Nem ve Yağış: Oluşumu, Türleri ve Dağılışı

Nem ve Yağış, atmosferdeki suyun hareketini ve yeryüzüne dönüşünü açıklayan birbiriyle bağlantılı iki iklim elemanıdır. Denizlerden, göllerden, topraktan ve canlılardan atmosfere geçen su; sıcaklık değişimleri, hava hareketleri ve yer şekillerinin etkisiyle yoğuşur. Ardından uygun koşullar oluştuğunda yağmur, kar veya dolu biçiminde yeryüzüne ulaşır.

Bu süreç yalnızca yağışın oluşmasını sağlamaz. Bulutluluk, görüş mesafesi, günlük sıcaklık farkı, bitki örtüsü, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde de belirleyici olur. Dolayısıyla havadaki su buharının miktarını bilmek kadar bu miktarın sıcaklıkla nasıl değiştiğini anlamak da önemlidir.

Buharlaşma, bulut oluşumu, yağmur ve kar süreçlerini gösteren nem ve yağış görseli

Atmosferde Nem Nasıl Oluşur?

Nem, atmosferde bulunan su buharıdır. Atmosferdeki su buharının büyük bölümü yeryüzündeki suların buharlaşmasıyla oluşur. Bitkilerin terleme yoluyla atmosfere verdiği su da bu sürece katkı sağlar.

Buharlaşma

Suyun sıvı hâlden gaz hâline geçmesine buharlaşma denir. Okyanuslar ve denizler, geniş yüzeyleri nedeniyle atmosferdeki su buharının temel kaynağıdır. Bununla birlikte göller, akarsular, nemli topraklar ve bitkiler de atmosfere su verir.

Buharlaşmanın hızı her yerde aynı değildir. Süreci etkileyen başlıca faktörler şunlardır:

  • Sıcaklık yükseldikçe buharlaşma genellikle hızlanır.
  • Rüzgâr, su yüzeyi üzerindeki nemli havayı uzaklaştırarak buharlaşmayı artırabilir.
  • Hava kurudukça su buharını kabul etme imkânı artar.
  • Su yüzeyi genişledikçe buharlaşmaya katılan alan büyür.
  • Atmosfer basıncının düşük olması buharlaşmayı kolaylaştırabilir.
  • Sudaki çözünmüş tuz miktarı arttıkça buharlaşma bir miktar yavaşlar.

Yeterli su bulunması da önemlidir. Sıcaklığın yüksek olduğu bir çölde buharlaşma isteği güçlüdür; ancak yüzeyde su az olduğu için gerçekleşen toplam buharlaşma sınırlı kalabilir. Bu nedenle potansiyel buharlaşma ile gerçekte meydana gelen buharlaşmayı birbirinden ayırmak gerekir.

Terleme ve evapotranspirasyon

Bitkiler, kökleriyle aldıkları suyun bir bölümünü yapraklarındaki gözeneklerden atmosfere verir. Bu olaya terleme adı verilir.

Toprak ve su yüzeylerinden gerçekleşen buharlaşma ile bitkilerin terleme yoluyla kaybettiği suyun toplamı evapotranspirasyon olarak adlandırılır. Bitki örtüsünün yoğunluğu, sıcaklık, rüzgâr, toprak nemi ve suya erişim bu değeri etkiler.

Su buharının atmosferdeki dağılışı

Atmosferdeki su buharı yeryüzüne yakın kesimlerde daha fazladır. Yükseldikçe hava yoğunluğu ve sıcaklık genellikle azaldığı için nem miktarı da çoğunlukla düşer.

Ekvator çevresi ve denizlere yakın sıcak alanlar, buharlaşma kaynaklarının güçlü olması nedeniyle genellikle daha fazla su buharı içerir. Buna karşılık kutup bölgelerinde buharlaşma zayıftır. Sıcak çöllerde ise hava çok sıcak olmasına rağmen su kaynaklarının sınırlı olması mutlak nemi düşük tutabilir.

Nem ve Yağış Açısından Nem Türleri

Havadaki nemi tek bir değerle açıklamak yeterli değildir. Mevcut su buharı miktarı, havanın taşıyabileceği en yüksek miktar ve bu ikisi arasındaki oran farklı kavramlarla ifade edilir.

Mutlak nem, maksimum nem ve bağıl nem arasındaki ilişki

Mutlak nem

Bir metreküp havada bulunan su buharının gram cinsinden miktarına mutlak nem denir. Genellikle g/m³ birimiyle gösterilir.

Örneğin bir metreküp havada 10 gram su buharı varsa mutlak nem 10 g/m³ olur. Su kaynaklarına yakınlık ve güçlü buharlaşma mutlak nemi artırabilir. Buna karşılık su kaynaklarından uzaklık, düşük sıcaklık ve alçalıcı hava hareketleri mutlak nemi azaltabilir.

Mutlak nem, havada gerçekte ne kadar su buharı bulunduğunu gösterir. Ancak havanın doyma durumunu tek başına açıklamaz.

Maksimum nem

Belirli bir sıcaklıktaki bir metreküp havanın taşıyabileceği en fazla su buharı miktarına maksimum nem veya doyma miktarı denir.

MAKSİMUM NEMİN FAZLA OLDUĞU ALANLAR

Maksimum nemi belirleyen temel faktör sıcaklıktır. Sıcak hava daha fazla, soğuk hava ise daha az su buharı barındırabilir. Burada kastedilen, sıcak havanın su buharını fiziksel olarak içine çekmesi değil, sıcaklık yükseldikçe doygunluğa ulaşmak için daha fazla su buharı gerekmesidir.

Hava sıcaklığı düştüğünde maksimum nem azalır. Havadaki gerçek su buharı miktarı değişmese bile hava doyma noktasına yaklaşabilir.

Sıcaklık (°C)Maksimum Nem (g/m3)
3030,40
2017,32
109,42
04,85
-102,35
-201,06

Bağıl nem

Havadaki mevcut su buharı miktarının, aynı sıcaklıkta havanın taşıyabileceği en yüksek su buharı miktarına oranına bağıl nem denir. Yüzde olarak ifade edilir.

Bağıl nem (%) = (Mutlak nem / Maksimum nem) × 100

Bağıl nem iki farklı yolla yükselebilir:

  • Havaya yeni su buharı eklenebilir.
  • Hava soğuyarak maksimum nem miktarı azaltılabilir.

Örneğin havadaki su buharı miktarı değişmediği hâlde gece sıcaklık düştüğünde bağıl nem artar. Gündüz sıcaklık yükseldiğinde ise maksimum nem büyür ve bağıl nem düşebilir. Bu nedenle bağıl nemin yüksek olması, havada mutlaka çok fazla su buharı bulunduğu anlamına gelmez. Soğuk bir hava kütlesi az miktarda su buharıyla da doygunluğa ulaşabilir.

KavramAnlamıYorum
Mutlak nemHavadaki gerçek su buharıDeniz kıyılarında fazladır
Maksimum nemHavanın taşıma kapasitesiSıcaklık artınca artar
Bağıl nemDoyma oranı%100 olursa yağış ihtimali artar
Doymuş Hava

Nem açığı

Havanın doyma miktarı ile mevcut su buharı miktarı arasındaki farka nem açığı denir. Nem açığı büyüdükçe hava doyma noktasından uzaklaşır ve buharlaşma isteği genellikle artar.

Bağıl nemin yüksek olduğu durumlarda nem açığı küçüktür. Hava doygunluğa yaklaştığı için çamaşırlar daha geç kuruyabilir ve terin buharlaşması zorlaşabilir.

Nem türüGösterdiği özellikTemel belirleyiciİfade biçimi
Mutlak nemHavadaki gerçek su buharı miktarıBuharlaşma ve su kaynaklarıg/m³
Maksimum nemHavanın taşıyabileceği en yüksek miktarSıcaklıkg/m³
Bağıl nemHavanın doyma oranıMutlak ve maksimum nem arasındaki ilişki%
Nem açığıDoygunluğa ulaşmak için gereken miktarMaksimum nem ile mutlak nem arasındaki farkg/m³

Yoğuşma ve Bulutların Oluşumu

Atmosferde yağışın başlayabilmesi için hava çoğunlukla doygunluğa ulaşmalı ve su buharı sıvı damlacıklara ya da buz kristallerine dönüşmelidir. Bu dönüşümün temelinde havanın soğuması bulunur.

Yükselen havanın soğuması ve yoğuşmayla bulut oluşumu

Doyma noktası ve çiy noktası

Bağıl nem yüzde 100’e ulaştığında hava doygun hâle gelir. Havanın, içerdiği su buharı miktarı değişmeden doygunluğa ulaştığı sıcaklığa çiy noktası denir.

Hava çiy noktasına kadar soğuduğunda yoğuşma başlayabilir. Ancak su buharının damlacıklara dönüşebilmesi için atmosferde yoğunlaşma çekirdeklerinin bulunması gerekir. Deniz tuzu, toz, polen ve duman parçacıkları bu görevi görebilir.

Hava neden soğur?

Yoğuşmaya yol açan soğuma farklı şekillerde gerçekleşebilir:

  • Hava yükselirken çevresindeki basınç azalır, genleşir ve adyabatik olarak soğur.
  • Nemli hava daha soğuk bir yüzeyle temas edebilir.
  • Farklı sıcaklık ve nem özelliklerine sahip hava kütleleri karşılaşabilir.
  • Yeryüzü gece boyunca ısı kaybederek yüzeye yakın havayı soğutabilir.

Yükselen hava önce kuru adyabatik hızla soğur. Doygunluğa ulaştıktan sonra başlayan yoğuşma sırasında gizli ısı açığa çıkar. Bu nedenle doymuş havanın yükselirken soğuma hızı, doymamış havaya göre daha düşüktür.

Bulutların oluşumu

Havadaki su buharının çok küçük su damlacıkları veya buz kristalleri hâlinde bir araya gelmesiyle bulut oluşur. Bulutların meydana gelmesi, mutlaka yeryüzüne yağış düşeceği anlamına gelmez.

Bulut damlacıkları son derece küçüktür. Bu parçacıkların yağış oluşturabilmesi için birleşerek veya buz kristalleri üzerinden büyüyerek hava akımlarının taşıyamayacağı ağırlığa ulaşması gerekir.

Bulutlar yükseltilerine ve görünümlerine göre farklı gruplara ayrılır. Yüksek bulutlar çoğunlukla buz kristallerinden oluşurken alçak bulutlarda su damlacıkları daha yaygındır. Dikey yönde gelişen kümülonimbus bulutları ise sağanak, yıldırım ve dolu gibi şiddetli hava olaylarına yol açabilir.

bulut türleri

Sis

Bulutun yeryüzüne yakın seviyede oluşmasına sis denir. Sis sırasında havada asılı kalan küçük su damlacıkları görüş mesafesini azaltır.

sis türleri

Oluşum koşullarına göre farklı sis türleri ortaya çıkabilir:

  • Radyasyon sisi: Açık ve sakin gecelerde yeryüzünün hızla soğumasıyla oluşur.
  • Adveksiyon sisi: Nemli havanın soğuk bir yüzey üzerinden geçmesiyle meydana gelir.
  • Yamaç sisi: Nemli havanın bir yamaç boyunca yükselip soğumasıyla oluşur.
  • Buharlaşma sisi: Soğuk havanın daha sıcak bir su yüzeyi üzerine gelmesiyle gelişebilir.

Çiy, kırağı ve kırç

Havadaki su buharı, yeryüzüne yakın cisimler üzerinde farklı şekillerde birikebilir.

yağış çeşitleri

Çiy, yüzey sıcaklığı 0 °C’nin üzerindeyken su buharının sıvı damlacıklar hâlinde birikmesidir. Genellikle açık ve sakin gecelerde oluşur.

Kırağı, yüzey sıcaklığının 0 °C’nin altında olduğu koşullarda su buharının yüzey üzerinde buz kristalleri hâlinde birikmesidir. Kırağı, donmuş çiy ile aynı şey değildir.

Kırç ise çoğunlukla sis içindeki aşırı soğumuş su damlacıklarının soğuk yüzeylere çarparak donmasıyla gelişen buz birikimidir. Özellikle dağlık alanlarda, ağaçlarda ve iletim hatlarında görülebilir.

Yağış Nasıl Oluşur?

Atmosferdeki su damlacıkları veya buz kristalleri yeterince büyüyüp ağırlaştığında yer çekiminin etkisiyle yeryüzüne düşer. Bu olaya yağış denir.

Yağmur, kar, karla karışık yağmur ve dolunun oluşum koşulları

Bulut damlacıklarının büyümesi

Bir bulutun yağış oluşturabilmesi için küçük parçacıkların büyümesi gerekir. Bu süreç başlıca iki mekanizmayla gerçekleşir.

Sıcak bulutlarda büyük damlacıklar düşerken küçük damlacıklarla çarpışıp birleşir. Buna çarpışma ve birleşme süreci denir.

Sıcaklığın düşük olduğu bulutlarda su damlacıkları ile buz kristalleri birlikte bulunabilir. Su buharı buz kristalleri üzerinde toplanır, kristaller büyür ve düşmeye başlar. Düşen kristaller alt katmanların sıcaklığına bağlı olarak kar biçiminde kalabilir veya eriyerek yağmura dönüşebilir.

Yağmur

Buluttan sıvı su damlaları hâlinde düşen yağışa yağmur denir. Damlalar yere ulaşıncaya kadar sıcaklığı 0 °C’nin üzerinde olan bir hava tabakasından geçiyorsa sıvı hâlini korur.

Hafif ve küçük damlalı yağışlar çiseleme olarak adlandırılır. Kısa sürede başlayan ve şiddeti hızla değişebilen yağmurlar ise sağanak özelliği gösterebilir.

Kar

Atmosferde oluşan buz kristallerinin birleşerek erimeden yeryüzüne ulaşmasına kar denir. Kar yağışı için yalnızca yeryüzü sıcaklığının değil, bulut ile yüzey arasındaki hava tabakasının sıcaklık yapısının da uygun olması gerekir.

Kar örtüsü, suyu geçici olarak depolar. İlkbahar ve yaz başındaki erimeler akarsuları besleyebilir. Ancak hızlı erime; zeminin durumu, yağmur ve sıcaklık artışıyla birleştiğinde taşkın riskini yükseltebilir.

Karla karışık yağmur ve buzlanma oluşturan yağışlar

Kar taneleri yeryüzüne yaklaşırken kısmen erirse karla karışık yağmur görülebilir. Atmosferdeki sıcaklık katmanlarının dizilişi, yağışın yere hangi biçimde ulaşacağını belirler.

Bazı durumlarda sıvı damlalar sıcaklığı 0 °C’nin altındaki yüzeylere temas ettiğinde donar. Bu olay yollar, ağaçlar ve enerji hatları üzerinde tehlikeli buzlanma oluşturabilir.

Dolu

Güçlü dikey hava hareketlerinin bulunduğu kümülonimbus bulutlarında oluşan buz tanelerine dolu denir. Bulut içindeki kuvvetli yükselici akımlar, buz parçalarını bir süre havada tutar. Parçalar farklı seviyelerde dolaşırken üzerlerine yeni su damlacıkları donar ve katmanlı biçimde büyür.

Dolu taneleri yükselici hava akımının taşıyamayacağı ağırlığa ulaştığında yeryüzüne düşer. Bu nedenle dolu, özellikle kuvvetli konvektif fırtınalarla ilişkilidir.

Oluşum Biçimine Göre Yağış Türleri

Havanın yükselmesini sağlayan mekanizma, yağışın oluşum türünü belirler. Başlıca yağış türleri yükselim, yamaç ve cephe yağışlarıdır.

Yükselim, yamaç ve cephe yağışlarının oluşumu

Yükselim yağışları

Yeryüzüne yakın hava ısındığında genleşir, yoğunluğu azalır ve yükselir. Yükselen hava soğuyarak doygunluğa ulaşır. Ardından bulutlanma ve yağış gelişebilir. Bu şekilde oluşan yağışlara yükselim yağışları veya konveksiyonel yağışlardenir.

Ekvator çevresinde yıl boyunca güçlü ısınma ve yüksek nem nedeniyle bu yağışlar sık görülür. Türkiye’de ise ilkbahar sonu ve yaz başında İç Anadolu’da görülen, halk arasında kırkikindi yağışları olarak bilinen sağanaklar bu türe örnek oluşturabilir.

Konveksiyonel yağışlar çoğunlukla kısa süreli, dar alanlı ve şiddetlidir. Ancak her yükselen hava kütlesi mutlaka yağış oluşturmaz; yeterli nem ve uygun atmosfer koşulları da gerekir.

Yamaç yağışları

Nemli hava bir dağ yamacı boyunca yükselmeye zorlandığında soğur ve yoğuşur. Böylece meydana gelen yağışlara yamaç yağışları veya orografik yağışlar adı verilir.

Dağın nemli rüzgârlara dönük yamacı genellikle daha fazla yağış alır. Hava dağın diğer tarafına geçip alçalırken ısınır ve bağıl nemi düşer. Bu nedenle dağın arka tarafında yağış gölgesi oluşabilir.

Türkiye’de Kuzey Anadolu Dağları’nın Karadeniz’e bakan yamaçları ile Torosların Akdeniz’e dönük kesimlerinde yamaç yağışları önemlidir. Dünya’da Hindistan’ın kuzeydoğusundaki dağ yamaçları ve Hawaii Adaları’nın rüzgâr alan kesimleri güçlü orografik yağış örnekleri arasındadır.

Cephe yağışları

Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanına cephe denir. Yoğunluğu daha az olan sıcak hava, soğuk havanın üzerinde yükselir. Yükselirken soğuyan havada yoğuşma başlar ve cephe yağışları meydana gelir.

Bu yağışlar orta kuşakta yaygındır. Türkiye, özellikle kış aylarında batıdan gelen cephe sistemlerinin etkisinde kalabilir. Akdeniz ve Ege kıyılarındaki kış yağışlarının önemli bir bölümü bu mekanizmayla ilişkilidir.

Sıcak cephelerde yağış geniş bir alana yayılıp uzun sürebilir. Soğuk cephelerde ise yükselme daha hızlı gerçekleştiği için kısa süreli ve şiddetli sağanaklar oluşabilir.

Yağış türüHavayı yükselten etkenGenel özellikÖrnek alan
YükselimYüzeyin ısınmasıDar alanlı ve sağanak karakterli olabilirEkvator çevresi, İç Anadolu’da ilkbahar sonu
YamaçDağ yamacıRüzgâr alan yamaçta artarDoğu Karadeniz kıyı kuşağı
CepheHava kütlelerinin karşılaşmasıOrta kuşakta yaygındırTürkiye’nin batısı ve Akdeniz kıyıları

Yağışın Dağılışını Etkileyen Faktörler

Yağış yeryüzüne eşit dağılmaz. Bazı bölgeler yıl boyunca bol yağış alırken bazı alanlarda yıllarca ölçülebilir yağış görülmeyebilir. Bu farklılık, nem kaynağı ile havayı yükselten koşulların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Enlem ve genel hava dolaşımı

Ekvator çevresinde güçlü ısınma havanın yükselmesini kolaylaştırır. Yüksek sıcaklık ve bol su buharı yıl boyunca yağış oluşmasını destekler.

Dönenceler çevresindeki bazı alanlarda ise dinamik yüksek basınç koşulları hâkimdir. Alçalan hava ısındığı için bağıl nem düşer ve bulut oluşumu zorlaşır. Büyük Sahra, Arabistan ve Avustralya çöllerinin konumu bu genel dolaşımla yakından ilişkilidir.

Orta kuşakta batı rüzgârları ve cephe sistemleri yağış oluşumunda önemli rol oynar. Kutup bölgelerinde ise düşük sıcaklık nedeniyle buharlaşma ve havanın taşıyabildiği su buharı miktarı azdır.

Denizlere ve nem kaynaklarına yakınlık

Denizler, göller ve yoğun bitki örtüsüne sahip nemli alanlar atmosfere su buharı sağlar. Bu kaynaklara yakın yerler uygun rüzgâr koşullarında daha fazla nem alabilir.

Bununla birlikte denize yakın olmak tek başına bol yağış için yeterli değildir. Havanın yükselmesini sağlayan bir mekanizma bulunmalı, hâkim rüzgârlar denizden nem taşımalı ve atmosferik koşullar yoğuşmaya elverişli olmalıdır.

Yer şekilleri ve dağların uzanışı

Dağların kıyıya göre konumu, nemli havanın iç kesimlere ulaşmasını etkiler. Kıyıya paralel uzanan yüksek dağlar, nemli havayı kıyı yamaçlarında yükselterek yağışı artırabilir. Aynı dağlar deniz etkisinin iç kesimlere sokulmasını sınırlandırabilir.

Dağların kıyıya dik uzandığı alanlarda deniz etkisi vadiler boyunca daha içerilere ulaşabilir. Ancak gerçek yağış dağılışı; yükselti, bakı, rüzgâr yönü ve hava sistemlerinin özelliklerine göre değişir.

Yükselti

Hava yükseldikçe basınç azalır ve yükselen hava genellikle soğur. Bu durum belirli bir seviyeye kadar yoğuşma ve yağış ihtimalini artırabilir.

Yükselti ile yağış arasında her yerde doğrusal bir ilişki yoktur. Dağın çok yüksek kesimlerinde havadaki nem azalabilir. Ayrıca rüzgârın yönü ve yamacın konumu, yükseltiden daha belirleyici hâle gelebilir.

Okyanus akıntıları

Sıcak okyanus akıntıları, üzerlerindeki havanın ısınmasına ve buharlaşmanın artmasına katkı sağlayabilir. Nemli hava karaya yönelip yükseldiğinde yağış ihtimali artar.

Soğuk akıntılar ise alt atmosferi soğutarak kararlı bir hava tabakası oluşturabilir. Bu durum dikey hava hareketlerini ve yağış oluşumunu sınırlandırabilir. Güney Amerika’nın batısındaki Atacama ile Afrika’nın güneybatısındaki Namib çöllerinin kuraklığında soğuk akıntılar, alçalıcı hava hareketleri ve yer şekilleri birlikte rol oynar.

Rüzgârlar ve hava kütleleri

Denizlerden karalara esen rüzgârlar çoğunlukla nem taşır. Karasal alanlardan gelen hava kütleleri ise genellikle daha az nem içerir.

Bir rüzgârın yağış getirip getirmediğini yalnızca geldiği yöne bakarak belirlemek doğru değildir. Hava kütlesinin geçtiği yüzeyler, sıcaklığı, taşıdığı nem ve karşılaştığı yer şekilleri birlikte değerlendirilmelidir. Bu ilişki, Basınç ve Rüzgârlar konusuyla doğrudan bağlantılıdır.

Yağış Miktarı ve Yağış Rejimi

Bir yerin yağış özelliklerini açıklamak için yalnızca yıllık toplam yağış miktarını bilmek yeterli değildir. Yağışın yıl içindeki dağılışı ve hangi biçimde düştüğü de önem taşır.

Yağış miktarı

Yağış miktarı, düz bir yüzey üzerinde biriktiği varsayılan suyun yüksekliğiyle ölçülür ve milimetre olarak ifade edilir. Bir metrekarelik alana düşen 1 milimetre yağış, yaklaşık 1 litre suya karşılık gelir.

Yağış ölçümünde plüviyometre kullanılır. Kar biçimindeki yağışlar ise eritilerek su karşılığı üzerinden ölçülebilir.

Yıllık toplam değer yüksek olsa bile yağışın kısa sürede düşmesi suyun toprağa sızmasını zorlaştırabilir. Bu durumda yüzey akışı, erozyon ve taşkın riski artabilir.

Yağış rejimi

Yağışın yıl içindeki dağılımına yağış rejimi denir. Yağış her mevsime dengeli dağılıyorsa düzenli, belirli bir mevsimde toplanıyorsa düzensiz bir rejimden söz edilir.

Ekvatoral iklimde yıl boyunca yağış görülür. Akdeniz ikliminde yağışlar daha çok kış aylarında toplanır ve yaz kuraklığı belirgindir. Muson ikliminde ise yıllık yağışın büyük bölümü yaz mevsiminde düşer.

Aynı yıllık toplam yağışa sahip iki bölgenin çevresel özellikleri farklı olabilir. Yağışın düzenli dağıldığı bir yerde bitkiler uzun süre suya erişebilirken yağışın birkaç aya toplandığı başka bir yerde mevsimsel kuraklık yaşanabilir.

Yağış şiddeti ve süresi

Birim zamanda düşen yağış miktarı yağış şiddeti olarak ifade edilir. Kısa sürede düşen şiddetli yağış, uzun süreli hafif yağıştan farklı sonuçlar doğurur.

Toprağın geçirgenliği, eğim, bitki örtüsü ve yerleşim yüzeyleri yağışın etkisini değiştirir. Betonlaşmanın yoğun olduğu şehirlerde suyun toprağa sızması zorlaşır. Drenaj sistemlerinin yetersiz kalması durumunda şehir selleri oluşabilir.

Türkiye’de Nem ve Yağış Özellikleri

Türkiye’de denizlerin konumu, dağların uzanışı, yükselti farkları ve mevsimlik hava sistemleri kısa mesafelerde farklı yağış koşulları oluşturur. Bu nedenle ülke genelini tek bir yağış özelliğiyle açıklamak mümkün değildir.

Türkiye’de yağış dağılışı ve başlıca yağış özellikleri haritası

Karadeniz kıyıları

Karadeniz üzerinden gelen nemli hava, kıyıya paralel uzanan Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında yükselir. Bu nedenle kıyı kuşağında yamaç yağışları önem kazanır.

Özellikle Doğu Karadeniz’de yüksek dağların kıyıya yakın olması ve nemli hava akışları yağış miktarını artırır. Rize çevresi Türkiye’nin en fazla yağış alan kesimleri arasında bulunur. Yağış yıl içine görece düzenli dağılmakla birlikte mevsimler arasında yine de farklılık görülebilir.

Akdeniz ve Ege kıyıları

Akdeniz ikliminin etkili olduğu kıyılarda yağışlar çoğunlukla kış mevsiminde artar. Yaz aylarında subtropikal yüksek basınç koşulları yağışı sınırlandırır.

Kışın etkili olan cephe sistemleri önemli bir yağış kaynağıdır. Torosların denize bakan yamaçlarında nemli hava yükseldiği için orografik yağış da görülür. Ege’de dağların kıyıya genel olarak dik uzanması, deniz etkisinin vadiler boyunca iç kesimlere ilerlemesini kolaylaştırır.

İç kesimler

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı kesimleri deniz etkisine daha kapalıdır. Çevredeki dağlar, nemli hava kütlelerinin içeriye ulaşırken su buharının bir bölümünü kaybetmesine yol açabilir.

İç Anadolu’da ilkbahar yağışları belirgindir. Isınmaya bağlı yükselim hareketleri, özellikle ilkbahar sonu ve yaz başında sağanaklar oluşturabilir. Tuz Gölü çevresi, Türkiye’nin az yağış alan alanları arasındadır.

Doğu Anadolu

Doğu Anadolu’da yükseltinin fazla olması sıcaklığı düşürür ve kar yağışının önemini artırır. Yağış miktarı her yerde aynı değildir; dağların uzanışı, bakı ve hava kütlelerinin geliş yönü belirgin yerel farklar meydana getirir.

Iğdır Ovası, çevresindeki yüksek dağların yağış gölgesi etkisi nedeniyle bölgenin genel yükselti ve soğukluk özelliklerine rağmen az yağış alabilir. Bu örnek, yalnızca yükseltiye bakarak yağış miktarının belirlenemeyeceğini gösterir.

Marmara Bölgesi

Marmara, farklı hava kütlelerinin geçiş alanında bulunur. Karadeniz, Akdeniz ve karasal koşulların etkileri bölgenin çeşitli kesimlerinde farklı oranlarda hissedilir.

Yağış yıl içine diğer birçok bölgeye göre daha dengeli dağılabilir. Ancak kuzey, güney ve iç kesimler arasında yağış miktarı ile mevsimsel dağılış bakımından belirgin farklılıklar bulunur.

Türkiye Ortalama Yağış Miktarı Haritası

Nem ve Yağışın Doğal ve Beşeri Etkileri

Atmosferdeki nem ve yeryüzüne ulaşan yağış, doğal sistemlerin işleyişi ile insan faaliyetlerini doğrudan etkiler. Etkinin yönü yalnızca yağış miktarına değil, yağışın zamanı, süresi ve şiddetine de bağlıdır.

Yağışın doğal arazi ve şehir yüzeyindeki farklı etkileri

Sıcaklık üzerindeki etkisi

Su buharı ve bulutlar, yeryüzünün enerji dengesinde rol oynar. Nemli ve bulutlu alanlarda gündüz aşırı ısınma, gece ise hızlı soğuma sınırlanabilir. Bu nedenle günlük sıcaklık farkı genellikle daha azdır.

Kurak ve bulutsuz bölgelerde gündüz yüzey güçlü biçimde ısınabilir, gece ise hızla enerji kaybedebilir. Böylece günlük sıcaklık farkı büyür.

Bitki örtüsü ve tarım

Yağış miktarı ile yıl içindeki dağılışı, doğal bitki örtüsünün temel belirleyicilerindendir. Bol ve düzenli yağış orman gelişimini destekleyebilir. Yağışın azaldığı alanlarda ot toplulukları ve kuraklığa dayanıklı bitkiler yaygınlaşır.

Tarımsal üretimde toplam yağış kadar yağışın bitkinin büyüme dönemine uygun düşmesi de önemlidir. Şiddetli yağışlar toprağı aşındırabilir, ürünlere zarar verebilir veya tarlalarda su birikmesine yol açabilir. Uzun süren yağış eksikliği ise tarımsal kuraklık oluşturabilir.

Akarsular ve yer altı suları

Yağışlar akarsuları, gölleri, barajları ve yer altı sularını besler. Bununla birlikte düşen suyun tamamı doğrudan bu kaynaklara ulaşmaz. Bir bölümü buharlaşır, bir bölümü bitkiler tarafından kullanılır, kalan kısmı yüzey akışına veya toprağa sızmaya katılır.

Kar örtüsü, suyu kış boyunca depolayıp sıcak dönemde serbest bırakabilir. Bu özellik, karla beslenen akarsuların mevsimlik akım düzenini etkiler.

Erozyon, taşkın ve heyelan

Kısa sürede düşen şiddetli yağış, özellikle eğimli ve bitki örtüsü zayıf arazilerde yüzey akışını artırır. Böylece toprak erozyonu hızlanabilir.

Toprağın suya doyması yamaç malzemesinin dengesini bozarak heyelan riskini yükseltebilir. Akarsu yataklarının kapasitesini aşan akış ise taşkına neden olabilir. Ancak bu afetlerin oluşumunda yağışın yanında zemin, eğim, bitki örtüsü, yapılaşma ve arazi kullanımı da rol oynar.

Günlük yaşam ve ulaşım

Yüksek bağıl nem, terin buharlaşmasını yavaşlatarak hissedilen sıcaklığı artırabilir. Soğuk havalarda ise sis, kar ve buzlanma ulaşımı güçleştirebilir.

Şiddetli yağmur görüş mesafesini azaltır ve kent içi drenaj sistemlerine yük bindirir. Bu nedenle hava olayları ve günlük hayata etkileri, yalnızca sıcaklık değerleriyle değil, nem ve yağış koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Aşağıdaki sorular, nem ve yağış konusunda en sık karıştırılan noktaları açıklamaktadır.

Bağıl nem yüzde 100 olduğunda mutlaka yağmur yağar mı?

Hayır. Bağıl nemin yüzde 100’e ulaşması havanın doygun olduğunu gösterir. Yağış için damlacıkların veya buz kristallerinin büyüyerek düşebilecek ağırlığa ulaşması gerekir.

Sıcak hava neden daha fazla su buharı barındırabilir?

Sıcaklık arttıkça havanın doygunluğa ulaşması için gereken su buharı miktarı yükselir. Bu nedenle sıcak havanın maksimum nemi soğuk havaya göre daha fazladır.

Bağıl nem neden gece yükselir?

Gece sıcaklık düşünce maksimum nem azalır. Havadaki gerçek su buharı miktarı değişmese bile hava doyma noktasına yaklaşır ve bağıl nem yükselir.

Bulut ile sis arasındaki fark nedir?

İkisi de küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden oluşabilir. Sis, esas olarak yeryüzüne temas eden ya da yüzeye çok yakın oluşan buluttur ve görüş mesafesini azaltır.

Dağların her iki yamacı neden aynı miktarda yağış almaz?

Nemli hava rüzgâra dönük yamaçta yükselip soğuduğu için yağış bırakabilir. Dağın arkasına geçen hava alçalırken ısınır ve bağıl nemi düşer. Böylece arka yamaçta yağış gölgesi oluşabilir.

Kar yağması için yeryüzü sıcaklığının mutlaka 0 °C’nin altında olması gerekir mi?

Her zaman gerekmez. Kar taneleri, yüzeye yakın sıcak hava tabakası inceyse tamamen erimeden yere ulaşabilir. Yağışın biçimini bulut ile yeryüzü arasındaki sıcaklık profili belirler.

Yıllık yağışı fazla olan her yerde su sıkıntısı yaşanmaz mı?

Yaşanabilir. Yağışın mevsimlere dağılışı, buharlaşma, nüfus, tüketim, depolama imkânları ve su yönetimi su yeterliliğini birlikte belirler.

Coğrafya Dersi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin