Yeryüzünde sıcaklık ve su koşullarının elverişli olduğu alanlar gür ormanlarla kaplanırken kuraklığın arttığı bölgelerde seyrek çalılar ve otlar öne çıkar. Soğuk bölgelerde ise bitkilerin boyu kısalır, tür çeşitliliği azalır ve bir noktadan sonra bitki yaşamı sona erer. Bu görünüm, bitki örtüsü ile iklim arasındaki güçlü ilişkinin sonucudur.
Ancak bitkilerin dağılışını yalnızca iklim belirlemez. Toprağın yapısı, yükselti, bakı, eğim, su kaynakları, hayvanlar ve insan faaliyetleri de doğal örtüyü değiştirir. Bu nedenle aynı iklim bölgesinde yer alan iki alanın bitki toplulukları her zaman bütünüyle aynı değildir.
Bitki Örtüsü Nedir?
Bitki örtüsünü doğru anlayabilmek için doğal bitkiler ile kültür bitkilerini ayırmak gerekir. Bunun yanında bitki topluluğu, formasyon, flora, endemik ve relikt gibi kavramlar da birbirinden farklı anlamlar taşır.
Doğal Bitki Örtüsü
Bir bölgede insan etkisi olmadan, doğal çevre koşullarına bağlı olarak kendiliğinden yetişen bitkilerin oluşturduğu topluluğa doğal bitki örtüsü denir. Ormanlar, çalılıklar, bozkırlar ve doğal çayırlar bu örtünün başlıca örnekleridir.
Tarlalarda yetiştirilen buğday, pamuk ve mısır gibi ürünler doğal örtünün parçası değildir. İnsanlar bu bitkileri belirli bir ekonomik amaçla yetiştirdiği için bunlara kültür bitkileri denir. Aynı şekilde parklar, bahçeler ve sonradan oluşturulan ağaçlandırma alanları da doğal bitki örtüsü kapsamında değerlendirilmez.
Doğal bitkiler yaşadıkları çevrenin sıcaklık, yağış ve toprak koşullarına uzun sürede uyum sağlar. Akdeniz kıyılarındaki bazı çalıların küçük ve sert yapraklara sahip olması, tundra bitkilerinin yere yakın büyümesi ve çöl bitkilerinin su kaybını azaltan özellikler geliştirmesi bu uyumun sonuçlarıdır.
Bitki Topluluğu ve Bitki Formasyonu
Belirli çevre koşullarında bir arada yaşayan bitkilerin meydana getirdiği bütüne bitki topluluğu denir.
Dış görünüşü ve baskın yaşam biçimi bakımından birbirine benzeyen bitki toplulukları ise bitki formasyonu oluşturur. Yeryüzündeki doğal bitkiler genel olarak üç ana formasyonda incelenir:
- Ağaç formasyonu
- Çalı formasyonu
- Ot formasyonu
Bu sınıflandırma, alandaki bütün bitkilerin aynı türden olduğu anlamına gelmez. Örneğin bir ormanda farklı ağaçlar, çalılar, otlar, yosunlar ve sarılıcı bitkiler bir arada bulunabilir. Ancak görünümü belirleyen baskın unsur ağaçlar olduğu için bu alan orman formasyonu içinde değerlendirilir.
Flora ve Vejetasyon Arasındaki Fark
Flora, belirli bir bölgede doğal olarak bulunan bitki türlerinin tamamını ifade eder. Burada temel ölçüt, bölgede hangi bitki türlerinin yaşadığıdır.
Vejetasyon ise bitkilerin oluşturduğu toplulukların yapısını, görünümünü ve dağılışını anlatır. Orman, çalı ve ot toplulukları farklı vejetasyon biçimleridir.
Dolayısıyla iki bölge benzer biçimde ormanlarla kaplı olabilir. Bununla birlikte ormanı oluşturan ağaç türleri farklıysa bu bölgelerin vejetasyon görünümü benzer, florası farklıdır.
Kozmopolit, Endemik ve Relikt Bitkiler
Geniş bir coğrafi alanda yayılış gösteren bitkilere kozmopolit bitki denir. Bu türler farklı çevre koşullarına uyum sağlayabildiği için birden fazla kıtada görülebilir.
Yalnızca belirli ve sınırlı bir bölgede doğal olarak yaşayan bitkilere endemik bitki adı verilir. Endemik türlerin yayılış alanı bir dağ, vadi, yarımada veya küçük bir bölgeyle sınırlı kalabilir.
Geçmiş jeolojik dönemlerde daha geniş alanlarda yaşayan, iklim koşulları değişmesine rağmen uygun yerel ortamlarda varlığını sürdüren bitkilere ise relikt bitki denir. Relikt sözcüğü “kalıntı” anlamına gelir.
Endemik ve relikt aynı anlama gelmez:
- Endemiklik, bitkinin günümüzdeki yayılış alanının darlığıyla ilgilidir.
- Reliktlik, bitkinin geçmiş dönemlerden kalmış olmasıyla ilişkilidir.
- Bir bitki hem endemik hem relikt özellik gösterebilir.
- Her endemik bitki relikt, her relikt bitki de endemik değildir.
Türkiye’deki sığla ağacı relikt özellik gösteren önemli türlerden biridir. Kasnak meşesi, Kazdağı göknarı ve Datça hurması ise sınırlı yayılışlarıyla öne çıkan bitkilerdendir. Ancak bu türlerin yayılış alanlarını birkaç yer adıyla kesin biçimde sınırlandırmamak gerekir.
Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler
Bitki örtüsünün dağılışı sıcaklık, yağış, toprak, yer şekilleri ve canlılar arasındaki etkileşimle belirlenir. Geniş alanlarda iklim öne çıksa da yerel farklılıkların açıklanmasında diğer faktörler önem kazanır.
İklim
İklim, doğal bitki topluluklarının dağılışını belirleyen en önemli faktördür. Sıcaklık, yağış, nem, rüzgâr ve güneşlenme koşulları bitkilerin gelişme hızını, türünü ve yoğunluğunu etkiler.
Her bitkinin yaşayabileceği belirli bir sıcaklık aralığı vardır. Sıcaklık bu aralığın altına düştüğünde büyüme yavaşlar veya durur. Bu nedenle Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe bitki kuşakları genel olarak değişir.
Yağış miktarı da bitki topluluklarının görünümünü belirler. Bol ve düzenli yağış alan bölgelerde ormanlar gelişebilir. Yağış azaldıkça ağaçlar seyrekleşir; önce çalılar, ardından ot toplulukları ve kurakçıl bitkiler yaygınlaşır.
Bununla birlikte yalnızca yıllık yağış toplamına bakmak yeterli değildir. Yağışın yıl içindeki dağılışı, sıcaklık ve buharlaşma da dikkate alınmalıdır. Aynı miktarda yağış alan iki bölgeden daha sıcak olanında buharlaşma fazla olduğu için bitki örtüsü daha seyrek olabilir.
Yağış rejimi de bitkilerin yaşam döngüsünü değiştirir. Akdeniz ikliminde görülen yaz kuraklığı sert yapraklı çalıları desteklerken savan iklimindeki yağışlı ve kurak dönemler otların mevsimsel olarak yeşerip sararmasına yol açar. Bu ilişkinin küresel ölçekte anlaşılması için yeryüzündeki iklim tipleri ile doğal bitkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Bitkilerin Enlem Sınırı
Bir bitki türünün sıcaklık koşulları nedeniyle ulaşabildiği en kuzey veya en güney noktaya enlem sınırı denir. Düşük sıcaklık, belirli bir enlemden sonra bitkinin yetişmesini engeller.
Her bitkinin sıcaklık isteği farklı olduğu için enlem sınırı da aynı değildir. Soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ağaçlar, geniş yapraklı bazı türlere göre daha yüksek enlemlere ulaşabilir.

Enleme bağlı kuşaklar yeryüzünde düzenli çizgiler hâlinde uzanmaz. Denizellik, karasallık, okyanus akıntıları, dağların uzanışı ve yükselti bu dağılışı bozar.
Yer Şekilleri ve Yükselti
Yükselti arttıkça sıcaklık genel olarak azalır. Bu değişim, dağ yamaçlarında birbirinden farklı bitki kuşaklarının oluşmasına neden olur.
Uygun iklim koşullarına sahip bir dağda aşağıdan yukarıya doğru şu genel sıralama görülebilir:
- Geniş yapraklı ormanlar
- Karma ormanlar
- İğne yapraklı ormanlar
- Dağ çayırları
- Seyrek bitkiler ve çıplak kayalıklar
Bu kuşakların her dağda aynı sırayla ve aynı yükseltilerde ortaya çıkması beklenmez. Dağın bulunduğu enlem, denize uzaklığı, yağış miktarı ve yamaçların bakı durumu sınırları değiştirir.
Bir bitkinin düşük sıcaklık nedeniyle dağ yamacında ulaşabildiği en yüksek seviyeye yükselti sınırı denir. Ekvator çevresindeki yüksek sıcaklıklar, bitkilerin daha yüksek seviyelere çıkmasına olanak tanır. Kutuplara yaklaşıldıkça aynı bitkilerin yükselti sınırı alçalır.
Alt ve Üst Sınır
Bir dağ yamacındaki orman kuşağının alt sınırını çoğunlukla nem ve yağış koşulları belirler. Kurak bir dağ eteğinde orman, yeterli nemin bulunduğu daha yüksek seviyelerden başlayabilir.
Üst sınırda ise düşük sıcaklık etkisini artırır. Belirli bir yükseltiden sonra sıcaklık ağaçların gelişmesine yetmediği için orman sona erer ve dağ çayırları başlar.
Bu durum genel bir ilkedir. Yerel toprak özellikleri, rüzgâr, çığlar, yangınlar ve insan faaliyetleri doğal sınırların yerini değiştirebilir.
Bakı
Bakı, bir yamacın Güneş’e veya nem taşıyan hava kütlelerine göre konumudur. Güneş’e dönük yamaçlar daha fazla enerji alırken gölgede kalan yamaçlar daha serin ve nemli olabilir.
Kuzey Yarım Küre’de güneye bakan yamaçlar genellikle daha sıcaktır. Buna bağlı olarak buharlaşma artabilir, toprak nemi azalabilir ve bitki kuşaklarının yükselti sınırları değişebilir. Kuzeye bakan yamaçlarda ise daha serin ve nemli koşullar oluşabilir.
Denize dönük olma durumu da önemlidir. Nemli hava kütleleriyle karşılaşan yamaçlar fazla yağış alırken dağların gerisindeki yamaçlar daha kurak kalabilir. Karadeniz kıyılarında dağların denize bakan yamaçları ile iç kesimlere bakan yamaçları arasındaki bitki farklılığı buna örnektir.
Eğim
Eğim, toprak oluşumunu ve toprağın yamaçta tutulmasını etkiler. Çok dik yamaçlarda ayrışan malzemeler kolayca taşındığı için toprak örtüsü ince kalabilir.
Toprağın sığ ve taşlı olması, köklerin gelişebileceği alanı sınırlar. Bu nedenle sıcaklık ve yağış elverişli olsa bile dik yamaçlarda bitkiler daha seyrek bulunabilir.
Toprak
Bitkiler kökleriyle toprağa tutunur; ihtiyaç duydukları su ve minerallerin önemli bölümünü buradan alır. Toprağın derinliği, dokusu, tuzluluğu, geçirgenliği ve organik madde miktarı bitki gelişimini doğrudan etkiler.
Kumlu topraklar suyu hızlı geçirirken killi topraklar daha fazla su tutabilir. Çok tuzlu alanlarda yalnızca tuza dayanıklı bitkiler gelişir. Kireçli, asitli veya volkanik topraklar da farklı bitki türlerini destekleyebilir.
Toprak ve bitki arasındaki ilişki karşılıklıdır. Bitkiler kökleriyle toprağı tutar, dökülen yapraklarıyla organik maddeyi artırır ve yağmur sularının yüzeyden hızla akmasını önler.
Su Kaynakları
Yağışın yetersiz kaldığı bölgelerde akarsular, göller ve yer altı suları bitki yaşamını destekleyebilir. Kurak veya yarı kurak bölgelerde akarsu kenarları, çevresinden daha gür bir örtüye sahip olabilir.
Savan bölgelerinde akarsu vadileri boyunca şerit biçiminde uzanan nemli ormanlara galeri ormanı denir. Bu ormanlar, üstten bakıldığında akarsu ağını takip eden yeşil şeritler gibi görünür.
Yer altı suyunun yüzeye yaklaştığı çöl alanlarında vahalar oluşabilir. Ancak fazla su da her bitki için elverişli değildir. Sürekli suyla doygun topraklarda yalnızca bu koşullara uyum sağlamış sulak alan bitkileri yaşayabilir.
Biyolojik Faktörler
Hayvanlar polen ve tohumları taşıyarak bitkilerin çoğalmasına ve yeni alanlara yayılmasına katkı sağlar. Bazı tohumlar hayvanların tüylerine tutunur, bazıları ise yenildikten sonra başka bir yerde toprağa ulaşır.
Aşırı otlama durumunda bitkiler kendilerini yenileme fırsatı bulamaz. Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde bu baskı, doğal örtünün seyrekleşmesine ve toprağın erozyona açık hâle gelmesine neden olabilir.
İnsan Etkisi
İnsanlar doğal bitki örtüsünü tarla ve yerleşim alanı açma, yakacak elde etme, aşırı otlatma, madencilik, yol yapımı ve plansız turizm gibi faaliyetlerle değiştirebilir.
Ormanların kaldırılması yalnızca ağaç sayısını azaltmaz. Toprağın nemi, erozyon, yüzey akışı ve canlıların yaşam alanları da bu değişimden etkilenir. Dolayısıyla bitki örtüsüne yapılan müdahaleler doğal sistemin diğer unsurlarına da yansır.
Koruma alanları oluşturmak, aşırı otlatmayı önlemek ve uygun türlerle ağaçlandırma yapmak bozulmuş alanların iyileşmesine katkı sağlar. Bu çalışmaların başarıya ulaşması için bölgenin doğal ekosistemini dikkate almak gerekir. İnsanların çevre üzerindeki bu etkileri doğal çevrenin kullanımı kapsamında daha geniş biçimde incelenir.
Başlıca Bitki Formasyonları
Yeryüzündeki bitkiler genel görünümlerine göre ağaç, çalı ve ot formasyonları içinde ele alınır. İklim koşulları değiştikçe bu toplulukların boyu, sıklığı ve tür çeşitliliği de değişir.

Ağaç Formasyonu
Ağaçların baskın olduğu bitki topluluklarına ağaç formasyonu denir. Ağaçların geniş ve sık alanlar oluşturabilmesi için sıcaklık, yağış ve toprak koşullarının yeterli olması gerekir.
Ekvatoral Yağmur Ormanları
Ekvatoral iklim bölgelerinde gelişen, yıl boyunca yeşil kalan gür ormanlardır. Amazon Havzası, Kongo Havzası ve Güneydoğu Asya adalarının bazı kesimleri başlıca yayılış alanlarıdır.
Sıcaklık ve yağışın yıl boyunca yüksek olması, bitkilerin kesintisiz büyümesini sağlar. Ağaçlar ışığa ulaşmak için farklı boylarda geliştiğinden orman çok katlı bir yapı kazanır.
Bu ormanlarda:
- Geniş yapraklı ve uzun boylu ağaçlar yaygındır.
- Bitki ve hayvan çeşitliliği yüksektir.
- Orman zemini sık ağaç örtüsü nedeniyle sınırlı ışık alır.
- Sarılıcı bitkiler ve ağaç üzerinde yaşayan bitkiler bulunabilir.
- Bütün ağaçlar aynı anda yaprak dökmediği için orman sürekli yeşil görünür.
Muson Ormanları
Yazı bol yağışlı, kışı daha kurak geçen muson iklim bölgelerinde gelişir. Güney ve Güneydoğu Asya bu ormanların başlıca yayılış alanıdır.
Muson ormanları geniş yapraklı ağaçlardan oluşur. Yağışın mevsimlere göre belirgin biçimde değişmesi nedeniyle bazı ağaçlar kurak dönemde yapraklarını döker. Bu özellik onları yıl boyunca nemli kalan ekvatoral yağmur ormanlarından ayırır.
Tik ağacı bu ormanların karakteristik türlerinden biridir. Ancak muson bölgesindeki bütün ormanların yalnızca tik ağaçlarından oluştuğu düşünülmemelidir.
Orta Kuşağın Karma Ormanları
Yıl boyunca yağış alan ılıman iklim bölgelerinde geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçların bir arada bulunduğu ormanlardır. Batı Avrupa, Kuzey Amerika’nın uygun kıyıları, Doğu Asya ve Güney Yarım Küre’nin bazı ılıman kıyıları bu toplulukların görüldüğü alanlardır.
Alçak ve ılıman kesimlerde kayın, gürgen, kestane ve meşe gibi geniş yapraklı türler yaygınlaşır. Sıcaklığın azaldığı alanlarda ladin, göknar ve çam gibi iğne yapraklı ağaçlar topluluğa katılır.
Tayga Ormanları
Sert karasal iklimin etkili olduğu yüksek enlemlerde gelişen iğne yapraklı ormanlara tayga ya da boreal orman denir. Kanada, Alaska, İskandinavya ve Sibirya’da geniş alan kaplar.
Kışların uzun ve soğuk olması geniş yapraklı ağaçların gelişmesini sınırlar. Ladin, göknar ve çam gibi ağaçlar düşük sıcaklıklara ve kısa büyüme dönemine uyum sağlamıştır.
İğne biçimindeki yapraklar su kaybını azaltır. Konik gövde ve eğimli dallar ise karın ağaç üzerinde aşırı birikmesini zorlaştırır.

Çalı Formasyonu
Kısa boylu, çok gövdeli ve odunsu bitkilerin oluşturduğu topluluklara çalı formasyonu denir. Çalılıklar bazı bölgelerde iklim ve toprak koşullarına bağlı olarak gelişirken bazı alanlarda orman tahribinden sonra yaygınlaşır.
Maki
Akdeniz ikliminde görülen, yaz kuraklığına dayanıklı bodur ağaç ve çalılardan oluşan topluluğa maki denir. Yabani zeytin, defne, mersin, kocayemiş, keçiboynuzu, sakız, sandal ve kermez meşesi maki topluluğunda bulunabilen türlerdir.
Makiler genellikle:
- Küçük ve sert yapraklıdır.
- Kalın veya mumsu yaprak yüzeyine sahiptir.
- Yaz kuraklığına dayanabilir.
- Çoğunlukla yıl boyunca yeşil kalır.
- Güçlü kök sistemleri geliştirir.
Akdeniz Havzası dışında Kaliforniya, Orta Şili, Güney Afrika’nın Kap Bölgesi ve Avustralya’nın güneybatısında benzer sert yapraklı çalı formasyonları görülür. Bu bölgelerdeki topluluklar ekolojik bakımdan benzer olsa da yerel türleri aynı değildir.
Maki, Akdeniz çevresinde doğal bir bitki formasyonudur. Bununla birlikte kızılçam ormanlarının tahrip edildiği alanlarda yayılışını genişletebilir.
Garig
Akdeniz iklim bölgesinde makiye göre daha kısa, seyrek ve dikenli çalılardan oluşan topluluğa garig veya frigana denir.
Garigler; toprağın sığ, eğimin fazla ve su koşullarının yetersiz olduğu alanlarda gelişebilir. Maki topluluklarının tahrip edilmesi de gariglerin yayılışını artırabilir.
Kekik, laden ve bazı dikenli çalılar bu toplulukta yer alabilir. Garig ile maki arasındaki temel fark, garigin genellikle daha kısa ve seyrek bir görünüm taşımasıdır.
Psödomaki
Nemli ılıman iklim bölgelerinde ormanların tahrip edildiği alanlarda gelişen çalı topluluğuna psödomaki veya yalancı maki denir.
Karadeniz kıyılarında görülen psödomaki, görünüş bakımından makiye benzese de Akdeniz yaz kuraklığının ürünü değildir. Şimşir, çobanpüskülü, orman gülü ve kızılcık gibi türler bu toplulukta bulunabilir.
Maki ile psödomakiyi ayıran temel ölçüt, bitkilerin geliştiği iklim koşullarıdır:
- Maki, yazları kurak Akdeniz iklimine uyumludur.
- Psödomaki, nemli ılıman iklimde çoğunlukla orman tahribinden sonra gelişir.
Ot Formasyonu
Yağışın ağaç yetişmesine yetmediği, düşük sıcaklıkların ağaç gelişimini sınırlandırdığı veya ormanların tahrip edildiği alanlarda ot toplulukları yaygınlaşır.
Savan
Tropikal kuşakta yaz yağışlarıyla yeşeren, kurak dönemde sararan uzun boylu ot topluluklarına savan denir.
Savanlarda otların arasına kuraklığa dayanıklı seyrek ağaçlar ve çalılar karışabilir. Bu formasyon Afrika’da geniş alan kaplamakla birlikte Güney Amerika ve Avustralya’nın bazı kesimlerinde de görülür.
Savanların gelişiminde:
- Yıl boyunca yüksek sıcaklık,
- Yaz mevsiminde artan yağış,
- Belirgin kurak dönem,
- Yangınlar,
- Otçul hayvanlar
birlikte etkili olur.
Bozkır
Orta kuşağın yarı kurak karasal bölgelerinde ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı başlayınca sararan kısa boylu ot topluluğuna bozkır veya step denir.
Geven, yavşan otu, çoban yastığı ve üzerlik bozkır alanlarında görülebilen türlerdendir. Ancak tür bileşimi bölgeden bölgeye değişir.
Bozkırlar Orta Asya, Anadolu’nun iç kesimleri ve farklı kıtaların yarı kurak iç bölgelerinde yayılır. Kuzey Amerika’daki preri ve Güney Amerika’daki pampa toplulukları bazen bozkırlarla birlikte anılsa da yağış, ot yüksekliği ve tür yapısı bakımından bütün bu ot toplulukları birbirinin tam karşılığı değildir.
Antropojen Bozkır
Ormanların kesilmesi, yakılması veya uzun süre aşırı otlatılması sonucunda ortaya çıkan ot topluluklarına antropojen bozkır denir.

Doğal bozkır ile antropojen bozkırın görünümü benzer olabilir. Ancak oluşum süreçleri farklıdır:
- Doğal bozkırın oluşumunda yarı kurak iklim belirleyicidir.
- Antropojen bozkır, orman örtüsünün insan etkisiyle ortadan kalkması sonucunda gelişir.
- Antropojen bozkır alanlarında seyrek ağaçlara ve orman kalıntılarına rastlanabilir.
Çayır
Yazları serin ve yağışlı geçen ya da toprağın uzun süre nemli kaldığı alanlarda gelişen uzun ve gür ot topluluklarına çayırdenir.
Çayırlar bozkırlara göre daha uzun, sık ve yeşildir. Orta kuşağın yarı nemli karasal bölgelerinde ve yüksek dağlarda yaygınlaşabilir.
Orman üst sınırı ile kalıcı kar sınırı arasında gelişen ot topluluklarına alpin çayır veya dağ çayırı denir. Bu alanlarda düşük sıcaklık ağaç gelişimini engellerken yaz yağışları otların yeşil kalmasını sağlar.
Tundra
Kutup altı bölgelerinde kısa yaz döneminde yüzeydeki donun çözülmesiyle gelişen yosun, liken, kısa ot ve bodur çalılardan oluşan topluluğa tundra denir.
Toprağın alt kesiminde yıl boyunca donmuş durumda kalan tabaka, köklerin derine inmesini engeller. Bu nedenle ağaçlar gelişemez. Kısa yaz döneminde çözülen yüzey suları, drenajın zayıf olduğu yerlerde bataklıklar oluşturabilir.
Tundra; Kuzey Sibirya, Kuzey Kanada, Alaska, İskandinavya’nın kuzeyi ve Grönland’ın kıyı kesimlerinde görülür. Antarktika’nın ve Grönland’ın yıl boyunca buzlarla kaplı iç kesimlerinde ise doğal bitki örtüsü bulunmaz.
Çöl Bitkileri
Yağışın çok az ve düzensiz olduğu kurak bölgelerde bitki örtüsü oldukça seyrektir. Burada yaşayan bitkiler mevcut suyu kullanmak ve su kaybını azaltmak için özel uyum özellikleri geliştirir.
Kurakçıl bitkilerde:
- Yapraklar küçülebilir veya dikene dönüşebilir.
- Gövde su depolayabilir.
- Yaprak yüzeyi kalın ve mumsu olabilir.
- Kökler derine inebilir.
- Yüzeye yayılan kökler kısa süreli yağışları hızla toplayabilir.
- Yaşam döngüsü yağıştan sonra kısa sürede tamamlanabilir.
Her çöl bitkisi kaktüs değildir. Kaktüsler doğal olarak Amerika kıtasına özgüdür. Afrika, Asya ve Avustralya çöllerinde benzer görünüşe sahip farklı bitki grupları bulunur.
Bitki Formasyonlarının Karşılaştırılması
| Bitki topluluğu | İklim koşulları | Temel özellik | Başlıca dağılış alanı |
|---|---|---|---|
| Ekvatoral orman | Her mevsim sıcak ve yağışlı | Gür, çok katlı ve tür çeşitliliği yüksek | Amazon, Kongo ve Güneydoğu Asya |
| Muson ormanı | Yaz çok yağışlı, kış daha kurak | Bazı türler kurak dönemde yaprak döker | Güney ve Güneydoğu Asya |
| Karma orman | Ilıman ve yıl boyunca nemli | Geniş ve iğne yapraklı türler bir arada | Orta kuşağın nemli bölgeleri |
| Tayga | Uzun ve soğuk kışlar | İğne yapraklı ağaçlar baskın | Kanada, İskandinavya ve Sibirya |
| Maki | Yaz sıcak ve kurak, kış ılık | Sert yapraklı ve çoğunlukla her mevsim yeşil çalılar | Akdeniz iklim bölgeleri |
| Savan | Yaz yağışlı, kış kurak ve sıcak | Uzun otlar ve seyrek ağaçlar | Tropikal kuşak |
| Bozkır | Yarı kurak karasal iklim | İlkbaharda yeşeren kısa otlar | Orta kuşak karalarının iç kesimleri |
| Çayır | Serin ve yarı nemli | Uzun, sık ve yazın yeşil kalan otlar | Yüksek dağlar ve serin karasal alanlar |
| Tundra | Çok soğuk ve kısa yazlı | Yosun, liken, kısa ot ve bodur çalılar | Kutup altı bölgeleri |
| Çöl bitkileri | Çok kurak | Seyrek ve su kaybını azaltan türler | Sıcak ve soğuk çöller |
Türkiye’de Bitki Örtüsü
Türkiye, farklı iklimlerin etkili olması, yükselti farklarının fazla olması ve dağların çeşitli yönlerde uzanması nedeniyle zengin bir bitki çeşitliliğine sahiptir. Kıyıdan iç kesimlere, vadilerden dağ zirvelerine gidildikçe bitki toplulukları kısa mesafelerde değişebilir. Bu dağılışı anlayabilmek için Türkiye iklimi ile yer şekillerini birlikte değerlendirmek gerekir.

Türkiye’de Bitki Çeşitliliğinin Fazla Olmasının Nedenleri
Türkiye’de bitki çeşitliliğini artıran başlıca etkenler şunlardır:
- Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklim koşullarının görülmesi
- Yükselti farklarının fazla olması
- Dağların uzanış yönlerinin değişmesi
- Denizellik ve karasallığın kısa mesafelerde farklılaşması
- Bakı ve eğim koşullarının çeşitlilik göstermesi
- Toprak ve anakaya özelliklerinin değişmesi
- Farklı bitki coğrafyası bölgelerinin kesişmesi
- Geçmiş iklim dönemlerinden kalan türlerin korunabileceği sığınak alanların bulunması
Anadolu’nun vadileri, dağlık alanları ve kıyı kuşakları bazı türlerin sınırlı alanlarda korunmasını sağlamıştır. Bu durum endemik ve relikt bitkilerin varlığına katkıda bulunur.
Türkiye’de Ormanlar
Türkiye’de ormanlar özellikle yağışın yeterli olduğu kıyı bölgeleri ile dağların nemli yamaçlarında yoğunlaşır. İç kesimlerde yağışın azalması, karasallığın artması ve uzun süren insan etkisi ormanların daha parçalı hâle gelmesine yol açmıştır.

Kuzey Anadolu Ormanları
Karadeniz kıyıları ve Kuzey Anadolu Dağları, Türkiye’nin en gür orman alanları arasındadır. Yağışın yıl boyunca sürmesi sayesinde ormanlar deniz seviyesine yakın alanlardan başlayabilir.
Alçak kesimlerde kayın, gürgen, kestane, meşe ve kızılağaç gibi geniş yapraklı türler yaygındır. Yükselti arttıkça göknar, ladin ve sarıçam gibi iğne yapraklı türlerin oranı artar.
Doğu Karadeniz’de yağışın fazla olması bitki örtüsünü gürleştirir. Dağların güneye bakan yamaçlarında ise yağış azalır ve daha kurak koşullara dayanıklı türler öne çıkar.
Akdeniz Ormanları
Akdeniz ve Ege kıyılarında alt orman kuşağının karakteristik ağacı kızılçamdır. Daha yüksek ve serin kesimlerde karaçam, sedir, ardıç ve göknar toplulukları görülebilir.
Akdeniz ormanlarının yükselti basamakları her yerde aynı değildir. Bakı, yağış, sıcaklık ve insan etkisi ormanların alt ve üst sınırını değiştirir.
Batı Anadolu Ormanları
Batı Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz kökenli bitki topluluklarının geçiş alanlarından biridir. Kazdağı ve Uludağ gibi yüksek kütlelerin nemli yamaçlarında kayın, kestane, gürgen ve göknar gibi türler bulunabilir.
Ege kıyılarının sıcak ve kurak kesimlerinde kızılçam ile meşe toplulukları öne çıkar. İç kesimlere ve yüksek alanlara doğru karaçamların yayılışı artar.
İç ve Doğu Kesimlerdeki Ormanlar
İç Anadolu’da yağışın azalması nedeniyle ormanlar kıyı bölgelerine göre daha seyrek ve parçalıdır. Dağlık alanlarda meşe, ardıç ve karaçam toplulukları görülebilir.
Doğu Anadolu’da meşe toplulukları geniş yer tutar. Kuzeydoğu Anadolu’nun yüksek ve soğuk bazı kesimlerinde sarıçam ormanları bulunur. Güneydoğu Anadolu ise kuraklığın güçlü etkisi nedeniyle orman varlığının en az olduğu alanlardan biridir.
Türkiye’de Çalı Toplulukları
Türkiye’deki başlıca çalı toplulukları maki, garig ve psödomakidir. Bu toplulukların dağılışında iklimin yanı sıra orman tahribi, yükselti ve toprak özellikleri de etkili olur.

Maki
Makiler Akdeniz ve Ege kıyıları ile Marmara’nın kışları ılık geçen bazı kesimlerinde görülür. Yükselti arttıkça sıcaklığın düşmesi, makilerin yerini ormanlara bırakmasına neden olur.
Maki üst sınırı güneyden kuzeye doğru genel olarak alçalır. Ancak bu sınır bakı, yerel sıcaklık ve deniz etkisine göre değiştiği için bütün kıyı boyunca aynı yükseltiden geçmez.
Garig
Garigler özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında toprağın sığ, taşlı ve su koşullarının yetersiz olduğu alanlarda görülür. Maki örtüsünün tahrip edilmesi de bu kısa ve seyrek çalıların yayılmasına ortam hazırlayabilir.
Psödomaki
Psödomaki, Karadeniz kıyılarında ormanların tahrip edildiği bazı alanlarda ve orman altlarında görülür. Nemli iklim koşullarında gelişmesi, onu Akdeniz makisinden ayırır.
Türkiye’de Ot Toplulukları
Yağışın azalması veya düşük sıcaklığın ağaç gelişimini engellemesi, Türkiye’nin iç ve yüksek kesimlerinde ot topluluklarının yaygınlaşmasına yol açar.
Bozkırlar
İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’nun yarı kurak alanlarında bozkırlar geniş yer kaplar. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren otlar, yaz kuraklığı başlayınca sararır.
İç Anadolu’daki bütün bozkır alanları aynı oluşuma sahip değildir. Bazıları iklim koşullarına bağlı doğal bozkırdır. Daha nemli olmasına rağmen ormanların ortadan kaldırıldığı alanlarda ise antropojen bozkırlar gelişmiştir.
Çayırlar
Erzurum, Kars ve Ardahan çevresindeki yüksek platolarda yaz yağışları ile serin koşullar çayırların gelişmesini sağlar. Bu otlar bozkırlara göre daha uzun ve gürdür; yaz döneminde yeşil kalabilir.
Kuzey Anadolu Dağları, Toroslar ve Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde orman üst sınırından sonra alpin çayırlar görülür.
Türkiye’de Endemik ve Relikt Bitkiler
Türkiye’nin engebeli yapısı, iklim çeşitliliği ve farklı bitki coğrafyası bölgelerinin kesişme alanında bulunması endemik türlerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Özellikle dağlık alanlar, derin vadiler ve jeolojik bakımdan farklı sahalar kendine özgü yaşam ortamları oluşturur.
Türkiye’de öne çıkan bazı bitkiler şunlardır:
- Sığla ağacı
- Kasnak meşesi
- Kazdağı göknarı
- Datça hurması
- İspir meşesi
Bu bitkilerin tamamı aynı yayılış biçimine ve geçmişe sahip değildir. Bazıları endemik, bazıları relikt, bazıları ise hem dar yayılışlı hem geçmiş dönemlerden kalmış özellik gösterebilir.
Relikt bitkiler, geçmişte hüküm süren farklı iklim koşullarının izlerini taşır. Vadiler, korunaklı yamaçlar ve yerel nem alanları bu türlerin günümüze kadar ulaşmasına yardımcı olabilir.
Doğal Bitki Örtüsünün Önemi
Doğal bitkiler yalnızca yeryüzünün görünümünü değiştirmez. Toprak, su, atmosfer ve diğer canlılarla sürekli etkileşim içindedir.
Bitki örtüsü:
- Kökleriyle toprağı tutar ve erozyonu azaltır.
- Yağmur damlalarının toprağa doğrudan çarpmasını önler.
- Yüzey akışını yavaşlatır.
- Suyun toprağa sızmasına katkı sağlar.
- Çok sayıda canlıya besin ve barınma alanı sunar.
- Fotosentez yoluyla atmosferdeki karbondioksitin bir bölümünü kullanır.
- Yerel sıcaklık ve nem koşullarını etkiler.
- Hayvancılık, ormancılık ve arıcılık gibi faaliyetleri destekler.
- Odun, lif, reçine, ilaç ham maddesi ve besin sağlar.
Ormanların veya doğal otlakların zarar görmesi bu işlevleri zayıflatır. Bu nedenle doğal örtünün korunması, yalnızca bitki türlerinin değil toprağın, su kaynaklarının ve bütün ekosistemin korunması anlamına gelir.
Sözün Kısası
Bitki örtüsü, iklim başta olmak üzere yer şekilleri, toprak, su kaynakları, canlılar ve insan faaliyetlerinin ortak etkisiyle oluşur. Sıcaklık ve yağış koşulları geniş alanlardaki dağılışı belirlerken yükselti, bakı ve toprak yerel farklılıklar meydana getirir. Orman, çalı ve ot formasyonları bu çevresel koşullara göre şekillenir. Türkiye’nin iklim ve yer şekli çeşitliliği ise ormanlardan bozkırlara, makilerden alpin çayırlara kadar farklı bitki topluluklarının kısa mesafelerde görülmesini sağlar.
Sık Sorulan Sorular
Bitki örtüsü ile bitki topluluğu aynı şey midir?
Kavramlar birbirine yakındır. Bitki örtüsü bir alandaki doğal bitkilerin genelini, bitki topluluğu ise benzer çevre koşullarında bir arada bulunan bitkileri ifade eder.
Bitki örtüsünün dağılışını en fazla hangi faktör etkiler?
Geniş alanlarda en belirleyici faktör iklimdir. Bununla birlikte yükselti, bakı, toprak, su kaynakları ve insan faaliyetleri yerel dağılışı değiştirir.
Ormanların alt ve üst sınırını ne belirler?
Ormanların alt sınırında çoğunlukla nem ve yağış, üst sınırında ise düşük sıcaklık belirleyicidir. Yerel koşullar bu genel düzeni değiştirebilir.
Maki ile psödomaki arasındaki fark nedir?
Maki, yazları kurak Akdeniz iklimine uyum sağlamıştır. Psödomaki ise nemli Karadeniz ikliminde çoğunlukla orman tahribinden sonra gelişir.
Bozkır ile çayır nasıl ayırt edilir?
Bozkırlar yarı kurak bölgelerde gelişen kısa otlardan oluşur ve yaz başında sararır. Çayırlar daha serin ve nemli alanlarda görülür; daha uzun, sık ve yeşildir.
Endemik ve relikt bitki aynı mıdır?
Hayır. Endemik bitki dar bir alanda yaşar. Relikt bitki ise geçmiş dönemlerin çevre koşullarından günümüze kalmıştır. Bir tür iki özelliği birden taşıyabilir.
Türkiye’de bitki çeşitliliği neden fazladır?
İklim, yükselti, yer şekilleri, toprak ve bakı koşulları kısa mesafelerde değişir. Ayrıca Türkiye farklı bitki coğrafyası bölgelerinin kesişme alanında bulunur.