yakınlık, sıcaklık, rüzgâr, yükselti ve bitki örtüsü etkiler. Nem; bulutlanma, sis, yağış ve hissedilen sıcaklık üzerinde önemli rol oynar.

Türkiye’de nem, bulutluluk ve buharlaşmanın bölgesel değişimi

Mutlak ve bağıl nem

Mutlak nem, belirli bir hava hacminde bulunan gerçek su buharı miktarıdır. Denizlere yakın ve sıcak kıyı bölgelerinde genellikle yüksektir.

Bağıl nem, havadaki mevcut su buharı miktarının aynı sıcaklıkta taşıyabileceği en yüksek neme oranıdır. Sıcaklık yükseldiğinde havanın nem taşıma kapasitesi artar. Havadaki su buharı değişmese bile bağıl nem azalabilir.

Karadeniz kıyılarında yıl boyunca bağıl nem genellikle yüksektir. Güneydoğu Anadolu’da yazın mutlak nem bütünüyle sıfırlanmasa da yüksek sıcaklık nedeniyle bağıl nem oldukça düşebilir.

Nem dağılışı

Türkiye’de mutlak nem genellikle kıyılarda yüksek, iç kesimlerde daha düşüktür. Özellikle Akdeniz kıyılarında sıcaklık ile denizden gelen nem birlikte etkili olur.

Bağıl nemin en yüksek olduğu alanlar arasında Karadeniz kıyıları bulunur. Sıcaklığın sınırlı, nem kaynağının sürekli ve bulutluluğun fazla olması bağıl nemi yükseltir.

İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’da yazın bağıl nem düşüktür. Bunun nedeni deniz etkisinin zayıflığı, yağış azlığı ve yüksek sıcaklıklardır.

Hissedilen sıcaklık

Yüksek nem, terin buharlaşmasını yavaşlatır. Bu nedenle yazın Akdeniz ve Ege kıyılarında ölçülen sıcaklık ile insanın hissettiği sıcaklık arasında fark oluşabilir.

İç kesimlerde hava daha kuru olduğu için aynı sıcaklık daha farklı hissedilebilir. Bununla birlikte rüzgâr hızı, güneşlenme ve kişisel koşullar da hissedilen sıcaklığı etkiler.

Bulutluluk ve sis

Bulutluluk, gökyüzünün bulutlarla kaplı bölümünü ifade eder. Karadeniz kıyılarında nemli hava ve yükselici hareketler nedeniyle bulutluluk genellikle fazladır.

Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da yaz aylarında bulutluluk azalır. Bu durum güneşlenme süresini artırır.

Sis, yeryüzüne yakın havadaki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşur. Marmara, Karadeniz kıyıları, boğazlar, vadi tabanları ve yüksek platolarda farklı oluşum mekanizmalarıyla sis görülebilir.

Buharlaşma

Buharlaşma, suyun sıvı hâlden gaz hâline geçmesidir. Sıcaklık ve rüzgâr arttıkça, bağıl nem azaldıkça buharlaşma genellikle hızlanır.

Türkiye’de buharlaşma yazın güney ve iç kesimlerde yüksektir. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz çevresinde yaz sıcaklıkları buharlaşmayı artırır.

Karadeniz kıyılarında bağıl nemin yüksek olması buharlaşmayı sınırlar. Buharlaşmanın yağıştan fazla olduğu alanlarda su açığı ve kuraklık belirginleşir.

Türkiye’de Yağış

Yağış, atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak yağmur, kar veya dolu biçiminde yeryüzüne ulaşmasıdır. Türkiye’de yağış miktarı ve yağışın mevsimlere dağılışı büyük farklılık gösterir.

Türkiye’de yağış miktarı ve yağış rejimlerinin dağılışı

Yağış miktarının dağılışı

Türkiye’nin en fazla yağış alan yerleri arasında Doğu Karadeniz kıyıları bulunur. Rize ve çevresinde denizden gelen nemli hava, kıyıya paralel uzanan dağların yamaçlarında yükselir ve bol yağış bırakır.

Batı Karadeniz’in bazı kesimleri, Yıldız Dağları’nın denize bakan yamaçları, Muğla çevresi ve Antalya’nın bazı kıyı alanları da yüksek yağış değerlerine ulaşabilir. Ancak bu alanların yağış rejimleri aynı değildir.

Türkiye’nin az yağış alan alanları arasında Tuz Gölü çevresi, Iğdır Ovası ve bazı kapalı havzalar yer alır. Tuz Gölü çevresinde deniz etkisine uzaklık ve yağış gölgesi önemlidir. Iğdır Ovası ise çevresindeki yüksek dağların nemli hava girişini sınırlaması nedeniyle az yağış alır.

Cephe yağışları

Cephe yağışı, sıcaklık ve nem özellikleri farklı hava kütlelerinin karşılaşmasıyla oluşur. Daha hafif olan sıcak hava, soğuk havanın üzerinde yükselir. Yükselen hava soğuyunca su buharı yoğunlaşır ve yağış meydana gelir.

Türkiye orta kuşakta bulunduğu için cephe yağışları yaygındır. Özellikle kışın batıdan ve Akdeniz üzerinden gelen hava sistemleri geniş alanlarda yağış oluşturur.

Yamaç yağışları

Yamaç yağışı, nemli havanın bir dağ yamacı boyunca yükselip soğumasıyla meydana gelir.

Doğu Karadeniz kıyıları yamaç yağışlarının en belirgin görüldüğü alanlardan biridir. Karadeniz’den gelen nemli hava kıyıya paralel dağların yamaçlarında yükselir ve bol yağış bırakır.

Torosların Akdeniz’e bakan yamaçlarında da yamaç yağışları oluşur. Ancak Akdeniz kıyılarında yağışın büyük bölümü kış mevsiminde gerçekleşir.

Yükselim yağışları

Yükselim yağışı, yeryüzünün ısınmasıyla sıcak havanın dikey biçimde yükselmesi sonucunda oluşur. Yükselen hava soğur ve yoğunlaşır.

İç Anadolu’da ilkbahar ve yaz başında görülen kısa süreli sağanaklarda bu mekanizma etkilidir. Halk arasında “kırkikindi yağışları” olarak bilinen yağışlar yükselim yağışlarına örnek gösterilir.

Yağış rejimleri

Yağış rejimi, yağışın yıl içinde mevsimlere dağılış biçimidir.

Akdeniz kıyılarında yağışların çoğu kışın düşer. Yazlar belirgin biçimde kuraktır. Karadeniz kıyılarında her mevsim yağış görülür ve belirgin bir yaz kuraklığı oluşmaz.

İç Anadolu’da yağışlar çoğunlukla ilkbaharda artar. Güneydoğu Anadolu yağışlarının önemli bölümünü kış ve ilkbaharda alır. Doğu Anadolu’da kar yağışı ile ilkbahar ve yaz başındaki yağışlar önemlidir.

Kar yağışı ve dolu

Kar yağışı iç ve yüksek kesimlerde daha sık görülür. Doğu Anadolu’da kar örtüsü uzun süre yerde kalabilir. Kıyılarda kar yağışı daha seyrek ve kısa sürelidir.

Dolu, güçlü dikey hava hareketleri bulunan kümülonimbüs bulutlarında oluşur. Türkiye’de özellikle ilkbahar ve yaz başındaki şiddetli konvektif hava olayları sırasında görülebilir. Dolu, tarım ürünlerine kısa sürede büyük zarar verebilir.

Türkiye’de Görülen Başlıca İklim Tipleri

Türkiye’de Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklim özellikleri geniş alanlarda görülür. Marmara çevresi ise bu iklimler arasında geçiş özelliği taşır. İklim sınırları idari veya coğrafi bölge sınırlarıyla bütünüyle örtüşmez.

Türkiye’de Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklimlerin dağılışı

Akdeniz iklimi

Akdeniz ikliminde yazlar sıcak, kurak ve genellikle uzun; kışlar ılık ve yağışlıdır. En fazla yağış kış mevsiminde görülür.

Yazın Azor Yüksek Basıncı ile bağlantılı alçalıcı hava hareketleri yağış oluşumunu sınırlar. Kışın batıdan ve Akdeniz üzerinden gelen cephe sistemleri yağış getirir.

Türkiye’de Akdeniz iklimi:

  • Akdeniz kıyılarında,
  • Ege kıyılarının büyük bölümünde,
  • Güney Marmara’nın bazı kesimlerinde,
  • Deniz etkisinin vadiler boyunca sokulabildiği bazı iç alanlarda görülür.

Doğal bitki örtüsünü kızılçam ormanları ile bu ormanların tahrip edildiği alanlarda yaygınlaşan maki toplulukları oluşturur. Maki, yaz kuraklığına dayanabilen ve çoğunlukla her mevsim yeşil kalan çalılarla küçük ağaçlardan meydana gelir.

Karadeniz iklimi

Karadeniz ikliminde her mevsim yağış görülür. Belirgin bir yaz kuraklığı bulunmaz. Yazlar genellikle serin, kışlar kıyıda ılık geçer.

Deniz etkisi yıllık sıcaklık farkını azaltır. Yüksek nem, bulutluluk ve yağış doğal ormanların gelişmesini destekler.

Karadeniz kıyılarının tamamı aynı miktarda yağış almaz. Doğu Karadeniz’de kıyıya paralel ve yüksek dağlar yamaç yağışını artırır. Orta Karadeniz’de dağların yükseltisi azalır ve deniz etkisi iç kesimlere daha kolay ulaşır. Batı Karadeniz’de de her mevsim yağış görülmekle birlikte yağış miktarı ve rejimi yerel koşullara göre değişir.

Doğal bitki örtüsünü nemli ormanlar oluşturur. Yükseldikçe geniş yapraklı türlerin yerini iğne yapraklı ağaçlar alabilir.

Karasal iklim

Karasal iklim, deniz etkisinin zayıfladığı iç kesimlerde görülür. Günlük ve yıllık sıcaklık farkları kıyılara göre fazladır. Yaz ve kış koşulları yükseltiye ve enleme göre değişir.

Türkiye’deki karasal alanların tamamı aynı iklim özelliklerine sahip değildir. Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun karasal koşulları birbirinden ayrılır.

İç Anadolu karasal iklimi

İç Anadolu’da yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuktur. Yağış miktarı azdır ve yağışlar çoğunlukla ilkbaharda artar.

Doğal bitki örtüsü bozkırdır. Bozkır; ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığıyla sararan otsu bitki topluluğudur.

Tuz Gölü çevresinde kuraklık daha belirgindir. Tahıl tarımı geniş yer kaplar; ancak üretim yağış miktarındaki yıllık değişimlerden etkilenebilir.

Doğu Anadolu karasal iklimi

Doğu Anadolu’da yükselti fazladır. Bu nedenle kışlar uzun, soğuk ve kar yağışlı geçer. Yaz mevsimi kısa sürer.

Erzurum-Kars çevresinde yaz yağışları ve düşük sıcaklıklar çayırların gelişmesini destekler. Çayırlar büyükbaş hayvancılık için elverişli ortam oluşturur.

Bölgedeki havzalar arasında da iklim farkları bulunur. Iğdır Ovası alçak ve çevresine göre daha ılımandır. Bu nedenle Doğu Anadolu’nun tamamını aynı sıcaklık ve yağış özellikleriyle açıklamak doğru olmaz.

Güneydoğu Anadolu karasal iklimi

Güneydoğu Anadolu’da yazlar çok sıcak ve kurak, kışlar ise Doğu Anadolu’ya göre daha ılıktır. Yağışlar çoğunlukla kış ve ilkbaharda görülür.

Güneyde bulunma, yükseltinin görece az olması, deniz etkisinin zayıflığı ve Basra Alçak Basıncı’yla bağlantılı sıcak hava yaz sıcaklıklarını artırır.

Doğal bitki örtüsünde bozkır karakteri öne çıkar. Yazın buharlaşma çok güçlü olduğu için tarımda sulama ihtiyacı artar.

Marmara’da geçiş iklimi

Marmara Bölgesi; Karadeniz, Akdeniz ve karasal iklimlerin etkileşim alanında bulunur. Bu nedenle bölgenin tamamını tek ve değişmez bir iklim tipiyle açıklamak doğru değildir.

Kuzey kıyılarında Karadeniz ikliminin etkisi artar. Güney ve batı kesimlerde Akdeniz ikliminin özellikleri belirginleşir. İç kesimlere doğru karasallık güçlenir.

Yağış yıl içine Akdeniz kıyılarına göre daha dengeli dağılır. Bununla birlikte bazı kesimlerde yaz kuraklığı hissedilir. Orman, maki ve bozkır özelliklerinin bir arada bulunması geçiş koşullarını yansıtır.

Türkiye’deki iklim tiplerinin karşılaştırılması

İklimYaz koşullarıKış koşullarıYağış rejimiDoğal bitki örtüsüBaşlıca alanlar
AkdenizSıcak ve kurakIlık ve yağışlıEn fazla kışınKızılçam ve makiAkdeniz ve Ege kıyıları
KaradenizSerin ve nemliKıyıda ılıkHer mevsimNemli ormanKaradeniz kıyıları
İç Anadolu karasalSıcak ve kurakSoğukEn fazla ilkbahardaBozkırİç Anadolu
Doğu Anadolu karasalKısa ve görece serinUzun ve çok soğukİlkbahar ve yaz başında artabilirBozkır ve çayırDoğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu karasalÇok sıcak ve kurakGörece ılıkKış ve ilkbaharBozkırGüneydoğu Anadolu
Marmara geçişGenellikle sıcakSerin veya ılıkGörece dengeliOrman, maki ve bozkırMarmara çevresi

Türkiye’de Mikroklima Alanları

Mikroklima, çevresindeki geniş alanın ikliminden ayrılan küçük ölçekli yerel iklim koşuludur. Dağların koruyucu etkisi, yükselti, bakı, vadi yönü ve su yüzeyleri mikroklima oluşumunu destekleyebilir.

Mikroklima nasıl oluşur?

Çevresi yüksek dağlarla kuşatılmış alçak bir ova, soğuk hava akımlarından kısmen korunabilir. Güneye bakan bir vadi yamacı daha fazla güneş enerjisi alabilir. Deniz veya göl etkisi de yakın çevredeki sıcaklık farklarını azaltabilir.

Bu özellikler, çevrede yetişemeyen bazı tarım ürünlerinin sınırlı bir alanda yetişmesini sağlayabilir. Ancak mikroklima, bölgesel iklimi bütünüyle ortadan kaldırmaz.

Türkiye’den mikroklima örnekleri

Iğdır Ovası, çevresindeki yüksek alanlara göre daha alçak ve ılımandır. Çevresinin dağlarla kuşatılması ve yağış gölgesinde kalması ovada farklı sıcaklık ve yağış koşulları oluşturur.

Çoruh Vadisi’nin bazı kesimlerinde çevredeki yüksek ve nemli alanlardan farklı, daha sıcak ve kurak yerel koşullar görülebilir.

Mikroklima örneklerini açıklarken tek bir ürünü kesin kanıt olarak kullanmak doğru değildir. Tarım ürünlerinin yetişmesinde toprak, sulama, üretim tekniği ve insan müdahalesi de etkili olabilir.

Türkiye İkliminin Doğal ve Beşerî Etkileri

İklim; bitki örtüsünü, akarsuları, toprak oluşumunu, tarımı, yerleşmeyi ve ekonomik faaliyetleri etkiler. Ancak bu sonuçları iklim tek başına belirlemez. Yer şekilleri, toprak, su kaynakları, teknoloji ve insan müdahalesi de önemlidir.

Bitki örtüsü üzerindeki etkisi

Sıcaklık ve yağış, doğal bitki örtüsünün dağılışını belirleyen temel faktörler arasındadır. Karadeniz kıyılarında nemli ormanlar, Akdeniz ve Ege kıyılarında kızılçam ile maki, iç kesimlerde ise bozkır yaygındır.

Yükselti arttıkça bitki kuşakları değişir. Dağların alt kesimlerindeki geniş yapraklı ormanların yerini daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar alabilir. Orman üst sınırının üzerinde dağ çayırları gelişebilir.

İnsanların ormanları kesmesi, hayvanları aşırı otlatması ve tarım alanlarını genişletmesi doğal bitki örtüsünün görünümünü değiştirmiştir. Bu nedenle günümüzde görülen her otsu alan doğal bozkır değildir.

Akarsular üzerindeki etkisi

Yağışın miktarı ve mevsimlere dağılışı akarsuların akımını etkiler. Karadeniz kıyılarındaki akarsular yıl boyunca daha düzenli su taşıyabilir.

Akdeniz iklim bölgesindeki akarsular kış yağışlarıyla kabarır, yaz kuraklığında azalır. Doğu Anadolu’da kar erimeleri ilkbahar ve yaz başında akımı artırır.

Türkiye’de yağışın mevsimlere göre düzensiz dağılması, birçok akarsuyun akımının yıl içinde büyük değişiklik göstermesine yol açar.

Toprak oluşumu üzerindeki etkisi

Sıcaklık ve nem, kayaçların çözülme hızını ve organik maddelerin ayrışmasını etkiler. Sıcak ve nemli alanlarda kimyasal çözülme güçlenirken kurak ya da sıcaklık farklarının fazla olduğu alanlarda fiziksel parçalanma önem kazanabilir.

Yoğun yağış, çözünen minerallerin toprağın alt katlarına taşınmasını hızlandırır. Kurak alanlarda ise buharlaşmaya bağlı tuz ve kireç birikimi görülebilir.

Toprak oluşumunda iklimin yanında ana kaya, canlılar, yer şekilleri ve zaman da rol oynar.

Tarım üzerindeki etkisi

İklim, yetiştirilebilecek ürünleri ve tarımsal faaliyetlerin zamanını belirler. Akdeniz ve Ege kıyılarında zeytin, turunçgiller ve çeşitli sebzeler yetişir. İç Anadolu’da tahıl tarımı geniş alan kaplar. Doğu Karadeniz’in nemli koşulları çay ve fındık üretimini destekler.

Don, dolu, kuraklık, aşırı yağış ve sıcak hava dalgaları tarımsal üretime zarar verebilir. Sulama, sera, ürün ıslahı ve erken uyarı sistemleri iklimin sınırlayıcı etkisini azaltabilir; ancak tamamen ortadan kaldıramaz.

Yerleşme ve konutlar üzerindeki etkisi

Sert kış koşulları, yüksek ve dağlık alanlarda ulaşımı ve yerleşmeyi zorlaştırabilir. Ilıman kıyı bölgelerinde ekonomik faaliyetler yıl boyunca daha kolay sürdürülebilir.

Kar yağışının fazla olduğu yerlerde eğimli çatılar yaygındır. Yağışın az olduğu bazı iç kesimlerde düz ya da az eğimli damlar görülebilir. Bununla birlikte günümüzde modern yapı malzemeleri ve şehirleşme, iklim ile geleneksel konut biçimleri arasındaki ilişkiyi zayıflatmıştır.

Turizm üzerindeki etkisi

Akdeniz ve Ege kıyılarındaki sıcak ve kurak yazlar deniz turizmini destekler. Yüksek dağlarda karın uzun süre yerde kalması kış turizmine ortam hazırlar.

Karadeniz’in serin ve nemli yaz koşulları yayla ve doğa turizmini destekleyebilir. Turizm faaliyetlerinin gelişmesinde iklimin yanında ulaşım, altyapı, tanıtım ve hizmet kapasitesi de belirleyicidir.

Sözün Kısası

Türkiye iklimi; enlem, denizellik, karasallık, yükselti, yer şekilleri, bakı ve hava kütlelerinin ortak etkisiyle şekillenir. Sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış ise bu iklim düzenini oluşturan temel elemanlardır. Azor, İzlanda, Sibirya ve Basra basınç merkezleri Türkiye’nin mevsimlik hava koşullarını değiştirir. Akdeniz kıyılarında yaz kuraklığı, Karadeniz kıyılarında her mevsim yağış, iç kesimlerde karasallık öne çıkar. Marmara çevresi ise farklı iklimlerin kesiştiği bir geçiş alanıdır.

Sık Sorulan Sorular

Türkiye’de iklim çeşitliliği neden fazladır?

Denizler, yükselti, dağların uzanışı, enlem, bakı ve farklı hava kütleleri kısa mesafelerde değişen iklim koşulları oluşturur.

Türkiye’yi etkileyen başlıca basınç merkezleri hangileridir?

Azor Yüksek Basıncı, İzlanda Alçak Basıncı, Sibirya Yüksek Basıncı ve Basra Alçak Basıncı Türkiye’yi etkileyen başlıca basınç merkezleridir.

Türkiye’nin en yağışlı kesimi neresidir?

Doğu Karadeniz kıyıları, özellikle Rize çevresi, Türkiye’nin en fazla yağış alan kesimleri arasındadır.

İç kesimlerde yıllık sıcaklık farkı neden fazladır?

Deniz etkisinin zayıflaması ve karasallığın güçlenmesi yaz ile kış sıcaklıkları arasındaki farkı artırır.

Karadeniz ikliminde yaz kuraklığı görülür mü?

Karadeniz ikliminde belirgin bir yaz kuraklığı görülmez. Yağış her mevsime dağılır.

Türkiye’de bağıl nemin en yüksek olduğu alanlar neresidir?

Karadeniz kıyılarında deniz etkisi, sık bulutluluk ve görece düşük sıcaklık nedeniyle bağıl nem genellikle yüksektir.

Marmara’da neden geçiş iklimi görülür?

Marmara; Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklimlerin etkileşim alanında bulunur. Bölgenin farklı kesimlerinde bu iklimlerden birinin etkisi güçlenir.

Coğrafya Dersi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin