Dünya’da Göller: Oluşumları, Türleri ve Özellikleri

Dünya’da Göller

Dünya’da göller, karalar üzerindeki çukur alanlarda biriken durgun su kütleleridir. Göllerin oluşumunda yer kabuğu hareketleri, volkanizma, buzullar, akarsular, dalgalar ve kayaçların çözünmesi gibi farklı süreçler etkili olur. Bu nedenle göllerin büyüklükleri, derinlikleri, sularının özellikleri ve kullanım biçimleri birbirinden farklıdır.

Göller yeryüzüne eşit dağılmamıştır. Bazı bölgelerde binlerce göl bulunurken bazı geniş alanlarda göl sayısı oldukça azdır. İklim, yer şekilleri, jeolojik yapı ve geçmişte yaşanan doğal süreçler bu dağılış üzerinde birlikte rol oynar.

Göl Nedir?

Göl, karalar üzerindeki doğal ya da insan yapımı bir çanakta biriken su kütlesidir. Göller denizlerle doğrudan ve geniş bir bağlantıya sahip değildir. Ancak bazı göller, akarsular aracılığıyla denizlere veya başka göllere su ulaştırabilir.

Göllerin başlıca su kaynakları şunlardır:

  • Yağışlar
  • Akarsular
  • Yer altı suları
  • Kaynaklar
  • Eriyen kar ve buzullar

Bir göle ulaşan su miktarı ile gölden ayrılan su miktarı göl seviyesini belirler. Yağışların azalması, sıcaklığın yükselmesi veya gölü besleyen akarsuların sularının kullanılması göl seviyesini düşürebilir. Yağışlı dönemlerde ve kar erimelerinin arttığı mevsimlerde ise seviye yükselebilir.

Göller, büyüklük bakımından denizlerle karıştırılabilir. Örneğin Hazar Denizi, adında “deniz” sözcüğü bulunmasına rağmen karalarla çevrili olduğu için coğrafi bakımdan bir göldür.

Dünya’da Göllerin Oluşumu

Dünya’da göller farklı doğal süreçlerle meydana gelir. Gölleri oluşumlarına göre sınıflandırırken suyun özelliğine değil, içinde bulunduğu çanağın nasıl meydana geldiğine bakılır.

Tektonik, volkanik, buzul, karstik ve set göllerinin oluşumunu gösteren şema

Tektonik Göller

Yer kabuğundaki kırılma, çökme, kıvrılma ve yükselme hareketleri bazı alanlarda çanaklar oluşturur. Bu çanakların sularla dolması sonucunda tektonik göller meydana gelir.

Tektonik göller genellikle geniş ve derin olabilir. Dünya’nın en derin gölü olan Baykal Gölü tektonik kökenlidir. Doğu Afrika’daki Tanganika Gölü ile Lut Gölü de bu grupta yer alır.

Tektonik hareketlerin oluşturduğu bütün çukurlarda göl bulunmaz. Göl oluşabilmesi için çanağın suyla beslenmesi ve suyun burada birikebilmesi gerekir.

Volkanik Göller

Volkanik faaliyetler sırasında meydana gelen çukurların sularla dolması volkanik gölleri oluşturur. Bu göller, içinde bulundukları çanağın türüne göre farklı adlar alır:

  • Krater gölü: Volkan konisinin tepesindeki krater çukurunda oluşur.
  • Kaldera gölü: Volkanın tepe bölümünün çökmesiyle meydana gelen geniş çanakta oluşur.
  • Maar gölü: Volkanik patlama sonucunda açılan geniş ve çoğunlukla dairesel çukurda oluşur.

ABD’deki Krater Gölü, Endonezya’daki Toba Gölü ve Yeni Zelanda’daki Taupo Gölü volkanik süreçlerle oluşmuş göllere örnektir.

Buzul Gölleri

Buzullar hareket ederken yeryüzünü aşındırır ve çeşitli çanaklar meydana getirir. Buzullar eridikten sonra bu çanaklarda biriken sular buzul göllerini oluşturur.

Kanada, Finlandiya, İsveç, Norveç ve Rusya’nın kuzeyinde çok sayıda buzul gölü bulunur. Kuzey Amerika’daki Büyük Göller’in çanaklarının şekillenmesinde de buzullar önemli rol oynamıştır.

Buzulların taşıdığı malzemeler bazen bir set oluşturur. Bu setin gerisinde su birikmesiyle moren set gölleri meydana gelebilir. Dolayısıyla buzullar hem çanak açarak hem de suyun önünü kapatan malzemeler biriktirerek göl oluşumuna katkı sağlar. Bu süreç, buzulların oluşturduğu yer şekilleri ile yakından ilişkilidir.

Karstik Göller

Kalker, jips ve kaya tuzu gibi kolay çözünebilen kayaçların bulunduğu alanlarda yer altı ve yüzey suları çeşitli çukurlar oluşturur. Bu çukurların sularla dolması sonucunda karstik göller meydana gelir.

Karstik göller çoğunlukla obruk, dolin, uvala veya polye gibi karstik çanaklarda oluşur. Bu göllerin su seviyeleri, yer altı su sistemleriyle bağlantılı olduğu için kısa sürede değişebilir. Bazılarının suları yer altındaki çatlaklardan başka alanlara ulaşabilir.

Akarsu Gölleri

Akarsuların aşındırma ve biriktirme faaliyetleri bazı göllerin oluşmasını sağlar. Özellikle eğimin az olduğu ovalarda kıvrımlar çizerek akan akarsuların yatağı zamanla değişebilir.

Akarsuyun yaptığı bir büklüm ana yataktan ayrıldığında hilal biçimli bir göl oluşabilir. Bu göllere kopmuş menderes gölü ya da akarsu gölü denir. Amazon, Mississippi ve Tuna gibi büyük akarsuların çevresinde bu tür göllere rastlanır.

Akarsu biriktirmesi, bir vadinin önünü kapatarak alüvyal set göllerinin oluşmasına da yol açabilir. Bu nedenle akarsular, göl çanaklarını hem aşındırma hem de biriktirme yoluyla meydana getirebilir.

Kıyı Set Gölleri

Dalgalar ve kıyı akıntıları kum, çakıl ve diğer malzemeleri kıyı boyunca taşır. Bu malzemelerin bir koyun önünü kapatmasıyla kıyı set gölü oluşur. Kıyı set göllerine lagün veya deniz kulağı da denir.

Lagünler başlangıçta denizle dar bir kanalla bağlantılı olabilir. Zamanla birikmenin devam etmesi bu bağlantıyı daraltabilir veya tamamen kapatabilir. Bu göller çoğunlukla sığdır.

Heyelan Set Gölleri

Heyelan sırasında yamaçtan kopan büyük miktardaki malzeme bir vadiyi kapatabilir. Akarsu suları bu doğal setin gerisinde birikirse heyelan set gölü meydana gelir.

Bu göllerin varlığını yalnızca heyelana bağlamak yeterli değildir. Vadinin biçimi, akarsuyun taşıdığı su miktarı ve doğal setin suyu tutabilmesi de önem taşır.

Moren Set Gölleri

Buzullar, hareketleri sırasında taşıdıkları kaya, çakıl, kum ve kil gibi malzemeleri eridikleri alanlarda biriktirir. Moren adı verilen bu birikintiler suyun önünü kapatırsa moren set gölü oluşur.

Bu göller geçmişte buzulların etkili olduğu Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika ve yüksek dağlık alanlarda yaygındır.

Doğal Set Gölleri ve Yapay Göller Arasındaki Fark

Doğal set göllerinde suyun önü heyelan, moren, lav veya alüvyon gibi doğal bir engelle kapanır. Yapay göllerde ise insanlar bir akarsu vadisine baraj inşa ederek suyun birikmesini sağlar.

Baraj gölleri elektrik üretimi, sulama, içme suyu sağlama ve taşkınları denetleme gibi amaçlarla oluşturulur. Bu nedenle göl görünümüne sahip olsalar da doğal göllerden oluşum biçimleriyle ayrılırlar.

Göllerin Sularının Özellikleri

Göl suları tatlı, tuzlu, sodalı veya acı olabilir. Bu farklılık gölün açık ya da kapalı havzada bulunmasına, iklime, beslenme kaynaklarına ve çevredeki kayaçların özelliklerine bağlıdır.

Açık havza ve kapalı havza göllerinin su çıkışı ve tuzluluk bakımından karşılaştırılması

Açık Havza Gölleri

Sularını bir akarsu aracılığıyla denize veya başka bir dış drenaj sistemine ulaştırabilen göller açık havzada bulunur. Bu göllere fazla miktarda tuz taşınsa bile suların dışarı akması tuzların gölde birikmesini sınırlar.

Nemli iklim bölgelerindeki göllerin önemli bir bölümü açık havzalıdır. Baykal Gölü, Kuzey Amerika’daki Büyük Göller ve Afrika’daki Victoria Gölü açık havza göllerine örnektir. Bu göllerin suları genellikle tatlıdır.

Kapalı Havza Gölleri

Sularını denize ulaştıramayan göller kapalı havzada yer alır. Gölden dışarıya akış bulunmadığında su çoğunlukla buharlaşma yoluyla kaybolur. Akarsuların taşıdığı çözünmüş mineraller ise gölde kalır.

Kurak ve yarı kurak bölgelerde buharlaşmanın fazla olması göl suyundaki tuzluluk oranını artırabilir. Hazar Denizi, Aral Gölü ve Lut Gölü kapalı havza göllerine örnektir.

Bununla birlikte kapalı havzadaki her göl aynı derecede tuzlu değildir. Gölü besleyen su miktarı, buharlaşma, gölün büyüklüğü, kayaçların yapısı ve yer altına sızma koşulları birlikte etkili olur.

Göl Sularındaki Tuzluluğu Etkileyen Faktörler

Göl sularının kimyasal özelliğini tek bir neden belirlemez. Başlıca etkenler şunlardır:

  • Gölün dışarıya akışının bulunup bulunmaması
  • Yağış ve buharlaşma arasındaki denge
  • Gölü besleyen akarsuların taşıdığı mineraller
  • Çevredeki kayaçların yapısı
  • Gölün derinliği ve su miktarı
  • Yer altı sularıyla olan bağlantılar

Kurak bir bölgede bulunan dışa akışsız gölde buharlaşma güçlü olabilir. Su buharlaşırken mineraller gölde kaldığı için tuzluluk zamanla artar. Buna karşılık bol yağış alan ve dışarıya akışı bulunan bir gölde tuz birikimi daha sınırlıdır.

Dünya’da Göllerin Dağılışı

Göllerin dağılışında günümüzdeki iklim koşullarının yanı sıra geçmişte yaşanan buzul, tektonik ve volkanik süreçler de önem taşır. Bu nedenle göl sayısının fazla olduğu bölgeler aynı özelliklere sahip değildir.

Dünya’daki başlıca göllerin ve göl bölgelerinin dağılış haritası

Kuzey Amerika

Kanada ve ABD’nin kuzeyinde çok sayıda buzul gölü bulunur. Geçmişte geniş alanları kaplayan buzullar, yeryüzünde çok sayıda çanak oluşturmuştur.

Superior, Michigan, Huron, Erie ve Ontario göllerinden oluşan Büyük Göller, ABD ile Kanada arasında yer alır. Bu göller akarsular ve kanallarla birbirine bağlanır. Tatlı su kaynakları, ulaşım ve ekonomik faaliyetler bakımından büyük önem taşırlar.

Kuzey Avrupa ve Kuzey Asya

Finlandiya, İsveç, Norveç ve Rusya’nın kuzey kesimlerinde buzul kökenli göller yaygındır. Finlandiya’nın “göller ülkesi” olarak tanınmasında geçmişteki buzul faaliyetleri etkili olmuştur.

Rusya’daki Baykal Gölü ise tektonik kökenlidir. Çok derin bir çanakta yer alan göl, dünyanın önemli tatlı su kaynaklarından biridir.

Afrika

Afrika’nın doğusunda yer kabuğunun kırılması ve çökmesiyle oluşan uzun ve derin tektonik çanaklar bulunur. Tanganika ve Malawi gölleri bu çanaklarda yer alır.

Victoria Gölü de Doğu Afrika’dadır. Ancak çanağının oluşumu, bölgedeki diğer uzun ve derin tektonik göllerden farklıdır. Göl, yükselmiş alanlar arasında kalan geniş ve sığ bir çanakta bulunur.

Afrika’nın kurak ve yarı kurak kesimlerindeki bazı göllerin yüzölçümü mevsimlere ve yağış miktarına göre büyük ölçüde değişebilir. Çad Gölü bu duruma örnektir.

Asya

Asya’da tektonik ve kapalı havza gölleri geniş yer tutar. Hazar Denizi, dünyanın yüzölçümü bakımından en büyük gölüdür. Avrupa ile Asya arasında bulunan bu gölün okyanuslarla doğal bağlantısı yoktur.

Orta Asya’daki Aral Gölü, gölü besleyen akarsu sularının büyük ölçüde tarımda kullanılması nedeniyle ciddi biçimde küçülmüştür. Bu değişim, su kaynaklarına yapılan insan müdahalelerinin göller ve çevreleri üzerindeki etkisini gösterir.

Güney Amerika

Güney Amerika’daki göllerin dağılışında And Dağları ve bu dağlardaki tektonik, volkanik ve buzul süreçleri etkili olur. Titicaca Gölü, And Dağları üzerindeki yüksek bir platoda bulunur.

Kıtanın güneyindeki Patagonya’da ise geçmiş buzul faaliyetlerinin oluşturduğu çok sayıda göl yer alır. Bu göllerin bir bölümü Arjantin ile Şili sınırı çevresinde uzanır.

Avustralya

Avustralya’nın iç kesimleri kurak olduğu için göllerin çoğu dışa akışsız havzalarda yer alır. Bu göller yağışlı dönemlerde genişleyebilir, uzun süren kurak dönemlerde ise büyük ölçüde küçülebilir.

Eyre Gölü, kıtanın iç kesimlerindeki geçici göllerin önemli örneklerinden biridir. Gölün kapladığı alan, havzaya ulaşan yağış ve akarsu miktarına göre değişir.

Göllerin Doğal Çevre ve İnsan Yaşamı İçin Önemi

Göller yalnızca su birikintisi değildir. Bulundukları bölgenin doğal çevresini, ekonomisini ve yerleşme düzenini etkileyebilir.

Tatlı Su Kaynağı Olmaları

Tatlı su gölleri, içme ve kullanma suyu sağlanmasında önemli rol oynar. Ayrıca tarım alanlarının sulanmasında ve sanayi faaliyetlerinde göl sularından yararlanılabilir.

Ancak gölden alınan su miktarı, gölü besleyen su miktarını uzun süre aşarsa göl seviyesi düşer. Bu nedenle su kullanımının gölün yenilenme kapasitesine göre planlanması gerekir. Göller, Türkiye’de su kaynakları içinde de önemli bir yere sahiptir.

Balıkçılık

Uygun koşullara sahip göllerde balıkçılık yapılır. Balık türleri gölün sıcaklığına, derinliğine, oksijen miktarına ve tuzluluk durumuna göre değişir.

Aşırı avlanma, yabancı türlerin göle bırakılması ve su kirliliği göldeki canlı yaşamını bozabilir. Bu nedenle balıkçılığın göl ekosistemini koruyacak biçimde yürütülmesi gerekir.

Ulaşım

Geniş ve birbirine bağlı göller ulaşım amacıyla kullanılabilir. Kuzey Amerika’daki Büyük Göller, kanallar ve akarsular aracılığıyla Atlas Okyanusu’na bağlanır. Bu durum göllerin yük taşımacılığındaki önemini artırır.

Her göl ulaşım için uygun değildir. Gölün büyüklüğü, derinliği, iklim koşulları ve çevresindeki ekonomik faaliyetler ulaşım olanaklarını etkiler.

Enerji Üretimi

Bazı göllerden çıkan akarsular üzerinde hidroelektrik santraller kurulabilir. Ayrıca baraj gölleri doğrudan elektrik üretmek amacıyla oluşturulabilir.

Doğal göl ile baraj gölü arasındaki fark burada önem kazanır. Doğal göller doğal süreçlerle meydana gelirken baraj gölleri insanların akarsu önüne set yapmasıyla oluşur.

İklim Üzerindeki Yerel Etkileri

Büyük göller çevrelerindeki sıcaklık ve nem koşullarını etkileyebilir. Su, karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğuduğu için göl çevresinde sıcaklık farklarını bir ölçüde azaltabilir.

Göller havadaki nemi artırabilir ve yakın çevrede sis ya da yağış oluşumuna katkı sağlayabilir. Ancak bu etkilerin gücü gölün büyüklüğüne, çevredeki yer şekillerine ve hava koşullarına göre değişir.

Canlılar İçin Yaşam Alanı Oluşturmaları

Göller; balıklar, su bitkileri, kuşlar ve çok sayıda küçük canlı için yaşam alanıdır. Özellikle sığ kıyılar, sazlıklar ve deltalar biyolojik çeşitlilik bakımından önemlidir.

Göle ulaşan su miktarındaki azalma, kirlilik ve kıyıların aşırı değiştirilmesi bu yaşam alanlarını daraltabilir.

Gölleri Tehdit Eden Başlıca Sorunlar

Göller doğal süreçler nedeniyle değişebilir. Bununla birlikte insan faaliyetleri bu değişimi hızlandırabilir ve göl ekosistemlerinde kalıcı sorunlara yol açabilir.

Kuraklık, aşırı su kullanımı ve kirliliğin göller üzerindeki etkileri

Su Seviyesinin Düşmesi

Kuraklık ve yüksek buharlaşma göl seviyesini düşürebilir. Gölü besleyen akarsulardan aşırı su alınması ve yer altı sularının fazla kullanılması da bu süreci hızlandırır.

Su seviyesi düştüğünde kıyı çizgisi geriler, sulak alanlar küçülür ve göldeki tuzluluk değişebilir. Bu durum canlı yaşamını ve gölden yararlanan insanları etkiler.

Kirlilik

Evsel atıklar, sanayi atıkları ve tarım alanlarından taşınan gübreler göllerde kirliliğe neden olabilir. Göl sularının yenilenme süresi uzun olduğu için kirleticiler gölde birikebilir.

Suya fazla miktarda besleyici madde karışması, su bitkileri ve alglerin aşırı çoğalmasına yol açabilir. Bunun sonucunda sudaki oksijen azalabilir ve balık ölümleri görülebilir.

Göllerin Doldurulması ve Kıyıların Değiştirilmesi

Yerleşme, tarım, ulaşım veya başka kullanım amaçlarıyla göl kıyılarının doldurulması doğal yaşam alanlarını daraltır. Sazlıkların kurutulması da kuşların ve diğer canlıların barınma alanlarını azaltır.

Göl kıyılarında yapılacak çalışmalar, kıyının doğal yapısı ve suyun dönemsel seviye değişimleri dikkate alınarak planlanmalıdır.

İklim Değişikliğinin Etkileri

Sıcaklıkların yükselmesi buharlaşmayı artırabilir. Yağış miktarı ve kar erime zamanları değiştiğinde gölleri besleyen su kaynakları da etkilenir.

Her göl iklim değişikliğine aynı biçimde tepki vermez. Gölün bulunduğu iklim bölgesi, derinliği, beslenme kaynakları ve insan kullanımı ortaya çıkacak sonucu birlikte belirler.

Sözün Kısası

Dünya’da göller, karalar üzerindeki doğal veya insan yapımı çanaklarda biriken su kütleleridir. Göl çanakları tektonik hareketler, volkanizma, buzullar, karstlaşma, akarsular ve doğal setler gibi farklı süreçlerle oluşabilir.

Bir gölün tatlı, tuzlu, sodalı veya acı olması yalnızca bulunduğu bölgenin iklimine bağlı değildir. Gölün dışarıya akışının bulunması, buharlaşma, beslenme kaynakları ve çevredeki kayaçlar birlikte etkili olur. Dışarıya akışı bulunan göllerin suları çoğunlukla tatlıdır. Kapalı havzalardaki göllerde ise mineraller daha kolay birikir.

Göller tatlı su sağlama, balıkçılık, ulaşım, enerji üretimi ve canlılara yaşam alanı oluşturma bakımından önemlidir. Buna karşılık aşırı su kullanımı, kirlilik, kıyıların değiştirilmesi ve iklim koşullarındaki değişimler göllerin doğal dengesini bozabilir.

Sık Sorulan Sorular

Dünyanın en büyük gölü hangisidir?

Yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük gölü Hazar Denizi’dir. Adında “deniz” geçmesine rağmen okyanuslarla doğal bağlantısı bulunmadığı ve karalarla çevrili olduğu için göl kabul edilir.

Dünyanın en derin gölü hangisidir?

Dünyanın en derin gölü Rusya’daki Baykal Gölü’dür. Göl, tektonik hareketlerle oluşmuş derin bir çanakta bulunur.

Göl suları neden tuzlu olur?

Gölün dışarıya akışı yoksa akarsuların taşıdığı mineraller gölde birikir. Özellikle buharlaşmanın fazla olduğu kurak bölgelerde su azalırken mineraller kaldığı için tuzluluk artar.

Her kapalı havza gölü tuzlu mudur?

Hayır. Kapalı havzadaki göllerin tuzluluğu; yağış, buharlaşma, beslenme kaynakları, kayaçların yapısı ve yer altına sızma koşullarına göre değişir.

Doğal göl ile baraj gölü arasındaki fark nedir?

Doğal göller tektonik hareketler, volkanizma, buzullar ve benzeri doğal süreçlerle oluşur. Baraj gölleri ise insanların bir akarsu vadisinin önüne set yapmasıyla meydana gelir.

Bir göl zamanla kuruyabilir mi?

Evet. Uzun süren kuraklık, yüksek buharlaşma, gölü besleyen suların azalması ve aşırı su kullanımı gölün küçülmesine veya kurumasına yol açabilir.

Lagün nedir?

Lagün, dalgalar ve kıyı akıntılarının taşıdığı malzemelerin bir koyun önünü kapatmasıyla oluşan kıyı set gölüdür. Lagünlere deniz kulağı da denir.

Coğrafya Dersi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin