Toprak Tipleri: Oluşumları ve Özellikleri

Toprak tipleri; iklim, ana kaya, canlılar, yer şekilleri ve zamanın ortak etkisiyle ortaya çıkar. Bu nedenle toprağı yalnızca üzerinde bitki yetişen gevşek bir örtü olarak düşünmek doğru değildir. Her toprak, oluştuğu çevrenin özelliklerini yansıtan doğal bir kayıt gibidir.

Yağışlı bir bölgede su, toprağın içindeki mineralleri alt katmanlara taşırken kurak alanlarda buharlaşma, tuz ve kirecin yüzeye yakın bölümlerde birikmesine yol açabilir. Bitki örtüsü güçlü olduğunda organik madde miktarı artar. Eğimin fazla olduğu yamaçlarda ise toprak, aşınma nedeniyle yeterince kalınlaşamaz.

Dolayısıyla renk, verimlilik, kalınlık ve mineral yapısı bakımından farklı toprakların gelişmesi rastlantı değildir. Bu farklılıkları anlayabilmek için önce toprağın nasıl oluştuğuna ve hangi katmanlardan meydana geldiğine bakmak gerekir.

Toprak Nedir ve Nasıl Oluşur?

Toprak, kayaçların fiziksel ve kimyasal yollarla parçalanması sonucunda ortaya çıkan mineral maddelerin su, hava ve organik kalıntılarla karışmasıyla oluşan doğal örtüdür. Ancak bu tanım, uzun ve karmaşık bir gelişim sürecini birkaç kelimeyle özetler.

Ana kayanın çözülerek organik maddelerle karışması ve toprağa dönüşmesi

Toprak oluşumu, ana kayanın çözülmesiyle başlar. Ardından bitkiler, mikroorganizmalar ve diğer canlılar sürece katılır. Zaman ilerledikçe üstten alta doğru farklı özellikler gösteren katmanlar gelişir.

Ana Kayanın Çözülmesi

Ana kaya, toprağın oluştuğu mineral malzemenin kaynağıdır. Sıcaklık değişimleri, donma ve çözülme, su, rüzgâr ve canlıların etkisiyle kayaçlarda çözülme gerçekleşir. Böylece sert kaya yüzeyi çatlar, ufalanır veya kimyasal değişime uğrar.

Fiziksel çözülme, kayacın kimyasal yapısını değiştirmeden onu daha küçük parçalara ayırır. Kimyasal çözülmede ise mineraller su ve çeşitli kimyasal tepkimeler sonucunda yeni maddelere dönüşür. Örneğin bazı minerallerin ayrışmasıyla kil oluşabilir.

Ortaya çıkan mineral parçacıklar tek başına toprak sayılmaz. Toprağın gelişebilmesi için bu malzemenin organik maddeler, su ve hava ile karışması gerekir.

Organik Maddelerin Toprağa Katılması

Bitkilerin dökülen yaprakları, kuruyan kökleri ve diğer canlı kalıntıları zamanla ayrışır. Mikroorganizmalar bu kalıntıları parçalayarak humus adı verilen koyu renkli organik maddeyi oluşturur.

Humus, toprağın su tutma kapasitesini ve besin değerini artırabilir. Ayrıca mineral tanelerinin bir arada tutulmasına yardımcı olarak toprağın yapısını iyileştirir. Bununla birlikte humus miktarı her yerde aynı değildir. Bitki örtüsü, sıcaklık, nem ve ayrışma hızı bu miktarı belirler.

Soğuk alanlarda organik kalıntılar yavaş ayrışabilir. Sıcak ve çok nemli bölgelerde ise bitkisel üretim güçlü olmasına rağmen ayrışma ve besin döngüsü çok hızlı gerçekleşebilir. Bu nedenle gür bitki örtüsü, toprağın her zaman humus bakımından zengin olduğu anlamına gelmez.

Toprak Oluşumunun Uzun Sürmesi

Toprak, kısa sürede oluşan ve kolayca yenilenen bir kaynak değildir. Oluşum hızı; iklime, ana kayanın direncine, eğime, canlı etkinliğine ve çevre koşullarına bağlı olarak değişir.

Düz veya hafif eğimli alanlarda ayrışan malzemeler yerinde kalabildiği için toprak kalınlaşabilir. Dik yamaçlarda ise su ve yer çekimi, gevşek malzemeleri aşağıya taşır. Bu nedenle aynı iklim bölgesindeki iki alanda bile farklı kalınlıkta topraklar gelişebilir.

Toprak Oluşumunu Etkileyen Faktörler

Toprağın oluşmasını tek bir etkene bağlamak mümkün değildir. Bir bölgedeki toprak özellikleri, farklı doğal unsurların uzun süre boyunca birlikte çalışması sonucunda şekillenir.

Bu faktörlerden biri değiştiğinde toprağın rengi, kalınlığı, mineral bileşimi, organik madde miktarı ve su tutma kapasitesi de değişebilir.

İklim

İklim, toprak oluşumunun hızını ve yönünü belirleyen temel faktörlerden biridir. Yağış miktarı, sıcaklık değerleri ve bu koşulların yıl içindeki dağılışı hem kayaçların çözülmesini hem de organik maddelerin ayrışmasını etkiler.

Sıcak ve nemli bölgelerde kimyasal çözülme genellikle hızlıdır. Bol yağış, çözünen minerallerin toprağın alt bölümlerine taşınmasını kolaylaştırır. Kurak alanlarda ise su yetersizliği kimyasal çözülmeyi sınırlar. Güçlü buharlaşma nedeniyle tuz ve kireç gibi maddeler yüzeye yakın katmanlarda birikebilir.

Soğuk bölgelerde düşük sıcaklık, kimyasal tepkimeleri ve canlı faaliyetlerini yavaşlatır. Bunun sonucunda toprak oluşumu da genellikle daha yavaş ilerler.

Ana Kaya

Ana kaya, toprağın mineral yapısını, rengini, geçirgenliğini ve tane büyüklüğünü etkiler. Kireç taşı üzerinde gelişen bir toprak ile volkanik malzeme üzerinde oluşan toprağın özellikleri aynı değildir.

Ancak ana kaya, tek başına belirleyici olmaz. Uzun süre etkili olan iklim koşulları, ana kayanın başlangıçtaki özelliklerini büyük ölçüde değiştirebilir. Bu yüzden benzer kayaçlar üzerinde farklı iklimlerde farklı topraklar gelişebilir.

Ana materyal her zaman bulunduğu yerdeki sağlam kayadan oluşmaz. Akarsuların, rüzgârların, buzulların veya yamaç hareketlerinin taşıdığı gevşek malzemeler de toprağa kaynaklık edebilir.

Canlılar ve Bitki Örtüsü

Bitkiler, kökleriyle kayaçları parçalar ve toprağa organik madde kazandırır. Toprak içinde yaşayan mikroorganizmalar, solucanlar ve diğer canlılar organik kalıntıların ayrışmasına yardım eder.

Bitki örtüsünün türü de toprak üzerinde farklı etkiler bırakır. Çayır bitkilerinin sık kök sistemi, toprağın üst bölümünde organik madde birikimini artırabilir. İğne yapraklı ormanlarda ise asitli bitki kalıntıları, minerallerin üst katmanlardan yıkanmasını hızlandırabilir.

İnsan da toprak oluşumunu ve özelliklerini değiştiren bir etkendir. Tarım, sulama, gübreleme, ormansızlaşma, aşırı otlatma ve yanlış arazi kullanımı toprağın doğal yapısını değiştirebilir.

Yer Şekilleri

Eğim, yükselti ve yamacın baktığı yön toprak gelişimini etkiler. Eğimin fazla olduğu alanlarda yüzey suları toprağı daha kolay taşır. Bu nedenle yamaç toprakları çoğunlukla ince, taşlı ve genç özellik gösterir.

Düzlüklerde aşınma zayıflarken birikme güçlenebilir. Böylece daha kalın toprak örtüleri gelişebilir. Çukur alanlarda drenaj zayıfsa toprak uzun süre suya doygun kalabilir.

Yükselti arttıkça sıcaklığın azalması, bitki örtüsünün değişmesi ve ayrışma hızının düşmesi de toprak özelliklerini farklılaştırır.

Zaman

Belirgin toprak katmanlarının gelişebilmesi için uzun süre gerekir. Yeni oluşmuş volkanik yüzeylerde, akarsuların yakın zamanda biriktirdiği alanlarda veya sürekli aşınan yamaçlarda toprak gelişimi sınırlı kalabilir.

Buna karşılık uzun süre dengeli koşullar altında kalan yüzeylerde yıkanma, birikme ve organik madde oluşumu daha belirgin hâle gelir. Ancak yaşlı bir toprak her zaman daha verimli değildir. Uzun süreli ve şiddetli yıkanma, bazı besin maddelerini ortamdan uzaklaştırabilir.

Toprak Profili ve Toprak Katmanları

Toprağın yüzeyden ana kayaya kadar uzanan dikey kesitine toprak profili denir. Bu profil içinde fiziksel ve kimyasal özellikleri birbirinden ayrılan katmanlar bulunur. Söz konusu katmanlara horizon adı verilir.

Her toprakta bütün horizonlar aynı belirginlikte gelişmez. İklim, bitki örtüsü, yaş, eğim ve insan müdahalesi katmanların kalınlığını ve görünümünü değiştirir.

O, A, E, B ve C horizonları ile ana kayayı gösteren toprak profili

O Horizonu

O horizonu, yüzeyde biriken yaprak, dal, kök ve diğer organik kalıntılardan oluşur. Ormanlık alanlarda daha belirgin olan bu katmanda ayrışmanın farklı aşamalarındaki organik maddeler bulunur.

Organik kalıntıların tamamen parçalanmasıyla humus meydana gelir. Ancak tarım yapılan veya bitki örtüsü seyrek olan alanlarda O horizonu çok ince olabilir ya da hiç görülmeyebilir.

A Horizonu

A horizonu, toprağın üst katmanıdır. Mineral maddeler ile humus burada karışır. Bitki köklerinin ve toprak canlılarının büyük bölümü de bu kesimde yoğunlaşır.

Genellikle koyu renkli olan bu katman, tarım açısından büyük önem taşır. Yağış suları bazı ince maddeleri ve çözünmüş mineralleri A horizonundan daha aşağıya taşıyabilir.

E Horizonu

E horizonu, yıkanmanın belirgin olduğu açık renkli katmandır. Kil, demir, alüminyum ve organik bileşikler bu bölümden uzaklaşarak alt katmanlara taşınır.

Her toprakta bulunmayan E horizonu, özellikle yağışlı iklimlerde ve podzol tipi topraklarda belirginleşebilir.

B Horizonu

B horizonu, üst katmanlardan taşınan kil ve bazı minerallerin biriktiği alt toprak bölümüdür. Bu katman genellikle A horizonuna göre daha az organik madde içerir.

Demir bileşikleri B horizonuna kırmızımsı veya kahverengi tonlar verebilir. Biriken maddenin türüne göre katmanın sertliği, geçirgenliği ve rengi değişir.

C Horizonu

C horizonu, ana materyalin büyük ölçüde ayrışmış fakat henüz tam olarak toprağa dönüşmemiş bölümüdür. Organik madde miktarı oldukça azdır.

Bu katmandaki malzeme yerinde ayrışmış ana kayadan gelebileceği gibi başka bir alandan taşınmış tortullardan da oluşabilir.

R Katmanı

R katmanı, profilin altında bulunan sağlam ve ayrışmamış ana kayadır. Toprak oluşumunun başlangıç malzemelerinden biri burada yer alır.

Bununla birlikte yüzeydeki toprağın mineral yapısı her zaman alttaki R katmanıyla aynı olmayabilir. Çünkü toprağı oluşturan malzeme başka bir yerden taşınmış olabilir.

Toprak Tipleri Nasıl Sınıflandırılır?

Toprakları sınıflandırmak için farklı bilimsel sistemler kullanılır. Modern sınıflandırmalar; horizon özellikleri, kil türleri, organik madde, tuzluluk, renk ve nem rejimi gibi ölçülebilir niteliklere dayanır.

Coğrafi anlatımlarda ise oluşum koşullarını daha kolay göstermek amacıyla topraklar çoğunlukla zonal, intrazonal ve azonal gruplar altında incelenir. Bu yaklaşım, toprağın oluşumunda hangi çevresel faktörün öne çıktığını anlamayı kolaylaştırır.

Toprak Grubu Belirleyici Etken Temel Özellik Başlıca Örnekler
Zonal İklim ve doğal bitki örtüsü İklimin etkisi belirgindir ve toprak horizonları genellikle gelişmiştir. Laterit, podzol, kahverengi orman, çernezyom, çöl ve tundra toprakları
İntrazonal Ana materyal, tuzluluk ve drenaj Yerel koşullar, iklim ve bitki örtüsünün etkisinin önüne geçer. Halomorfik, hidromorfik ve kalsimorfik topraklar
Azonal Taşınma, birikme ve aşınma Toprak gençtir; belirgin horizonlar gelişmemiştir. Alüvyal, kolüvyal, lös, moren, regosol ve litosol

Bu ayrım kesin sınırlarla birbirinden kopmuş üç doğal sistem anlamına gelmez. Bazı topraklarda birden fazla oluşum faktörü birlikte etkili olabilir.

Zonal, intrazonal ve azonal toprakların oluşum özelliklerini karşılaştıran infografik

Zonal Toprak Tipleri

Zonal topraklar, oluşumlarında iklim ve doğal bitki örtüsünün belirgin izler bıraktığı topraklardır. Uzun süre dengeli yüzey koşulları altında gelişen bu topraklarda horizonlaşma genellikle fark edilebilir.

Dünya üzerindeki dağılışları büyük ölçüde iklim ve bitki örtüsü kuşaklarıyla ilişkilidir. Bununla birlikte yükselti, drenaj ve ana kaya gibi yerel koşullar dağılışı kesintiye uğratabilir.

Dünya üzerinde başlıca zonal toprak tiplerinin dağılış haritası

Laterit Topraklar

Laterit topraklar, yıl boyunca sıcak ve yağışlı tropikal bölgelerde güçlü kimyasal ayrışma ve yıkanma sonucunda gelişir. Amazon ve Kongo havzaları ile Güneydoğu Asya’nın bazı kesimleri bu koşullara örnek oluşturur.

Bol yağış, kolay çözünen mineralleri ve bazları toprağın alt katmanlarına ya da profil dışına taşır. Demir ve alüminyum oksitlerin görece yoğunlaşması toprağa kırmızı, turuncu veya sarı tonlar kazandırabilir.

Tropikal ormanlarda organik üretim çok yüksek olmasına rağmen sıcak ve nemli ortam, organik kalıntıların hızla ayrışmasına yol açar. Bitkiler açığa çıkan besinleri kısa sürede kullanır. Bu nedenle besin maddelerinin önemli bir bölümü toprakta değil, canlı biyokütlede dolaşır.

Lateritlerin tamamını aynı ölçüde verimsiz kabul etmek doğru değildir. Tarımsal özellikleri; ayrışmanın derecesine, ana materyale, erozyona ve uygulanan yönetim yöntemlerine göre değişir.

Kırmızı Akdeniz Toprakları

Kırmızı Akdeniz toprakları, Akdeniz ikliminin görüldüğü kalkerli arazilerde gelişen kırmızı renkli topraklardır. Terra rossa adıyla da bilinir.

Bu toprağın kırmızı rengini doğrudan kireç taşı değil, demir oksitler verir. Kalkerli ana materyalin çözünmesiyle geride kalan kil ve demirli bileşikler zamanla yoğunlaşır.

Türkiye’de Akdeniz ve Ege kıyılarındaki karstik alanlarda görülür. Ancak Akdeniz ikliminin etkili olduğu her yerde kesintisiz bir terra rossa örtüsü bulunmaz. Ana kaya, eğim, aşınma ve yerel drenaj koşulları dağılışı belirler.

Kahverengi Orman Toprakları

Kahverengi orman toprakları, nemli orta kuşak iklimlerinde ve çoğunlukla geniş yapraklı ya da karışık ormanların altında gelişir. Yağış, toprak profilinde orta düzeyde yıkanmaya yol açar.

Yüzeydeki organik maddeler mineral malzemeyle karışır. Demir bileşiklerinin etkisiyle kahverenginin farklı tonları ortaya çıkar. Yağışın, ana materyalin ve bitki örtüsünün özelliklerine bağlı olarak verimlilikleri değişebilir.

Türkiye’de özellikle Karadeniz kıyı kuşağındaki nemli orman alanlarında çeşitli kahverengi orman topraklarına rastlanır.

Podzol Toprakları

Podzol toprakları, serin ve nemli iklimlerde iğne yapraklı ormanların altında gelişir. Kuzey Avrupa, Sibirya ve Kanada’nın bazı kesimleri başlıca dağılış alanlarıdır.

İğne yapraklı ağaçların asitli kalıntıları ve bol nem, üst katmandaki bazı minerallerin çözünerek aşağıya taşınmasını kolaylaştırır. Böylece açık renkli bir yıkanma horizonu gelişebilir. Demir, alüminyum ve organik bileşikler ise daha alttaki katmanlarda birikir.

Şiddetli yıkanma ve asitli yapı, bu toprakların doğal besin düzeyini sınırlandırabilir. Tarımsal kullanım için çoğu zaman uygun düzenlemeler gerekir.

Çernezyom Toprakları

Çernezyom, serin ve yarı nemli karasal iklimlerde uzun boylu çayırların altında gelişen koyu renkli topraktır. “Kara toprak” adıyla da anılır.

Çayır bitkilerinin yoğun kök sistemi her yıl toprağa bol miktarda organik madde kazandırır. Yağış, orman bölgelerindeki kadar güçlü yıkanma oluşturmadığı için humus ve bazı besin maddeleri üst bölümde tutulur. Bunun sonucunda kalın, koyu renkli ve yapısı elverişli bir üst horizon gelişebilir.

Ukrayna, Rusya’nın güneyi, Kazakistan’ın kuzeyi ve Kuzey Amerika’daki çayır kuşakları önemli dağılış alanlarıdır. Türkiye’de çernezyom özellikleri gösteren topraklara Erzurum-Kars çevresindeki yüksek çayır alanlarında rastlanır.

Kestane ve Kahverengi Bozkır Toprakları

Kestane renkli ve kahverengi bozkır toprakları, yağışın orman gelişimi için yetersiz kaldığı yarı kurak karasal alanlarda oluşur. Doğal bitki örtüsünü çoğunlukla kısa boylu otlar ve bozkır bitkileri meydana getirir.

Yağış azaldıkça yıkanma zayıflar. Buna karşılık buharlaşma, kireç gibi maddeleri alt katmanlarda biriktirir. Kestane renkli topraklar, kahverengi bozkır topraklarına göre genellikle biraz daha nemli koşullarda gelişir ve daha fazla organik madde barındırır.

Türkiye’de İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve karasal iç kesimlerin bazı bölümlerinde bu gruba ait topraklara rastlanır.

Çöl Toprakları

Çöl toprakları, yağışın çok az ve buharlaşmanın güçlü olduğu kurak alanlarda gelişir. Bitki örtüsü seyrek olduğu için toprağa katılan organik madde miktarı da genellikle düşüktür.

Yetersiz yağış, belirgin bir yıkanma sürecinin oluşmasını engeller. Buna karşılık çözünmüş tuzlar, kireç ve bazı mineraller yüzeye yakın katmanlarda birikebilir. Yanlış sulama ve yetersiz drenaj, kurak bölgelerde tuzlanmayı daha da artırabilir.

Büyük Sahra, Arabistan Yarımadası, Orta Asya ve Avustralya’nın iç kesimleri çöl topraklarının görüldüğü geniş alanlardır. Türkiye’de gerçek çöl ikliminin geniş bir yayılışı bulunmadığı için çöl toprakları da geniş alan kaplamaz.

Tundra Toprakları

Tundra toprakları, kutup altı bölgelerde çok düşük sıcaklık koşulları altında gelişir. Yılın büyük bölümünde donmuş kalan alt tabaka permafrost olarak adlandırılır.

Yazın yalnızca yüzeye yakın ince bir bölüm çözülür. Donmuş alt katman suyun derine sızmasını engellediği için yüzey bataklık hâline gelebilir. Düşük sıcaklık, organik maddelerin ayrışmasını da yavaşlatır.

Kanada’nın kuzeyi, Alaska, Sibirya ve İskandinavya’nın kuzey kesimleri tundra topraklarının başlıca yayılış alanlarıdır. Türkiye’de bu toprak tipi görülmez.

İntrazonal Toprak Tipleri

İntrazonal topraklarda iklimin etkisi tamamen ortadan kalkmaz. Ancak ana materyal, fazla tuz, yüksek taban suyu veya yetersiz drenaj gibi yerel bir faktör, toprağın temel özelliklerini daha güçlü biçimde belirler.

Bu nedenle aynı iklim bölgesi içinde çevresindeki topraklardan farklı özellik taşıyan intrazonal topraklarla karşılaşılabilir.

Halomorfik Topraklar

Halomorfik topraklar, bünyelerinde fazla miktarda çözünebilir tuz veya sodyum biriktirir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde buharlaşmanın yağıştan fazla olması, tuzları yüzeye doğru taşır.

Kapalı havzalar, eski göl tabanları, kıyı düzlükleri ve drenajı zayıf çukur alanlar tuz birikimine elverişlidir. Yanlış sulama da taban suyunu yükselterek tuzlanmayı hızlandırabilir.

Türkiye’de Tuz Gölü çevresi ve bazı kapalı havzalar halomorfik toprakların görüldüğü alanlardandır. Tuz yoğunluğu arttıkça bitkilerin su alması zorlaşır ve tarımsal verim düşebilir.

Hidromorfik Topraklar

Hidromorfik topraklar, yılın uzun bir bölümünde suya doygun kalan ve yeterince havalanamayan alanlarda gelişir. Yüksek taban suyu, taşkınlar veya yetersiz drenaj bu koşulları oluşturabilir.

Oksijen azlığı, organik maddelerin ayrışmasını yavaşlatır ve topraktaki demir bileşiklerinin kimyasal durumunu değiştirir. Bunun sonucunda gri, mavimsi veya yeşilimsi renkler görülebilir.

Bataklıklar, sazlıklar, göl kıyıları ve taban suyu yüksek ovalar bu toprakların gelişebildiği yerlerdir. Drenaj koşulları düzeltilmeden yapılan tarım, köklerin havasız kalmasına neden olabilir.

Kalsimorfik Topraklar

Kalsimorfik toprakların özelliklerini kireç bakımından zengin ana materyal belirler. Rendzina ve vertisol bu grupta ele alınan başlıca topraklardır.

Rendzina, çoğunlukla kalker veya marn üzerinde gelişen, genellikle koyu renkli ve fazla kalın olmayan bir topraktır. Kalkerli yapı belirgindir; eğimli alanlarda aşınma, profil gelişimini sınırlandırabilir.

Vertisol ise kil oranı yüksek ana materyal üzerinde oluşur. Islak dönemde su alarak şişen kil, kurak dönemde büzülür ve geniş çatlaklar meydana getirir. Yüzeydeki malzemeler çatlaklara düşerken alt bölümlerdeki malzemeler yukarı taşınabilir. Bu karışma hareketi belirgin horizon gelişimini zorlaştırır.

Türkiye’de vertisollere Trakya’da ve bazı çöküntü ovalarında rastlanır. Halk arasında kullanılan yerel adlar bölgeden bölgeye değişebilir.

Azonal Toprak Tipleri

Azonal topraklarda belirgin horizonlar henüz gelişmemiştir veya sürekli aşınma ve birikme nedeniyle korunamamıştır. Taşınan malzemenin kaynağı, bu toprakların mineral özellikleri üzerinde büyük rol oynar.

Genç olmaları, azonal toprakların mutlaka verimsiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle farklı kayaç havzalarından malzeme taşıyan akarsular, besin maddeleri bakımından zengin alüvyal topraklar oluşturabilir.

Alüvyal ve kolüvyal toprakların oluşum farklarını gösteren arazi kesiti

Alüvyal Topraklar

Alüvyal topraklar, akarsuların taşıdığı kum, mil, kil ve çakıl gibi malzemeleri eğimin azaldığı alanlarda biriktirmesiyle oluşur. Taşkın ovaları, delta ovaları ve vadi tabanları başlıca yayılış alanlarıdır.

Bu toprakların özellikleri, akarsuyun geçtiği havzadaki kayaçlara ve taşıdığı malzemenin tane büyüklüğüne bağlıdır. İnce taneli ve mineralce zengin alüvyonlar tarım için oldukça elverişli olabilir. Ancak bütün alüvyal topraklar aynı derecede verimli değildir; tuzluluk, drenaj, taşlılık ve taşkın riski kullanım olanaklarını değiştirir.

Türkiye’de Çukurova, Bafra, Çarşamba, Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes ovalarında geniş alüvyal alanlar bulunur.

Kolüvyal Topraklar

Kolüvyal topraklar, yamaçlardan kopan malzemelerin yer çekimi, yüzey akışı veya kısa mesafeli taşınma sonucunda dağ eteklerinde birikmesiyle oluşur.

Taşınma mesafesi kısa olduğu için malzemeler genellikle köşeli, iri taneli ve düzensiz boylanmıştır. Bu özellikleriyle akarsuların daha uzun mesafelerde taşıyıp aşındırdığı alüvyonlardan ayrılır.

Dağ eteği kuşaklarında görülen kolüvyal toprakların tarımsal niteliği, malzemenin kaynağına, eğime, taşlılık oranına ve su koşullarına bağlıdır.

Lös Toprakları

Lös, rüzgârların taşıdığı ince taneli tozların geniş alanlarda birikmesiyle oluşan ana materyaldir. Bu malzeme üzerinde gelişen topraklara lös toprakları denir.

Lös birikintileri çoğunlukla silt boyutundaki tanelerden meydana gelir. Gözenekli yapıları ve mineral içerikleri tarım açısından elverişli koşullar sağlayabilir. Buna karşılık bitki örtüsü kaldırıldığında su ve rüzgâr erozyonuna karşı hassas hâle gelebilirler.

Çin’deki Lös Platosu, Orta Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın bazı kesimleri geniş lös birikimleriyle tanınır.

Moren Toprakları

Moren toprakları, buzulların taşıyıp biriktirdiği malzemeler üzerinde gelişir. Buzullar taşıdıkları kaya parçalarını akarsular gibi tane büyüklüğüne göre düzenli biçimde ayırmaz.

Bu nedenle moren depoları kil boyutundan büyük kaya bloklarına kadar farklı büyüklükte malzemeler içerebilir. Kuzey Avrupa, Kanada ve geçmişte geniş buzulların etkili olduğu diğer alanlar başlıca yayılış bölgeleridir.

Türkiye’de güncel buzulların alanı sınırlıdır. Yüksek dağlarda buzul birikim şekilleri bulunsa da moren kökenli topraklar ülke genelinde geniş alan kaplamaz.

Regosoller

Regosoller, gevşek ve çoğunlukla taneli ana materyal üzerinde gelişen genç topraklardır. Volkanik tüfler, kumlu depolar veya yeni birikmiş gevşek malzemeler bu topraklara kaynaklık edebilir.

Sürekli aşınma, yeni malzeme birikmesi veya genç yüzey koşulları belirgin horizon oluşumunu engeller. Tarımsal özellikleri, üzerinde geliştikleri malzemenin yapısına göre büyük farklılık gösterir.

Litosoller

Litosoller, sert kaya üzerinde gelişen çok sığ ve taşlı topraklardır. Dik yamaçlarda aşınmanın güçlü olması, ayrışan malzemenin ortamdan uzaklaştırılmasına yol açar.

Toprak örtüsü ince olduğu için su tutma kapasitesi ve kök gelişimi sınırlı olabilir. Dağlık ve eğimli alanlarda yaygınlaşan bu topraklar, yoğun işlemeli tarım için genellikle uygun değildir.

Türkiye’de Toprak Tiplerinin Dağılışı

Türkiye’de iklim, yükselti, ana kaya ve yer şekilleri kısa mesafelerde değişir. Bu çeşitlilik, farklı toprak gruplarının bir arada görülmesini sağlar.

Bununla birlikte toprak sınırları siyasi veya idari bölge sınırları gibi kesin değildir. Aynı ovanın farklı bölümlerinde bile drenaj, ana materyal ve insan etkisi nedeniyle farklı özellikler ortaya çıkabilir.

Türkiye’de başlıca toprak tiplerinin yaklaşık dağılışını gösteren harita

Nemli Kıyı Bölgelerindeki Topraklar

Karadeniz kıyılarında yağışın fazla olması kimyasal çözülmeyi ve yıkanmayı güçlendirir. Orman örtüsü altında kahverengi orman toprakları yaygınlaşır. Yükselti, bakı ve kayaç yapısı ise yerel farklılıklar oluşturur.

Doğu Karadeniz’in çok yağışlı ve eğimli kesimlerinde toprak aşınması önemli bir sorundur. Gür bitki örtüsü yüzeyi korusa da eğimin fazla olduğu ve örtünün bozulduğu alanlarda erozyon hızlanabilir.

Akdeniz ve Ege Çevresindeki Topraklar

Akdeniz iklimi ile kalkerli arazilerin bir araya geldiği kesimlerde kırmızı Akdeniz topraklarına rastlanır. Özellikle Toroslar ve çevresindeki karstik alanlar bu toprakların gelişmesine elverişlidir.

Ege ve Akdeniz’deki akarsu ovaları ise geniş alüvyal topraklara sahiptir. Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz, Seyhan ve Ceyhan gibi akarsuların taşıdığı malzemeler verimli ovaların oluşmasına katkı sağlamıştır.

İç Kesimlerdeki Topraklar

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun yarı kurak kesimlerinde kahverengi ve kestane renkli bozkır toprakları yaygındır. Yağışın az olması yıkanmayı sınırlar, kireç birikimini ise kolaylaştırır.

Kapalı havzalarda ve drenajı yetersiz düzlüklerde tuzlu topraklar gelişebilir. Tuz Gölü çevresi bu duruma belirgin bir örnektir.

Yüksek ve Dağlık Alanlardaki Topraklar

Kuzeydoğu Anadolu’nun yüksek çayır alanlarında çernezyom özellikleri gösteren koyu renkli topraklara rastlanır. Yoğun çayır kökleri, üst katmanda organik madde birikimini destekler.

Dağlık alanlarda eğim, toprak gelişimini sınırlandırır. Aşınmanın güçlü olduğu dik yamaçlarda litosoller, yamaç eteklerinde ise kolüvyal topraklar görülebilir.

Toprak Verimliliği Neye Bağlıdır?

Toprağın verimliliği yalnızca ait olduğu tipe veya rengine bakılarak belirlenemez. Verimlilik; bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyu, havayı ve besin maddelerini uygun oranlarda sağlayabilme kapasitesidir.

Bu kapasiteyi fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikler birlikte belirler.

Doku ve Yapı

Toprak dokusu, kum, silt ve kil boyutundaki tanelerin oranını ifade eder. Kumlu topraklar suyu hızlı geçirirken killi topraklar daha fazla su tutabilir. Ancak çok ağır killi yapı, havalanmayı ve kök gelişimini zorlaştırabilir.

Tınlı topraklarda kum, silt ve kil daha dengeli oranlarda bulunur. Bununla birlikte uygun doku tek başına yüksek verim sağlamaz. Organik madde, toprak derinliği, drenaj ve besin düzeyi de önemlidir.

Toprak Canlıları ve Organik Madde

Organik madde, toprağın su tutma kapasitesini ve yapısını iyileştirir. Mikroorganizmalar ise organik kalıntıları parçalayarak bitkilerin kullanabileceği besinlerin açığa çıkmasına katkı sağlar.

Aşırı toprak işleme, anız yakma ve yetersiz organik madde girişi toprağın biyolojik etkinliğini azaltabilir.

Toprak Tepkimesi

Toprak tepkimesi, toprağın asitlik veya alkalilik durumunu doğrudan pH değeriyle ifade eder. Çok asitli veya çok alkali koşullar, bazı besin maddelerinin bitkiler tarafından alınmasını engeller.

Her bitkinin uygun olduğu pH aralığı aynı değildir. Bu nedenle tarımsal değerlendirme yaparken yetiştirilecek ürünün ihtiyaçlarını da dikkate almak gerekir.

Tuzluluk ve Drenaj

Toprakta fazla tuz birikmesi, bitkilerin kökleriyle su almasını güçleştirir. Drenaj yetersiz olduğunda ise kök bölgesindeki oksijen azalır.

Kurak ve yarı kurak alanlarda bilinçsiz sulama, hem taban suyunu yükseltebilir hem de tuzlanmayı hızlandırabilir. Uygun sulama yöntemi ile etkili drenaj bu riskin azaltılmasında büyük önem taşır.

Toprak Kaybı ve Toprağın Korunması

Toprak oluşumu uzun sürerken erozyon, verimli üst katmanı kısa sürede uzaklaştırabilir. Bu nedenle toprağı yenilenmesi hızlı bir kaynak gibi kullanmak ciddi sorunlara yol açar.

Koruma yöntemleri, arazinin eğimine, iklim koşullarına, toprak yapısına ve kullanım biçimine göre planlanmalıdır.

Erozyon

Erozyon, toprağın su, rüzgâr veya diğer dış etkenler tarafından aşındırılarak taşınmasıdır. Bitki örtüsünün zayıflaması, eğimli arazilerin yanlış sürülmesi ve aşırı otlatma doğal erozyon hızını artırabilir.

Erozyon ile heyelan aynı olay değildir. Erozyonda toprak taneleri aşamalı biçimde taşınır. Heyelanda ise toprak veya kaya kütlesi, yer çekiminin etkisiyle yamaç boyunca hareket eder.

Tuzlanma ve Çoraklaşma

Yanlış sulama, drenaj eksikliği ve güçlü buharlaşma, tuzların kök bölgesinde birikmesine neden olabilir. Tuzlanma ilerlediğinde bitki gelişimi yavaşlar ve tarımsal verim düşer.

Çoraklaşma yalnızca doğal kuraklığın sonucu değildir. Hatalı arazi ve su yönetimi de verimli toprakların üretim gücünü azaltabilir.

Toprağı Koruma Yöntemleri

Toprak kaybını azaltmak için arazi koşullarına uygun yöntemler birlikte uygulanmalıdır:

  • Eğimli tarlaları eğim yönünde değil, eğriler boyunca sürmek
  • Uygun alanlarda taraçalama yapmak
  • Bitki örtüsünü ve ormanları korumak
  • Aşırı otlatmayı önlemek
  • Nadas alanlarında toprağı çıplak bırakmamak
  • Rüzgârın etkili olduğu yerlerde koruyucu ağaç şeritleri oluşturmak
  • Sulama miktarını toprağa ve ürüne göre ayarlamak
  • Tuzlanma riski bulunan alanlarda drenajı düzenlemek
  • Organik madde kaybını azaltmak
  • Araziyi taşıma kapasitesine uygun kullanmak

Sözün Kısası

Toprak tipleri, bir bölgedeki iklimin, ana kayanın, canlıların, yer şekillerinin ve zamanın ortak etkisini yansıtır. Zonal topraklarda iklim ve bitki örtüsü öne çıkarken intrazonal topraklarda tuzluluk, drenaj veya ana materyal gibi yerel koşullar belirleyici olur. Azonal topraklarda ise taşınma, birikme ya da sürekli aşınma belirgin horizonların gelişmesini engeller.

Bir toprağın yalnızca adına veya rengine bakarak verimliliği hakkında kesin hüküm vermek doğru değildir. Doku, derinlik, organik madde, pH, tuzluluk, drenaj ve kullanım biçimi birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü toprak, bulunduğu çevrenin ürünü olduğu kadar insanın araziyi kullanma biçiminin de sonucudur.

Sık Sorulan Sorular

Toprak ile ana kaya aynı şey midir?

Hayır. Ana kaya, toprağın mineral maddelerine kaynaklık edebilir. Toprak ise mineral parçacıkların organik madde, su, hava ve canlılarla etkileşmesi sonucunda gelişir.

Her toprakta bütün horizonlar bulunur mu?

Hayır. Bazı genç, aşınmış veya taşınmış topraklarda horizonlar belirgin değildir. E horizonu gibi bazı katmanlar yalnızca belirli oluşum koşullarında gelişir.

Kırmızı renkli topraklar her zaman verimli midir?

Hayır. Kırmızı renk çoğunlukla demir oksitlerden kaynaklanır. Verimlilik ise organik madde, besin düzeyi, su, doku, derinlik ve pH gibi birçok özelliğe bağlıdır.

Alüvyal topraklar neden çoğunlukla tarımda kullanılır?

Akarsular farklı kaynaklardan taşıdıkları ince taneli ve mineralce zengin malzemeleri ovalarda biriktirebilir. Ayrıca bu alanlar genellikle düz olduğu için tarıma elverişlidir. Ancak tuzluluk, taşlılık veya drenaj sorunları bazı alüvyal alanların verimini düşürebilir.

Zonal ve azonal topraklar arasındaki temel fark nedir?

Zonal topraklarda iklim ve bitki örtüsünün etkisiyle belirgin bir profil gelişir. Azonal topraklarda ise taşınma, birikme veya aşınma horizon gelişimini sınırlandırır.

Türkiye’de tundra toprağı görülür mü?

Hayır. Tundra toprağının oluşması için kutup altı iklim koşulları ve permafrost gerekir. Türkiye’de bu koşullar bulunmaz.

Gür bitki örtüsü toprağın humus bakımından zengin olduğunu gösterir mi?

Her zaman göstermez. Sıcak ve çok nemli tropikal bölgelerde bitkisel üretim yüksek olsa da organik maddeler hızla ayrışır ve besinler kısa sürede bitkiler tarafından kullanılır.