Kıyılar, kara ile denizin yalnızca karşılaştığı alanlar değildir. Bir kıyının girintili çıkıntılı, dik, alçak, adalı ya da lagünlü görünmesi; jeolojik yapıdan deniz seviyesi değişimlerine kadar birçok sürecin ortak sonucunu yansıtır. Bu nedenle coğrafyacılar kıyı tiplerini yalnızca dış görünüşlerine göre değil, onları meydana getiren koşullara göre de sınıflandırır.
Dağların uzanışı, akarsu vadileri, buzullar, gelgitler, dalgalar ve akıntılar kıyıları farklı biçimlerde şekillendirir. Örneğin bazı kıyılar, denizin daha önce kara üzerinde bulunan çukur alanlara ilerlemesiyle ortaya çıkar. Bazı kıyılarda ise dalga ve akıntılar tortulları taşıyarak kıyı çizgisini değiştirir. Dolayısıyla kıyı tiplerini anlamak için şekilleri ezberlemek yerine oluşum süreçlerini incelemek gerekir.
Kıyı Tiplerinin Oluşumunu Belirleyen Etkenler
Bir bölgedeki kıyı tipini tek bir etken belirlemez. Karanın jeolojik yapısı, deniz seviyesindeki değişimler ve kıyıda etkili olan dış kuvvetler birlikte çalışır. Bununla birlikte bazı bölgelerde bu etkenlerden biri diğerlerine göre daha belirleyici olabilir.
Kıyıların biçimlenmesinde başlıca şu etkenler rol oynar:
- Dağların kıyıya göre uzanış doğrultusu
- Kıyıdaki kayaçların yapısı ve aşınmaya karşı direnci
- Kara veya deniz seviyesinde meydana gelen değişimler
- Akarsuların açtığı vadiler
- Buzulların aşındırdığı çukurlar ve vadiler
- Dalga ve kıyı akıntılarının aşındırma gücü
- Kıyı boyunca taşınan kum, çakıl ve mil miktarı
- Gelgit genliği
- Mercanların yaşayabildiği çevre koşulları
Örneğin dağların denize dik uzandığı bir yerde vadiler kıyıya doğru açılır. Deniz seviyesi yükseldiğinde deniz suları bu vadilere girer ve kıyı çizgisi belirgin biçimde girintili çıkıntılı bir görünüm kazanır. Buna karşılık dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda dağ sıraları deniz ile iç kesimler arasında doğal bir set meydana getirir.
Dağların Uzanışına Göre Kıyı Tipleri
Dağ sıralarının denize göre uzanış yönü, özellikle enine ve boyuna kıyıların gelişimini etkiler. Bu iki kıyı tipi arasındaki fark yalnızca kıyı çizgisinde görülmez. Dağların konumu; ulaşımı, kıta sahanlığının genişliğini ve deniz etkisinin iç kesimlere ulaşmasını da belirler.

Enine Kıyı Tipi
Dağ sıralarının denize dik uzandığı alanlarda enine kıyı tipi ortaya çıkar. Dağların arasında kalan vadiler ve tektonik çöküntü alanları denize doğru açıldığı için kıyı çizgisi oldukça girintili çıkıntılıdır.
Bu kıyılarda koy, körfez, yarımada ve doğal liman sayısı genellikle fazladır. Ayrıca kıta sahanlığı çoğu yerde geniş bir alan kaplar. Kıyıdan iç kesimlere uzanan vadiler, deniz etkisinin daha içerilere ulaşmasını kolaylaştırır. Aynı vadiler kara yolu ve demir yolu yapımı için de uygun geçiş alanları sunar.
Türkiye’nin Ege kıyıları, enine kıyı tipinin belirgin örneğini oluşturur. Bölgede dağlar genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır ve Ege Denizi’ne dik biçimde ulaşır. Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes çevresindeki dağ sıraları ile çöküntü alanları bu kıyı görünümünü destekler.
Enine kıyıların başlıca özellikleri şunlardır:
- Kıyı çizgisi girintili çıkıntılıdır.
- Koy, körfez ve yarımadalar geniş yer kaplar.
- Kıyılar doğal limanların gelişmesine uygun koşullar taşır.
- Kıta sahanlığı çoğunlukla geniştir.
- Vadiler kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı kolaylaştırır.
- Deniz etkisi, vadiler boyunca iç kesimlere sokulabilir.
Boyuna Kıyı Tipi
Dağların denize paralel uzandığı alanlarda boyuna kıyı tipi gelişir. Dağ sıraları kıyının hemen gerisinde doğal bir set oluşturduğu için kıyı çizgisi genellikle sade bir görünüm kazanır.
Bu kıyılarda yükselti, kıyıdan iç kesimlere doğru kısa mesafede artar. Bu nedenle deniz, kıyının hemen önünde hızla derinleşebilir ve kıta sahanlığı dar kalabilir. Öte yandan dağ sıraları, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı zorlaştırır. Aynı engel, deniz etkisinin iç bölgelere ilerlemesini de sınırlar.
Türkiye’de Karadeniz ve Akdeniz kıyılarının büyük bölümü boyuna kıyı özelliği gösterir. Kuzey Anadolu Dağları Karadeniz’e, Toroslar ise Akdeniz’e genel olarak paralel uzanır. Ancak delta ovaları ve tektonik çöküntüler bazı kesimlerde bu genel görünümü değiştirir. Dolayısıyla her iki denizin bütün kıyılarını aynı özellikte kabul etmek doğru değildir.
Boyuna kıyıların genel özellikleri şöyledir:
- Kıyı çizgisi çoğunlukla sadedir.
- Koy ve körfez sayısı genellikle azdır.
- Kıta sahanlığı çoğu yerde dardır.
- Dağlar, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı zorlaştırır.
- Deniz etkisi iç kesimlere sınırlı ölçüde ulaşır.
- Kıyının hemen gerisinde yükselti hızla artabilir.
Deniz İlerlemesiyle Ortaya Çıkan Kıyı Tipleri
Deniz seviyesinin yükselmesi veya karanın alçalması sonucunda deniz, daha önce kara üzerinde bulunan çukur alanlara doğru ilerler. Coğrafyacılar bu olaya transgresyon adını verir. Deniz sularının kapladığı yer şeklinin özelliği ise ortaya çıkacak kıyı tipini belirler.
Örneğin akarsu vadileri, buzul vadileri ve kıyıya paralel uzanan dağ sıraları birbirinden farklı şekillere sahiptir. Bu nedenle deniz ilerlemesi her yerde aynı kıyı görünümünü meydana getirmez.

Ria Tipi Kıyı
Deniz suları akarsu vadilerini kapladığında ria tipi kıyı ortaya çıkar. Su, vadilerin içine doğru ilerlediği için dar, uzun ve çoğu zaman dallanmış koylar meydana gelir.
Riaların biçimini eski akarsu ağı belirler. Deniz, ana vadi boyunca ilerlerken yan vadilere de sokulur. Böylece kıyı çizgisi ağaç dallarını andıran girintili bir görünüm kazanır. Ayrıca bu kıyılar çok sayıda korunaklı koy barındırabilir.
İspanya’nın kuzeybatısındaki Galiçya kıyıları bu tipin tanınmış örnekleri arasındadır. Türkiye’de ise İstanbul ve Çanakkale boğazlarının çevresindeki bazı koylar ile Muğla’nın güneybatı kıyılarının bazı kesimleri ria özelliği gösterir.
İstanbul’daki Haliç de deniz sularının eski bir akarsu vadisine ilerlemesiyle bugünkü görünümünü kazanmıştır. Ancak buradaki özel ad, alanın gelgit etkisiyle gelişmiş bir estuvar olduğu anlamına gelmez.
Dalmaçya Tipi Kıyı
Deniz, kıyıya paralel uzanan dağ sıraları ile bunların arasındaki vadileri kısmen kapladığında Dalmaçya tipi kıyı gelişir. Bu süreçte dağların yüksek kesimleri uzun adalara, vadiler ise dar deniz kanallarına dönüşür.
Adalar, yarımadalar ve kanallar kıyı çizgisine paralel biçimde sıralanır. İşte bu düzen, Dalmaçya kıyısını ria kıyısından ayırır. Ria kıyılarında koylar eski akarsu ağını izleyerek dallanırken Dalmaçya kıyılarındaki adalar ve kanallar belirli bir doğrultuyu takip eder.
Bu kıyı tipi adını Adriyatik Denizi’nin doğusundaki Dalmaçya bölgesinden alır. Hırvatistan kıyıları dünyadaki en belirgin örnekleri barındırır. Türkiye’de ise Teke Yarımadası’nın bazı kesimleri Dalmaçya kıyısına benzer özellikler taşır. Bununla birlikte bölgenin tamamını kusursuz bir Dalmaçya kıyısı olarak değerlendirmemek gerekir.
Fiyort Tipi Kıyı
Buzulların açtığı derin vadilere deniz sularının girmesiyle fiyort tipi kıyı meydana gelir. Fiyortlar, denizin karanın içine doğru sokulduğu uzun, dar ve çok derin körfezlerdir.
Buzullar hareket ederken vadilerin tabanını ve yamaçlarını güçlü biçimde aşındırır. Bunun sonucunda U biçimli, dik yamaçlı ve derin vadiler gelişir. Buzullar eridikten sonra deniz bu çukurları doldurur. Böylece yüksek yamaçların çevrelediği derin deniz girintileri ortaya çıkar.
Norveç, dünyadaki en tanınmış fiyortlara sahiptir. Bunun yanı sıra Alaska, Kanada, Şili’nin güneyi ve Yeni Zelanda’nın Güney Adası’nda da fiyortlar bulunur. Türkiye kıyılarında ise bu kıyı tipi yoktur. Çünkü yakın jeolojik geçmişte Türkiye’deki buzullar deniz seviyesine kadar ulaşarak fiyort oluşturabilecek derin vadiler açmamıştır.

Skyer Tipi Kıyı
Buzulların aşındırdığı alçak ve kayalık arazileri deniz suları kapladığında skyer tipi kıyı ortaya çıkar. Bu kıyıların önünde çok sayıda küçük kayalık ada ve bunların arasında sığ kanallar bulunur.
Hareket eden buzullar, arazinin zayıf kesimlerini aşındırırken dirençli kaya kütlelerini tamamen ortadan kaldıramaz. Daha sonra deniz, bu düzensiz yüzeyin alçak bölümlerini kaplar. Yüksek kesimler ise küçük adalar hâlinde suyun üzerinde kalır.
Fiyort ile skyer kıyıları aynı buzul süreçleriyle bağlantılı olsa da aynı görünümü taşımaz. Fiyort kıyılarında derin ve dik yamaçlı vadiler öne çıkar. Buna karşılık skyer kıyılarında çok sayıdaki küçük kayalık ada belirginleşir.
İsveç ve Finlandiya kıyıları skyerlerin en bilinen örneklerini barındırır. Türkiye’de ise skyer tipi kıyı görülmez.
Gelgit Etkisiyle Gelişen Kıyı Tipleri
Gelgit, Ay ve Güneş’in çekim etkisi sonucunda deniz seviyesinin düzenli biçimde yükselip alçalmasıdır. Deniz seviyesindeki farkın fazla olduğu kıyılarda gelgit akıntıları, akarsu ağızlarını ve alçak kıyı alanlarını güçlü biçimde şekillendirir.
Buna karşılık gelgit genliğinin düşük olduğu denizlerde bu kıyı tipleri yeterince gelişemez. Türkiye’yi çevreleyen denizlerde seviye farkı az olduğu için gelgit kökenli kıyılar belirgin değildir.

Haliç Tipi Kıyı
Gelgit genliğinin fazla olduğu bölgelerde güçlü akıntılar akarsu ağzını aşındırarak genişletir. Bunun sonucunda denize doğru genişleyen, iç kesimlere doğru daralan huni biçimli bir ağız meydana gelir. Coğrafyacılar böyle akarsu ağızlarına haliç veya estuvar der.
Güçlü gelgit akıntıları, akarsuyun taşıdığı tortulları ağız kesiminden uzaklaştırır. Bu nedenle akarsu ağzında delta gelişemez. Bunun yerine deniz sularının iç kesimlere sokulduğu geniş ve derin bir ağız ortaya çıkar.
Thames, Elbe, Weser ve Saint Lawrence gibi akarsuların ağızlarında estuvarlar bulunur. Türkiye’yi çevreleyen denizlerde gelgit genliği düşük kaldığı için gerçek anlamda gelişmiş haliç tipi kıyılar yoktur. Dolayısıyla İstanbul’daki Haliç’in özel adı ile gelgitin şekillendirdiği haliç tipi kıyıyı birbirinden ayırmak gerekir.
Watt Tipi Kıyı
Gelgit sırasında su altında kalan, çekilme sırasında ise yüzeye çıkan geniş ve sığ kıyı düzlüklerine watt adı verilir. Bu düzlüklerin yaygınlaştığı alanlar watt tipi kıyı özelliği gösterir.
Akarsular ve gelgit akıntıları, taşıdıkları ince malzemeleri sığ kıyılarda biriktirir. Deniz seviyesi yükselince sular bu alanları kaplar. Çekilme döneminde ise çamurlu veya kumlu geniş düzlükler yeniden ortaya çıkar. Bu nedenle kıyı çizgisinin konumu gün içinde önemli ölçüde değişebilir.
Kuzey Denizi’nin Almanya, Hollanda ve Danimarka kıyılarında geniş watt alanları bulunur. Ancak Türkiye’deki düşük gelgit farkı bu kıyı tipinin gelişmesine imkân vermez.
Kıyı Birikimiyle Gelişen Kıyılar
Dalgalar ve akıntılar kıyıları yalnızca aşındırmaz. Aynı zamanda kum, çakıl ve mil gibi malzemeleri kıyı boyunca taşır. Su hareketlerinin hızı azaldığında ise bu tortullar koylarda, körfezlerde ve akarsu ağızlarında birikir.
Birikimin uzun süre devam etmesi kıyı oklarını, kıyı kordonlarını ve lagünleri meydana getirir. Bu şekiller zamanla kıyının genel görünümünü değiştirerek limanlı kıyıların gelişmesini sağlar.
Limanlı Kıyı
Dalgaların ve kıyı akıntılarının taşıdığı tortullar bir koyun ya da akarsu ağzının önünde biriktiğinde kıyı oku gelişmeye başlar. Kıyı oku karşı kıyıya kadar uzanırsa bir kıyı kordonuna dönüşür. Bu kordon koyu açık denizden ayırdığında ise limanlı kıyı meydana gelir.
Kordonun gerisinde kalan sığ su alanına lagün veya kıyı set gölü denir. Buradaki “limanlı” sözcüğü, mutlaka gemilerin kullandığı ticari bir limanı anlatmaz. Kavram, kıyı kordonunun gerisinde kalan korunaklı su alanlarını ifade eder.
Karadeniz’in kuzeybatısındaki alçak kıyılar, özellikle Ukrayna çevresi, bu kıyı tipinin belirgin örneklerini barındırır. Türkiye’de Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri kıyı kordonlarının gerisinde gelişmiş lagünlerdir. Ayrıca Terkos, Akyatan ve Bafa çevresinde de kıyı birikiminin oluşturduğu set gölleri bulunur.
Limanlı kıyı ile haliç tipi kıyı farklı süreçlerin sonucudur. Limanlı kıyıda birikim, koyu veya akarsu ağzını kapatır. Buna karşılık güçlü gelgit akıntıları haliçlerdeki tortulları uzaklaştırarak akarsu ağzını açık tutar.
Canlıların Etkisiyle Gelişen Kıyılar
Dalga, akıntı, buzullaşma ve deniz seviyesi değişimleri kıyıların büyük bölümünü şekillendirir. Ancak tropikal denizlerde yaşayan mercanlar da geniş kıyı oluşumları meydana getirebilir.
Mercanlar sıcak, temiz, sığ, iyi havalanmış ve yeterince tuzlu denizlerde gelişir. Bu koşullar, mercanlı kıyıların yeryüzündeki dağılışını sınırlar.
Mercanlı Kıyı
Mercanların kalkerli iskeletleri zamanla üst üste birikerek resifleri oluşturur. Bu resiflerin kıyı boyunca geniş alan kapladığı yerlere mercanlı kıyı denir. Söz konusu kıyılar genellikle tropikal kuşakta, deniz suyu sıcaklığının yıl boyunca elverişli kaldığı alanlarda bulunur.
Mercan resifleri üç temel görünüm kazanabilir:
- Kıyı resifi: Mercanlar doğrudan kıyıya bağlı veya kıyıya çok yakın bir resif meydana getirir.
- Set resifi: Resif ile kıyı arasında geniş ve sığ bir lagün bulunur.
- Atol: Mercanlar, ortasında lagün bulunan halka biçimli bir ada oluşturur.
Avustralya’nın kuzeydoğusundaki Büyük Set Resifi, dünyanın en geniş mercan resifi sistemidir. Ayrıca Hint ve Pasifik okyanuslarındaki birçok tropikal adanın çevresinde mercanlı kıyılar yer alır. Türkiye denizleri ise resif oluşturan tropikal mercanların ihtiyaç duyduğu sıcaklık koşullarını karşılamaz. Bu nedenle Türkiye’de mercanlı kıyı bulunmaz.
Kıyı Tiplerinin Karşılaştırılması
Kıyı tiplerini ayırt ederken yalnızca dış görünüşe bakmak yeterli olmaz. Örneğin ria ve fiyort kıyıları, denizin karanın içine sokulduğu girintili bir görünüme sahiptir. Ancak ria kıyılarının temelinde akarsu vadileri, fiyortların temelinde ise buzul vadileri bulunur.
Benzer biçimde limanlı kıyılar ile haliçler akarsu ağızlarında gelişebilir. Buna rağmen bu iki kıyı tipini farklı süreçler meydana getirir. Birikim limanlı kıyılarda akarsu ağzını kapatırken güçlü gelgit akıntıları haliçlerdeki malzemeleri uzaklaştırır.
Türkiye notu: Türkiye’de enine, boyuna, ria ve limanlı kıyıların örnekleri bulunur. Fiyort, skyer, haliç, watt ve mercanlı kıyılar ise görülmez. Teke Yarımadası’nın bazı kesimleri Dalmaçya kıyısına benzer özellikler gösterir.
Sözün Kısası
Kıyı tipleri, kıyıyı şekillendiren süreçlere göre birbirinden ayrılır. Dağların uzanış yönü enine ve boyuna kıyıları belirlerken deniz ilerlemesi ria, Dalmaçya, fiyort ve skyer kıyılarını ortaya çıkarır. Bunun yanında güçlü gelgitler haliç ve watt kıyılarını şekillendirir. Dalga ve akıntıların biriktirdiği tortullar limanlı kıyıları meydana getirirken tropikal denizlerde yaşayan mercanlar da resifli kıyılar oluşturur. Türkiye’de enine, boyuna, ria ve limanlı kıyıların örnekleri bulunur; buna karşılık fiyort, skyer, watt ve mercanlı kıyılar görülmez.
Sık Sorulan Sorular
Kıyı tiplerini belirleyen en önemli etken nedir?
Tek bir etken kıyı tipini belirlemez. Dağların uzanışı, deniz seviyesi değişimleri, jeolojik yapı, buzullaşma, gelgit, dalgalar ve akıntılar birlikte rol oynar.
Enine ve boyuna kıyılar arasındaki temel fark nedir?
Enine kıyılarda dağlar denize dik, boyuna kıyılarda ise paralel uzanır. Bu durum kıyının girinti çıkıntısını, kıta sahanlığını ve iç kesimlerle bağlantısını etkiler.
Ria ile fiyort arasındaki fark nedir?
Deniz suları akarsu vadilerini kapladığında ria kıyısı meydana gelir. Fiyortlar ise denizin buzul vadilerini doldurmasıyla ortaya çıkar ve genellikle daha dik yamaçlıdır.
Dalmaçya kıyısını nasıl ayırt ederiz?
Kıyıya paralel uzanan uzun adalar ve bunların arasındaki deniz kanalları, Dalmaçya kıyısının ayırt edici özelliğidir.
Türkiye’de neden fiyort bulunmaz?
Türkiye’deki buzullar deniz seviyesine kadar ulaşarak derin vadiler açmamıştır. Bu nedenle Türkiye kıyılarında fiyort gelişmemiştir.
İstanbul’daki Haliç gerçek bir gelgit haliçi midir?
Hayır. Deniz suları eski bir akarsu vadisine ilerleyerek İstanbul’daki Haliç’i meydana getirmiştir. Buradaki özel ad, gelgit kökenli estuvar anlamına gelmez.
Lagün ile limanlı kıyı aynı şey midir?
Hayır. Lagün, kıyı kordonunun gerisinde kalan sığ su alanıdır. Limanlı kıyı ise bu tür kapalı veya yarı kapalı su alanlarının bulunduğu kıyı tipidir.