Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Yer Şekilleri

Deniz kıyıları sürekli değişir. Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Yer Şekilleri, kıyıdaki kayaçların aşınması, kopan parçaların taşınması ve bu malzemelerin uygun alanlarda birikmesi sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle bazı kıyılarda dik falezler yükselirken bazı kıyılarda geniş plajlar, kıyı okları ve lagünler gelişir.

Kıyıların biçimlenmesinde yalnızca dalga ve akıntılar rol oynamaz. Kayaçların direnci, kıyının eğimi, denizin kıyı yakınındaki derinliği ve tortu miktarı da süreci yönlendirir. Dolayısıyla aynı denizin farklı bölümlerinde birbirinden oldukça farklı kıyı şekilleri bulunabilir.

Dalgalar ve akıntılar, yeryüzünü şekillendiren dış kuvvetler arasında yer alır. Kıyılardaki kayaçları aşındıran bu süreçler, kopardıkları malzemeleri taşır ve enerjilerinin azaldığı alanlarda biriktirir. Böylece kıyı çizgisi zaman içinde sürekli değişir.

Dalga ve Akıntılar Kıyıları Nasıl Şekillendirir?

Dalga ve akıntılar kıyılarda üç temel faaliyet yürütür: aşındırma, taşıma ve biriktirme. Öncelikle kıyıdaki kayaçlardan parçalar koparırlar. Ardından bu malzemeleri kıyı boyunca sürüklerler. Enerjileri azaldığında ise taşıdıkları kum ve çakılları biriktirirler.

Bu süreçlerin kıyı üzerindeki etkisi her yerde aynı değildir. Örneğin yüksek ve dik kıyılarda aşındırma öne çıkar. Buna karşılık sığ, az eğimli ve bol tortulu kıyılar birikim için daha uygun koşullar sunar.

Dalgalar Nasıl Oluşur?

Dalgaların büyük bölümü, rüzgârın deniz yüzeyine enerji aktarmasıyla meydana gelir. Rüzgârın hızı, esme süresi ve deniz üzerindeki etkili mesafesi arttıkça dalgalar genellikle daha fazla enerji kazanır.

Açık denizde ilerleyen bir dalga kıyıya yaklaştığında deniz tabanıyla etkileşime girer. Bunun sonucunda dalganın hızı azalırken yüksekliği artar. Son aşamada dalga kırılır ve taşıdığı enerjiyi kıyıya aktarır.

Fırtınalı havalarda bu etki daha da güçlenir. Böyle dönemlerde dalgalar kıyıdan daha fazla malzeme koparabilir ve kıyı çizgisinde kısa sürede önemli değişiklikler yaratabilir.

Dalga Aşındırmasını Belirleyen Etkenler

Dalga aşındırmasının şiddetini öncelikle kıyıya ulaşan enerji belirler. Ancak kıyının yapısı da en az dalga gücü kadar önem taşır.

Aşındırmanın hızını etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Kayaçların sertliği ve çatlaklı yapısı
  • Kıyının dikliği
  • Denizin kıyıya yakın derinliği
  • Dalgaların kıyıya geliş açısı
  • Fırtınaların sıklığı ve şiddeti
  • Kıyıdaki kum, çakıl ve kaya parçalarının miktarı

Sert ve bütün hâlindeki kayaçlar aşınmaya uzun süre direnebilir. Buna karşılık çatlaklı ya da gevşek malzemelerden meydana gelen kıyılar daha hızlı geriler. Ayrıca dalgaların taşıdığı kum ve çakıllar kayalara çarparak aşındırma gücünü artırır.

Dalgalar Kıyıları Nasıl Aşındırır?

Kıyıya çarpan su, kaya çatlaklarının içindeki havayı sıkıştırır. Dalga geri çekildiğinde basınç azalır. Sürekli tekrarlanan bu basınç değişimi çatlakları genişletir ve zamanla kaya parçalarını yerinden koparır.

Bunun yanında dalgaların taşıdığı kum ve çakıllar da kıyıya çarpar. Böylece bu malzemeler kayaları adeta zımparalar. Birbirine çarpan taş parçaları ise giderek küçülür ve daha yuvarlak bir görünüm kazanır.

Sonuç olarak dalgalar hem doğrudan su basıncıyla hem de taşıdıkları malzemeleri kullanarak kıyıyı aşındırır.

Kıyı Boyu Akıntıları

Dalgalar kıyıya her zaman dik açıyla ulaşmaz. Kıyıya çapraz gelen dalgalar, kum ve çakılları sahil üzerinde eğik yönde ilerletir. Geri çekilen su ise yer çekiminin etkisiyle kıyı eğimi boyunca denize döner.

Bu iki hareket sürekli tekrarlandığında tortular kıyı boyunca zikzak çizerek yer değiştirir. Coğrafyacılar bu süreci kıyı boyu taşınımı olarak adlandırır.

Çapraz gelen dalgalarla kıyı boyunca kum taşınması

Kıyı boyu akıntıları, tortuların sahil boyunca daha uzak alanlara ulaşmasını sağlar. Dolayısıyla bir kıyı kesiminden kopan malzemeler başka bir koyda, adanın gerisinde veya akıntının zayıfladığı bir alanda toplanabilir.

Dalga Aşındırma Şekilleri

Dalgalar özellikle yüksek ve dik kıyılarda güçlü bir aşındırma faaliyeti yürütür. Bu faaliyet sonucunda falez, abrazyon platformu, kıyı mağarası, kıyı kemeri ve deniz sütunu gibi şekiller gelişir.

Kayaçların yapısı, bu şekillerin görünümünü ve gelişme hızını doğrudan etkiler. Özellikle çatlaklı veya farklı dirençteki kaya katmanlarından meydana gelen kıyılar daha çeşitli aşınım şekilleri taşır.

Dalgaların falezi aşındırması ve abrazyon platformunun oluşumu

Falez (Yalıyar)

Falez, dalgaların dik kıyıların alt bölümünü oyması sonucunda gelişen sarp kıyı yamacıdır. Bu yer şekli için Türkçede yalıyar adı da kullanılır.

Dalgalar önce yamacın deniz seviyesine yakın bölümünde bir oyuk açar. Alt bölümü giderek aşınan yamaç, bir süre sonra dengesini kaybeder. Ardından üstteki kaya kütlesi çöker ve kıyı yamacı karaya doğru çekilir.

Aynı süreç tekrarlandıkça falez gerilemeye devam eder. Bu nedenle falezler sabit değil, zaman içinde konum değiştiren kıyı şekilleridir.

Falez gelişimini şu koşullar kolaylaştırır:

  • Kıyının dik olması
  • Denizin kısa mesafede derinleşmesi
  • Dalgaların kıyıya yüksek enerjiyle ulaşması
  • Kıyıdaki kayaçların belirgin bir yamaç meydana getirmesi

Türkiye’de Karadeniz ve Akdeniz kıyılarının bazı bölümleri falezlere sahiptir. Antalya kıyılarındaki falezler en tanınmış örnekler arasında yer alır. Bununla birlikte bu falezlerin görünümünde dalga aşındırmasının yanı sıra bölgenin jeolojik yapısı da etkili olmuştur.

Abrazyon Platformu

Abrazyon platformu, falezin önünde dalga aşındırmasıyla gelişen hafif eğimli kaya yüzeyidir. Kaynaklar bu şekli aşınım platformu veya dalga aşındırma düzlüğü adıyla da tanımlar.

Falez karaya doğru gerilerken önündeki kaya tabanı açığa çıkar. Daha sonra dalgalar bu tabanı aşındırarak düzleştirir. Böylece falezin önünde denize doğru hafifçe eğimli bir yüzey gelişir.

Platformun tamamı her zaman suyun üzerinde yer almaz. Deniz seviyesine ve kıyının yapısına bağlı olarak yüzeyin bir bölümü deniz altında kalabilir.

Falez ile abrazyon platformu aynı aşındırma sürecinin iki ayrı sonucudur. Falez dik kıyı yamacını, abrazyon platformu ise bu yamacın gerilemesiyle önünde gelişen yüzeyi ifade eder.

Kıyı Mağarası

Kıyı mağarası, dalgaların falezlerdeki çatlakları ve dirençsiz kaya bölümlerini genişletmesiyle gelişen oyuktur. Başlangıçta küçük olan çatlaklar, sürekli dalga baskısı sonucunda giderek büyür.

Kayaçların yapısı mağaranın biçimini belirler. Çatlakların yönü, tabakaların uzanışı ve kayacın direnci değiştikçe mağaranın derinliği ve genişliği de değişir.

Kıyı mağarasının kemer ve deniz sütununa dönüşme aşamaları

Kıyı mağaralarını karstik mağaralarla karıştırmamak gerekir. Yer altı suları, karstik mağaraları çözünebilen kayaçlar içinde geliştirir. Buna karşılık dalgalar, kıyı mağaralarını mekanik aşındırma yoluyla meydana getirir.

Kıyı Kemeri

Kıyı kemeri, bir kıyı çıkıntısındaki mağaranın ilerleyerek kayalığın diğer tarafına ulaşmasıyla gelişen doğal açıklıktır. Karşılıklı gelişen iki mağara birleştiğinde de benzer bir şekil ortaya çıkabilir.

Özellikle kayalık burunlar kıyı kemeri oluşumu için uygun koşullar taşır. Çünkü dalgalar burunların iki tarafındaki çatlakları aynı anda genişletebilir.

Ancak kemer kalıcı değildir. Zamanla dalga aşındırması, ayrışma ve yer çekimi kaya tavanını zayıflatır. Sonunda tavan çöker ve açıkta ayrı bir kaya kütlesi kalır.

Deniz Sütunu

Deniz sütunu, kıyı kemerinin tavanı çöktükten sonra deniz içinde tek başına kalan dik kaya kütlesidir. Bazı kaynaklar bu şekli deniz kulesi adıyla da açıklar.

Açıkta kalan sütun, dalgaların etkisinden kurtulmaz. Aksine dalgalar kaya kütlesinin tabanını aşındırmayı sürdürür. Ayrıca yağış, sıcaklık değişimleri ve tuz kristallenmesi de kayacı zayıflatır.

Zamanla deniz sütunu küçülür, devrilir veya deniz seviyesine yakın bir kaya kalıntısına dönüşür. Böylece kıyıdaki aşınma süreci devam eder.

Kıyı mağarasından deniz sütununa uzanan gelişim sırası şöyledir:

  1. Dalgalar kaya çatlaklarını genişletir.
  2. Genişleyen çatlak kıyı mağarasına dönüşür.
  3. Mağara ilerleyerek kıyı kemerini meydana getirir.
  4. Kemerin tavanı çöker ve deniz sütunu ortaya çıkar.
  5. Dalgalar sütunu aşındırarak küçültür.

Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Birikim Şekilleri

Dalgalar ve kıyı akıntıları, aşındırdıkları malzemeler ile akarsuların denize ulaştırdığı tortuları kıyı boyunca taşır. Su hareketlerinin enerjisi azaldığında kum, çakıl ve diğer parçalar kıyıda toplanmaya başlar.

Özellikle sığ ve az eğimli kıyılar birikim için uygun koşullar sunar. Bunun yanında geniş bir kıta sahanlığı ve bol miktarda tortu da birikim şekillerinin gelişmesini kolaylaştırır.

Plaj (Kumsal)

Plaj, dalga ve akıntıların taşıdığı kum, çakıl ya da deniz kabuğu parçalarını kıyıda biriktirmesiyle gelişen şerit biçimindeki alandır. Günlük dilde kumlu plajlar için çoğunlukla kumsal sözcüğü kullanılır.

Plajlardaki malzemenin tamamı denizden gelmez. Akarsuların taşıdığı tortular, falezlerden kopan kaya parçaları ve deniz canlılarına ait kabuk kalıntıları da plajları besler.

Dalga enerjisi, kıyıda hangi büyüklükte malzemenin kalacağını etkiler. Güçlü dalgalar ince kumları kolayca uzaklaştırabilir. Bu yüzden yüksek enerjili bazı kıyılarda çakıllı plajlar gelişir. Daha sakin alanlarda ise ince kumlar daha kolay toplanır.

Öte yandan plajlar yıl boyunca aynı genişliği korumaz. Fırtınalı dönemlerde dalgalar kıyıdan malzeme götürebilir. Sakin dönemlerde ise kıyıya yeniden kum taşıyarak plajı genişletebilir.

Kıyı Oku

Kıyı oku, kıyı boyunca taşınan kum ve çakılların denize doğru uzanan dar bir şerit meydana getirmesiyle gelişir. Bu şeklin bir ucu karaya bağlıyken diğer ucu denize doğru ilerler.

Kıyı okunun kıyı kordonuna dönüşmesi ve lagün oluşumu

Kıyı boyu akıntıları bir koy girişine veya kıyı doğrultusunun değiştiği bir noktaya ulaştığında hız kaybedebilir. Bunun sonucunda taşıdıkları tortular birikmeye başlar. Birikim devam ettikçe kıyı oku uzar.

Dalga ve akıntı yönündeki değişimler, kıyı okunun ucunu kıvrımlı hâle getirebilir. Ancak bu özellik bütün kıyı oklarında görülmez.

Kıyı Kordonu

Kıyı kordonu, kıyı okunun uzayarak bir koyun önünü büyük ölçüde veya tamamen kapatmasıyla gelişen tortu şerididir. Bunun için koy girişinin aşırı geniş ve derin olmaması gerekir. Ayrıca kıyı akıntılarının yeterli miktarda tortu taşıması da önemlidir.

Kıyı oku ile kıyı kordonu arasındaki temel fark, birikim şeridinin uzanma derecesidir. Kıyı oku denize doğru ilerler fakat koyun önünü tamamen kapatmaz. Buna karşılık kıyı kordonu karşı kıyıya kadar uzanabilir ve koyu açık denizden ayırabilir.

Lagün (Deniz Kulağı)

Lagün, kıyı kordonunun bir koyu açık denizden ayırması sonucunda geride kalan sığ kıyı gölüdür. Coğrafyacılar bu şekil için deniz kulağı adını da kullanır.

Lagünün gelişimi belirli bir sırayı takip eder:

  1. Dalga ve akıntılar kıyı boyunca tortu taşır.
  2. Tortular birikerek kıyı okunu meydana getirir.
  3. Uzayan kıyı oku zamanla kıyı kordonuna dönüşür.
  4. Kıyı kordonu koyu açık denizden ayırır.
  5. Kordonun gerisinde kalan sığ su alanı lagün hâline gelir.

Bazı lagünler dar kanallar aracılığıyla denizle bağlantısını korur. Bu nedenle lagünlerin tuzluluk oranları aynı değildir. Denize açılan kanalın genişliği ve lagüne ulaşan tatlı su miktarı, suyun tuzluluğunu belirler.

İstanbul kıyılarındaki Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri lagün kökenlidir. Terkos Gölü de kıyı birikim süreçleri sonucunda denizden ayrılmıştır.

Tombolo (Saplı Ada)

Tombolo, bir adanın kıyı oku veya kıyı kordonu aracılığıyla ana karaya bağlanması sonucunda gelişen birikim şeklidir. Bu nedenle tombolo için saplı ada adı da kullanılır.

Kıyı birikimi sonucunda tombolo oluşumu

Adanın açık denize bakan tarafı dalgaları karşılar. Buna karşılık kara tarafında kalan bölüm daha sakin koşullara sahip olur. Dalga enerjisinin azaldığı bu alanda kum ve çakıllar toplanır.

Birikim devam ettikçe tortu şeridi ada ile ana kara arasındaki mesafeyi kapatır. Sonuçta ada karaya bağlanır ve tombolo meydana gelir.

Sinop’taki tarihî yerleşmenin bulunduğu kara parçası ve Kapıdağ Yarımadası, Türkiye’deki başlıca tombolo örnekleridir. Kapıdağ başlangıçta Marmara Denizi’ndeki bir adayken kıyı birikimi bu adayı ana karaya bağlamıştır.

Tombolo ile kıyı kordonunu birbirinden ayırmak gerekir. Kıyı kordonu genellikle bir koyun önünü kapatır. Tombolo ise bir ada ile ana kara arasında bağlantı kurar.

Aşındırma ve Birikim Şekillerinin Karşılaştırılması

Dalga enerjisinin yüksek, kıyı eğiminin fazla ve denizin derin olduğu alanlarda aşındırma öne çıkar. Buna karşılık sığ, az eğimli ve bol tortulu kıyılarda birikim daha belirgin hâle gelir.

Bununla birlikte bir kıyı yalnızca aşınma veya yalnızca birikim yaşamaz. Aynı kıyının bir bölümünde aşındırma sürerken başka bir bölümünde birikim gerçekleşebilir.

Yer şekli Süreç Oluşum özelliği
Falez Aşındırma Dalgalar dik kıyının tabanını oyar ve sarp bir yamaç geliştirir.
Abrazyon platformu Aşındırma Falez gerilerken önünde hafif eğimli bir kaya yüzeyi bırakır.
Kıyı mağarası Aşındırma Dalgalar çatlakları ve dirençsiz kaya bölümlerini genişletir.
Kıyı kemeri Aşındırma İlerleyen kıyı mağaraları kayalık burun içinde doğal bir açıklık meydana getirir.
Deniz sütunu Aşındırma Kıyı kemerinin tavanı çöktüğünde açıkta dik bir kaya kütlesi kalır.
Plaj Birikim Dalga ve akıntılar kum ile çakılları kıyıda toplar.
Kıyı oku Birikim Tortular bir ucu karaya bağlı biçimde denize doğru uzanır.
Kıyı kordonu Birikim Uzayan kıyı oku bir koyun önünü kapatır.
Lagün Birikim Kıyı kordonu koyu denizden ayırarak geride sığ bir su alanı bırakır.
Tombolo Birikim Biriken tortular ada ile ana kara arasında bağlantı kurar.

Kıyı Şekillerinin Oluşumunu Belirleyen Koşullar

Dalga ve akıntıların gücü önemli olsa da kıyı şekillerini tek başına açıklamaz. Kayaçların yapısı, kıyının eğimi, deniz derinliği, tortu miktarı ve kıyı çizgisinin biçimi de sonuç üzerinde etkili olur.

Bu yüzden bir kıyıyı değerlendirirken bütün bu unsurları birlikte ele almak gerekir.

Kıyı Eğimi ve Deniz Derinliği

Dik kıyılarda deniz genellikle kısa mesafede derinleşir. Bu nedenle dalgalar enerjilerini dar bir alana aktarır ve kıyıyı güçlü biçimde aşındırır. Falezler çoğunlukla bu tür alanlarda gelişir.

Az eğimli kıyılarda ise dalgalar geniş bir sığlık boyunca ilerlerken enerji kaybeder. Dolayısıyla kum ve çakıllar daha kolay birikir. Plaj, kıyı oku ve lagün gibi şekiller bu koşullarda daha rahat gelişebilir.

Kayaçların Yapısı

Kayaçların sertliği ve çatlaklı yapısı, kıyının aşınma hızını belirler. Sert kayaçlar aşınmaya daha uzun süre dayanabilir. Ancak bu kayaçlardaki çatlaklar dalga suyunun içeri girmesine imkân verir.

Buna karşılık gevşek malzemelerden meydana gelen kıyılar daha hızlı geriler. Aşınan parçalar kıyı akıntılarına karıştığında yakın çevredeki birikim şekillerini de besleyebilir.

Tortu Miktarı

Birikim için su hareketlerinin yavaşlaması tek başına yeterli değildir. Kıyı akıntılarının taşıyabileceği miktarda kum, çakıl veya mil de bulunmalıdır.

Akarsular kıyılara önemli miktarda tortu ulaştırır. Ayrıca falezlerden kopan parçalar ve deniz tabanındaki malzemeler kıyı boyu taşınımına katılır.

Tortu miktarı azaldığında plajlar ve kıyı okları yeterince beslenemez. Sonuç olarak kıyı çizgisi gerileyebilir.

Kıyının Biçimi

Burunlar, koylar ve adalar dalga enerjisinin dağılışını değiştirir. Dalgalar burunlarda birbirine yaklaşarak daha güçlü bir aşındırma etkisi yaratır. Buna karşılık koylarda yayılan dalga enerjisi zayıflar ve birikim kolaylaşır.

Benzer biçimde adalar, gerilerinde korunaklı alanlar meydana getirir. Düşük enerjili bu bölümlerde tortular daha kolay toplanır. Böylece tombolo gelişimi için uygun bir ortam ortaya çıkar.

Dalga ve Akıntıların Birlikte Etkisi

Dalga ve akıntılar kıyılarda birbirinden bağımsız çalışmaz. Dalgalar kıyıdan malzeme koparırken akıntılar bu malzemeleri başka alanlara taşır. Ardından su hareketleri yavaşladığında tortular birikmeye başlar.

Bu nedenle bir kıyının aşınması, başka bir kıyıdaki plajın veya kıyı okunun gelişmesine katkı sağlayabilir. Başka bir ifadeyle kıyı sisteminin bir bölümündeki değişim, çevredeki diğer bölümleri de etkiler.

Liman, mendirek ve kıyı duvarı gibi yapılar doğal tortu taşınımını değiştirebilir. Örneğin bir mendireğin akıntıya bakan tarafında kum birikir. Buna karşılık yapının diğer tarafına yeterince tortu ulaşmadığı için kıyı gerileyebilir.

Sonuç olarak kıyılar, sürekli değişen ve kendi içinde bağlantılar taşıyan doğal sistemlerdir.

Sözün Kısası

Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Yer Şekilleri, kıyılardaki aşındırma, taşıma ve birikim faaliyetlerinin sonucunda gelişir. Güçlü dalgalar dik kıyılarda falez, abrazyon platformu, mağara, kemer ve deniz sütunu meydana getirir. Buna karşılık kıyı boyunca taşınan tortular, enerjinin azaldığı alanlarda plaj, kıyı oku, kıyı kordonu, lagün ve tombolo oluşturur. Kıyının eğimi, deniz derinliği, kayaç yapısı ve tortu miktarı hangi sürecin öne çıkacağını belirler.

Sık Sorulan Sorular

Falez ile abrazyon platformu arasındaki fark nedir?

Falez, dalgaların geliştirdiği dik kıyı yamacıdır. Abrazyon platformu ise falez gerilerken önünde kalan hafif eğimli kaya yüzeyidir.

Kıyı oku ile kıyı kordonu aynı mıdır?

Hayır. Kıyı oku bir ucu karaya bağlı şekilde denize doğru uzanır. Kıyı kordonu ise uzayarak bir koyun önünü büyük ölçüde veya tamamen kapatır.

Lagün nasıl meydana gelir?

Kıyı kordonu bir koyu açık denizden ayırır. Böylece kordonun gerisinde kalan sığ su alanı lagün hâline gelir.

Tombolo ile lagün arasındaki fark nedir?

Tombolo bir adayı ana karaya bağlayan birikim şerididir. Lagün ise kıyı kordonunun gerisinde kalan sığ kıyı gölüdür.

Plajlardaki kumların kaynağı nedir?

Akarsuların taşıdığı tortular, kıyı kayalarının aşınması, deniz tabanındaki malzemeler ve canlıların kabuk kalıntıları plajları besleyebilir.

Dalgalar bir kıyıda hem aşındırma hem de biriktirme yapabilir mi?

Evet. Dalgalar bir alandan kopardıkları malzemeleri başka bir alana taşıyıp biriktirebilir. Bu yüzden aynı kıyı sistemi içinde aşındırma ve birikim birlikte görülebilir.

Kıyı mağarası ile karstik mağara arasındaki fark nedir?

Dalgalar kıyı mağarasını mekanik aşındırmayla geliştirir. Karstik mağarayı ise yer altı sularının çözünebilen kayaçlar üzerindeki kimyasal etkisi meydana getirir.

Coğrafya Dersi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin